BEN

3 kilo 700 gramdın diyor annem, sabaha karşı 6’yı 10 geçe doğ­dun 16 Tem­muz 78’de… “Bir kızınız oldu” dedik­lerinde sev­inçten ağladım.
O zaman­larda aşağı yukarı neye ben­zediğimi ben de aşağı­daki şu fotoğraftan gördüm.

06(Ekim 1978)

Hafif kızgın bir ifade ve ağladı ağlay­a­cak gibi duran bükük bir dudak (ama şapka son moda kesin­likle!) O yıl­ların üzeri siyah örtüyle kaplanan fotoğraf makinelerinden epey ürkmüş olmalıyım. Detaycı gözler için de arkada sak­lanıp düşmeyeyim diye belim­den tutan anne­min eline dikkati çekerim.

En fazla anaoku­lun­daki yıl­lara dönebiliyor insan anıları arasında yol­cu­luğa çıkınca. Benim de 4 – 5 yaşların­daki halim geliyor gözümün önüne kendime dair hatır­ladığım en eski şeyler arasında…Şu alt­taki minik kızı çok iyi hatır­lıy­o­rum mesela…

02(13 Mayıs 1981)

Kısacık saçları, sap­sarı olduğu için siyah beyaz fotoğraflarda görün­meyen kaşları ve suratının tümünü kaplayan koca­man gülümsemesi… Anne­min tar­i­fiyle hem zıpır ve çok yara­maz, hem de çok akıllı ve uslu. Bazen fotoğraflara bakarken keşke insan çocuk­luğuyla yeniden karşılaşa­bilme imkanına sahip olsa diye düşünürüm hep, kendimi elim­den tutup gezdirmek, ona oyun­cak­lar almak, sevmek, gerekli üç beş bi’şey söyle­mek ister­dim mesela…

04(kıyafetler tam 80’ler…Babam, bıyık­larını döne­min modasını göre bırak­tığını iddia ediyor şimdi)

Bulgaristan’ın Şumen ken­tine yakın bir kasabada büyüdüm. Her çocuğun hay­alini kura­cağı bir çocuk­luktu ben­imki. Ağaçlara tır­manıp meyve yer (ki kendimi bildim bileli en sevdiğim meyve kirazdır), ormana çiçek topla­maya gider (karde­len görünce hala heye­can­lanırım), karda kıza­kla kayar, yazın eriyen asfalt­tan kopardığımız yapışkan zift parçalarıyla iri papaz böcek­leri yakalardık. Böcek dedim de aklıma geldi, bir de hangi akla hizmetse geceleri ateşböceği yakalayıp onları alnımıza yapıştırıyor ve bunun güzel göründüğüne inanıyorduk…

05(Abimle aramızda 11 yaş fark var)

Evimizin saçak­larına yuva yapan kır­langıçları, kasa­banın kenarın­daki gölde kur­bağa avlayan leylek­leri, yağ­mur son­rası tar­lalarda çıkan man­tar­ları, güneşli havada çiseleyen yağ­mu­run ardın­dan beliren gökkuşak­larını izl­eye izl­eye geçti bu döne­mim. Şimdi bakınca Alice Harikalar Diyarında’dan fark­sız görünüyor aslında…
İşte bu yıl­lar­dan kalma yara izler­imi çok sev­erim bu yüz­den. 8 yaşımda vişne ağacın­dan düştüğüm gün sağ diz­imde oluşan “kele­beğim” (şeklin­den dolayı öyle derim hep ona) veya boyum­dan büyük bir işe kalkışıp, ağabey­imin büyük kıza­ğını çalarak buzda tepetak­lak düştüğüm gün sol elimin baş­par­mağında oluşan “V” şeklin­deki “zafer işaretim”…O anları gerçek­ten yaşadığımın kanıt­ları bu yara izlerim, iyi ki varlar!

