BEN
3 kilo 700 gramdın diyor annem, sabaha karşı 6’yı 10 geçe doğdun 16 Temmuz 78’de… “Bir kızınız oldu” dediklerinde sevinçten ağladım.
O zamanlarda aşağı yukarı neye benzediğimi ben de aşağıdaki şu fotoğraftan gördüm.
Hafif kızgın bir ifade ve ağladı ağlayacak gibi duran bükük bir dudak (ama şapka son moda kesinlikle!) O yılların üzeri siyah örtüyle kaplanan fotoğraf makinelerinden epey ürkmüş olmalıyım. Detaycı gözler için de arkada saklanıp düşmeyeyim diye belimden tutan annemin eline dikkati çekerim.
En fazla anaokulundaki yıllara dönebiliyor insan anıları arasında yolculuğa çıkınca. Benim de 4 – 5 yaşlarındaki halim geliyor gözümün önüne kendime dair hatırladığım en eski şeyler arasında…Şu alttaki minik kızı çok iyi hatırlıyorum mesela…
Kısacık saçları, sapsarı olduğu için siyah beyaz fotoğraflarda görünmeyen kaşları ve suratının tümünü kaplayan kocaman gülümsemesi… Annemin tarifiyle hem zıpır ve çok yaramaz, hem de çok akıllı ve uslu. Bazen fotoğraflara bakarken keşke insan çocukluğuyla yeniden karşılaşabilme imkanına sahip olsa diye düşünürüm hep, kendimi elimden tutup gezdirmek, ona oyuncaklar almak, sevmek, gerekli üç beş bi’şey söylemek isterdim mesela…
(kıyafetler tam 80’ler…Babam, bıyıklarını dönemin modasını göre bıraktığını iddia ediyor şimdi)
Bulgaristan’ın Şumen kentine yakın bir kasabada büyüdüm. Her çocuğun hayalini kuracağı bir çocukluktu benimki. Ağaçlara tırmanıp meyve yer (ki kendimi bildim bileli en sevdiğim meyve kirazdır), ormana çiçek toplamaya gider (kardelen görünce hala heyecanlanırım), karda kızakla kayar, yazın eriyen asfalttan kopardığımız yapışkan zift parçalarıyla iri papaz böcekleri yakalardık. Böcek dedim de aklıma geldi, bir de hangi akla hizmetse geceleri ateşböceği yakalayıp onları alnımıza yapıştırıyor ve bunun güzel göründüğüne inanıyorduk…
(Abimle aramızda 11 yaş fark var)
Evimizin saçaklarına yuva yapan kırlangıçları, kasabanın kenarındaki gölde kurbağa avlayan leylekleri, yağmur sonrası tarlalarda çıkan mantarları, güneşli havada çiseleyen yağmurun ardından beliren gökkuşaklarını izleye izleye geçti bu dönemim. Şimdi bakınca Alice Harikalar Diyarında’dan farksız görünüyor aslında…
İşte bu yıllardan kalma yara izlerimi çok severim bu yüzden. 8 yaşımda vişne ağacından düştüğüm gün sağ dizimde oluşan “kelebeğim” (şeklinden dolayı öyle derim hep ona) veya boyumdan büyük bir işe kalkışıp, ağabeyimin büyük kızağını çalarak buzda tepetaklak düştüğüm gün sol elimin başparmağında oluşan “V” şeklindeki “zafer işaretim”…O anları gerçekten yaşadığımın kanıtları bu yara izlerim, iyi ki varlar!
Bu üstteki fotoğraf ekleniyor albüme daha sonra… Yıl 1989, 11 yaşındayım. Bulgaristan’da bir kaos hakim. Dört yıl süren bir çekişmenin en ateşli günleri.
1985’de Bulgarca dışında herhangi bir dilin konuşulması yasaklanmış ve ülkedeki tüm azınlıkların isimleri değiştirilmişti zorla…
Soyisim yoktur orada, herkes babasının ve dedesinin adıyla anılır. Gülhan Halidinova Mahmudova gibi…İsim değişiminin ardından Galina Hristova Mihaylova olmuştu adım. ( Şimdi kimileri şakayla karışık “epey afili olmuş, cool olmuş, niye dert ettiniz ki bunu yahu” diyebilir ama insana zorla dayatılan herşeyde olduğu gibi bu da kabul edilemez bir durum elbette)…
Sonuç olarak Türk azınlık kendilerine dayatılan tüm asimilasyon politikalarına karşı geldi, gösteriler düzenledi, bunun neticesinde de zorunlu göçe tabi tutuldular. Yukarıdaki, göç için çekilen pasaport fotoğrafım… Gözlerimin içindeki belirsizliğe karışan öfkeyi ben fotoğrafta görebiliyorum…Yıllar sonra lisede yazacağım “Hüznün Rengi Mavi” adlı öyküde, o an hissettiklerimi şöyle tanımlamıştım…“Elbiselerini, oyuncaklarını, mektuplarını, kitaplarını paketleyip götürebiliyor insan yanında… Peki ya meyve ağaçlarım…ördeğim Pati? Dostlarım…çocukluk aşkım? Hatıralar birktirdiğim mekanlar ve gelecek hayallerim ne olacaktı? Nereye sığdırıp, saklayıp götürecektim onları?”..