07(Hazi­ran 1989)

Bu üstteki fotoğraf ekleniyor albüme daha sonra… Yıl 1989, 11 yaşın­dayım. Bulgaristan’da bir kaos hakim. Dört yıl süren bir çekiş­menin en ateşli gün­leri.
1985’de Bul­garca dışında her­hangi bir dilin konuşul­ması yasak­lan­mış ve ülkedeki tüm azın­lık­ların isim­leri değiştir­ilmişti zorla…
Soy­isim yok­tur orada, herkes babasının ve dedesinin adıyla anılır. Gül­han Halidi­nova Mah­mu­dova gibi…İsim değişi­minin ardın­dan Galina Hris­tova Mihaylova olmuştu adım. ( Şimdi kim­i­leri şakayla karışık “epey afili olmuş, cool olmuş, niye dert ettiniz ki bunu yahu” diye­bilir ama insana zorla day­atılan herşeyde olduğu gibi bu da kabul edile­mez bir durum elbette)…
Sonuç olarak Türk azın­lık kendi­ler­ine day­atılan tüm asim­i­lasyon poli­tikalarına karşı geldi, gös­ter­iler düzen­ledi, bunun net­icesinde de zorunlu göçe tabi tutul­du­lar. Yukarı­daki, göç için çekilen pas­aport fotoğrafım… Göz­ler­imin için­deki belir­si­zliğe karışan öfkeyi ben fotoğrafta görebiliyorum…Yıllar sonra lisede yaza­cağım “Hüznün Rengi Mavi” adlı öyküde, o an his­set­tik­ler­imi şöyle tanımlamıştım…“Elbiselerini, oyun­cak­larını, mek­tu­plarını, kita­plarını paket­leyip götüre­biliyor insan yanında… Peki ya meyve ağaçlarım…ördeğim Pati? Dostlarım…çocukluk aşkım? Hatıralar birk­tirdiğim mekan­lar ve gele­cek hay­al­lerim ne ola­caktı? Ner­eye sığdırıp, sak­layıp götüre­cek­tim onları?”..
Getirememiştim…

01(1990)

Şu üstteki Türkiye’deki ilk fotoğrafım, gelişimiz­den bir yıl sonra çekildi. Bulgaristan’dan göç edince Kırk­lareli Kızılay Göç­men Kampı’ndaki yardım çadır­larında kaldık bir süre. Biraz bozuk ve komik aksanlı da olsa Türkçe konuş­mayı biliy­or­dum elbette ama okuma yaz­mayı ve Latin alfabesini burada öğrendim (Balkan ülkelerinin bazılarında Kiril alfabesi kul­lanılıyor).
Nüfus memuru soy­adınız ne ola­cak diye sorunca ailece bir­bir­mize bakıp
“ kısa ve yazıl­ması kolay birşey olsun memur bey, ne bileyim can, kan, şan, şen gibi birşey” dedik. Sonunda yeni yaşamımızda uğur getirmesi dileğiyle “Şen” soy­adını seçtik… Soy­adını insanın ken­disinin seçmesi çok tuhaf, bu yüz­den tüm akra­balarımı­zla fark­lıdır soy­isim­ler­imiz bizim.

03(1996-lise 2)

Zaman geçti ve bir sürü zor­luğa rağ­men herşey yeniden rayına oturdu. Ailem çalış­maya, ben de oku­maya başladım. Ortaokulu Yeşilköy’de, liseyi de okula alı­nan ikinci grup kızlar­dan biri olarak bana zen­gin bir düşünme ve hay­al­gücü, geniş bir donanım ve vizyon kazandıran öğret­men­lerle dolu Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Hep­sine ne kadar teşekkür etsem azdır…
İstan­bul Üniver­sitesi İletişim Fakül­tesi Radyo Tv Sinema Bölümü’nü kazandık­tan son­raysa hay­atımda yeni bir dönem de başlamış oldu… “Kendim” olmamı sağlayan işime ilk adım­larımı atmaya üniver­sit­ede başlamıştım…

— —  —  —  —  —  — -

BABACIĞIM…

Ne yazsam, ne desem, ne yap­sam hepsi boş biliy­o­rum…
Duygu­larımı yaz­manın ve başkalarıyla pay­laş­manın bile
his­set­tik­ler­ime karşı samimiyet­si­z­lik ola­cağını düşünüy­o­rum şu an…
Yüreğimde olup biten­leri man­alı cüm­leler haline getirm­eye çalış­mak,
bazılarını eleyip bazılarını seçmek, onlara bir metin muame­lesi yap­mak yani…
Yapa­mam, yaza­mam… Acımı sizinle paylaşamam…

Bu acıyı tarif ede­cek söz yok zaten… Sadece bil­m­enizi iste­dim…
Kızını ne kadar çok insanın sevdiğini his­setmesi ve git­tiği yerde çok mutlu olması için dualarınızı Canım Babacığım­dan esirge­meyin…
Dünyalar tatlısı kalbiyle Allah’ın sevgili bir kulu olarak Bayra­mın ilk günü (30 Eylül 2008) cen­nete uğurladığım CanParçam… 

Allah Canım Anneciğime ve aileme uzun ömür­ler versin…
Bana da dayanma gücü…

babam

 

 

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

BEN”

119 için yorumlar
  1. gulhanin asigi diyor ki:

    Mer­haba ablacığım… Şu siteni biraz daha aktif yap abla ya… Seninle hayran­ların arasında bi bağ kur… Senin düşüne­meye­ceğin kadar hayranın vardır emin ol! Saygılarımla … :) :)

  2. kadir310 diyor ki:

    Mer­haba Gül­han Hanım. Pro­gramınız çok güzel. İzlerken hem bil­gileniyor hem de eğleniy­o­rum. Yap­tığınız espir­iler çok güzel ama en önem­lisi çok ama çok tatlısıınz hayran oldum size. Pro­gramınızda başarılar dilerim.

  3. kralex42 diyor ki:

    Selam göç­men kızı…
    Hangi takımı tutuyorsun?

  4. gulhanin asigi diyor ki:

    Abla nere­desin, özledik seni…

  5. Börtü diyor ki:

    Gül­han Ablaaaaa mer­haba gene ben. Çıktım geldim börtü nickimle tekrar­dan bura­dayım… :) )))
    Yaaa şikayetçiyim sanırım şu an:) Gene efkar­landımmm… Ben seninle muhab­bet etmek istiy­o­rum… Çok birşey mi istiy­o­rum ki acaba yaaa… Bi empati yap­sam! Evet sanırım bu isteğim imkan­sız gibi, par­don :) )) Ama olsun amaç yakarış olsun!
    Anam her zamanki gibi pro­gramını izledim gece de tekrarını yani şu dakikalarda… İzlerken kendimi kaybe­diy­o­rum, çok şirin, çok sıcak­sın yaa. O gülen yüzün hiç sol­masın pilisss hay­ata sesleniy­o­rum buradan… :) Kendine çoook iyi bak olur mu ;) Si yu baş baş : )))

    Not:Devrik cüm­leler­im­den dolayı kusura bak­mayınız. İçimden nasıl geçiy­orsa öyle yazdım.:)))

  6. burak_ckr diyor ki:

    Gül­han abla seni çok seviy­oru­uzzz :D :D Şu yazdık­larını okuyunca sana acc­cayip imrendim. :D Beni de yanına alsa ne güzel olur diye düşündüm! 1 kişi­lik yer kadroda bana ayırın, bavullarınızı taşırım :D Başarılarınızın devamı dileğiyle…

  7. gulfizer diyor ki:

    Mer­haba Gül­han abla ;)
    Seni “Zeit­geist” pro­gramın­dan beri takip ediy­o­rum. Bu yazıyı okuyunca sana içimin neden bu kadar çok ısındığını anladım. Ben de 19 Tem­muz 1985 doğum­luyum. Yazıları okurken hüngür hüngür ağlamış olmama şaşır­may­a­cağını düşünüy­o­rum :) (sulu göz yengeç kardeşliği)
    Herşey bir yana iyi ki varsın.. Bu kadar kaliteli ve eğlenceli bir pro­gram yap­tığın için teşekkür­ler… Başarıların devamlı olsun…

  8. amir00008 diyor ki:

    Mer­haba nasıl­sın? Sizi ve pro­gramızı çok seviy­o­rum. Ben İran­lıyım. Türkiye’yi çok seviy­o­rum. Seni yakın­dan görmek istiy­o­rum. Çocuk­luk fotoğrafınızı çok beğendim. Çok güzelsiniz ve hala çok güzelsiniz.

  9. yasemin izci diyor ki:

    Evet katılıy­o­rum aşığına…

  10. burak_dogan diyor ki:

    Mer­aba Gül­han, sen ve sun­duğun pro­gram çok güzel, izlerken çok eğleniy­o­rum, çok kaliteli bir pro­gram. Lüt­fen bırakayım deme olur mu! Küserim yok­saa…
    Başarılarının devamı dileğiyle. Herşey gön­lüne göre olsun…

  11. Gamzedeyim deva bulmam!!! diyor ki:

    …Issız bir adaya düşsem (tabii gök­ten zem­bille, öyle bir yer olmadığı için :) ) yanıma ala­cağım üç şey; sınırsız alkol, senin resmin (pro­filden :) )çünkü sana gel desem gelmezsin! (olsun). Bir de Cuma’yı alırdım yanıma. Şu bizim Cuma… :) Adanın her yanına senin ismini yazar, senin res­im­lerinle donatırdım. İmdat, help filan yazmazdım…Sonra Cuma’yı yanıma alıp (tabii bi yan­dan dem­leniy­oruz :) ) sana bakardım. Seni anlatırdım Cuma’ya, bak derdim Cuma bak da gör! İşte bu derdim benim derdim! Şimdi dünyayı dolaşıyor bakalım buraya da gele­cek mi ha ne der­sin Cuma bizim yanımıza da gelir mi der­sin? Gelsin değil mi,gelsin… Bize bek­le­mek düşer! Bak Cuma…

  12. akin diyor ki:

    Mer­haba Gül­han, hakkında yazılan bütün o güzel söz­leri hakediy­or­sun yal­nızca pro­gramının değil, gezdiğin o galaksinin en par­lak yıldızısın. Keşke hayran­ların için bir kitap yazsan daha sonra belki imza günü filan yaparsın, hem senin için ilginç bi çalışma olur, hem de bize seninle tanışma fır­satını verirdi. Umarım yüzün­den o güzel gülücük­ler hiç eksik olmaz ve pro­gramın uzun yıl­lar devam eder…

  13. makarna diyor ki:

    Merhaba,herkese İstanbul’dan leğen dolusu sevgiler :)

  14. ismail0653 diyor ki:

    Selam, pro­gram­larını key­i­fle izliy­o­rum. Git­tiğin yer­leri öyle bir anlatıy­or­sun ki gide­ceğim yer­leri belir­liy­or­sun. Çok başarılısın, başarılarının devamını dilerim. Duruşunu da hiç bozma, sana çok yakışıyor. Yeni bölüm­lerini mer­akla bek­liy­o­rum. Sevgilerle.

  15. ENDLESS_WOLF diyor ki:

    Gül­han Hanım, Merhaba..yine ben, Karad­eniz Ereğlisi’nden yazıy­o­rum.
    Siz­den bir ricam ola­cak; “Lüt­fen en kısa zamanda ekran­lara, daha doğrusu GGR’ye geri dönün…”
    Özlet­tiniz ken­di­nizi ama…olmuyor böyle…anladık, herkesin din­len­m­eye ve tatile ihtiy­acı var, ancak siz olmadan bizler kendimizi huzur­suz ve yal­nız hissediyoruz…”ÖYLE DEĞİL Mİ ARKADAŞLAR!!!”
    Gül­han Hanım, duy­dunuz mu?… Bakın, herkes aynı şeyi söylüyor :)

    Neyse, bir dahaki sef­ere görüşürüz (ya da yazışırız). O zamana kadar Hoşça ve Dostçakalın…Kendinizi fazla özlet­meyin :)

    Sevgi ve Saygılar,
    Murat (ENDLESS_WOLF)

  16. ozgechan diyor ki:

    Sizin öyle hayranınızım ki…

  17. freemen diyor ki:

    Anlamlı ve coşkulu bir yaşam için,hayatındaki her şeyin gön­lünce olması temennisiyle,sağlık içinde nice mutlu,umutlu senelere…

  18. azizce diyor ki:

    GÜLHANCIM 16 TEMMUZ GÜNÜN KUTLU OLSUN. İYİ Kİ DOĞDUN. İYİ Kİ TANIMAK NASİP OLDU BANA. İSTERDİM Kİ YANINDAYKEN KUTLAYAYIM DOĞUM GÜNÜNÜ. NEYSE CANIM KENDİNE ÇOKKKKKK İYİ BAK, HEP BÖYLE KAL… aziz

  19. öztürk diyor ki:

    Seni çok seviy­o­rum :)

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için üye olmanız ve giriş yapmanız gerekmektedir.