Getirememiştim…
Şu üstteki Türkiye’deki ilk fotoğrafım, gelişimizden bir yıl sonra çekildi. Bulgaristan’dan göç edince Kırklareli Kızılay Göçmen Kampı’ndaki yardım çadırlarında kaldık bir süre. Biraz bozuk ve komik aksanlı da olsa Türkçe konuşmayı biliyordum elbette ama okuma yazmayı ve Latin alfabesini burada öğrendim (Balkan ülkelerinin bazılarında Kiril alfabesi kullanılıyor).
Nüfus memuru soyadınız ne olacak diye sorunca ailece birbirmize bakıp
“ kısa ve yazılması kolay birşey olsun memur bey, ne bileyim can, kan, şan, şen gibi birşey” dedik. Sonunda yeni yaşamımızda uğur getirmesi dileğiyle “Şen” soyadını seçtik… Soyadını insanın kendisinin seçmesi çok tuhaf, bu yüzden tüm akrabalarımızla farklıdır soyisimlerimiz bizim.
Zaman geçti ve bir sürü zorluğa rağmen herşey yeniden rayına oturdu. Ailem çalışmaya, ben de okumaya başladım. Ortaokulu Yeşilköy’de, liseyi de okula alınan ikinci grup kızlardan biri olarak bana zengin bir düşünme ve hayalgücü, geniş bir donanım ve vizyon kazandıran öğretmenlerle dolu Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Hepsine ne kadar teşekkür etsem azdır…
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv Sinema Bölümü’nü kazandıktan sonraysa hayatımda yeni bir dönem de başlamış oldu… “Kendim” olmamı sağlayan işime ilk adımlarımı atmaya üniversitede başlamıştım…
— — — — — — — -
BABACIĞIM…
Ne yazsam, ne desem, ne yapsam hepsi boş biliyorum…
Duygularımı yazmanın ve başkalarıyla paylaşmanın bile
hissettiklerime karşı samimiyetsizlik olacağını düşünüyorum şu an…
Yüreğimde olup bitenleri manalı cümleler haline getirmeye çalışmak,
bazılarını eleyip bazılarını seçmek, onlara bir metin muamelesi yapmak yani…
Yapamam, yazamam… Acımı sizinle paylaşamam…
Bu acıyı tarif edecek söz yok zaten… Sadece bilmenizi istedim…
Kızını ne kadar çok insanın sevdiğini hissetmesi ve gittiği yerde çok mutlu olması için dualarınızı Canım Babacığımdan esirgemeyin…
Dünyalar tatlısı kalbiyle Allah’ın sevgili bir kulu olarak Bayramın ilk günü (30 Eylül 2008) cennete uğurladığım CanParçam…
Allah Canım Anneciğime ve aileme uzun ömürler versin…
Bana da dayanma gücü…























Allah rahmet eylesin baban için.
Gerçekten de zor bi hayatı oturtmuşsun rayına o zamanlardan belli azmin vay be Bulgaristan’dan o ufak kız geldi büyüdü ve Türk gençliğine dünya kültürünü gösteriyor.
Ben de sitenin açılışında bunları belirtmiştim senden bi şeyler olsun diye ama burada yazanlar başka kaynaklarda da var, biraz daha başka yerlerde olmayan, bilinmeyen, örneğin gezi sırasında meydana gelen hatıraların, ne kadar zamanda hazırlıyorsun, geziyorsun, program dışında sosyal hayatından bi kaç tüyo vb. Bence bunlar kitlelerle paylaşılabilecek şeyler ama istemezsen de saygı duyarım.
Eklemeden geçemeyeceğim Gülhan abla Lise2’deki foton da fenaymışş
Çok sempatiksin yaaa…Bu kadar iyi niyeli olman öldürüyo beni güzelim yaaa…
Hayranım sana en büyük hayranın.…Seni izlerken aldığım keyif başka birşey yaa, bir numarasın bence! İnşallah Allah ömrünü uzun eder de biz de izleriz seni…
Baban için üzüldüm. : / Ölüm yaşamdaki en acı şey maalesef, sözle açıklanamayan bir hiç işte. Eminim seni görüp gururlanıyordur baban, ona istediği en büyük hediyeyi veriyorsun başarınla, başka ne ister ki? (:
Fotoğraflar çok güzel bu arada, benim annem de Bulgaristan göçmeni tipleriniz de aynı. (: Onun saçları da kısacıkmış seninki gibi resimlerden gördüğüm kadarıyla.
Bir an anneme bakıyorum zannettim.
Hayat işte seninki de böyle yazılmış diyelim yapacak birşey yok geride kalanlar devam ediyor. Hızlı maratonda sen de arkada kalmamak için çok çalışmışsın, hakkını alıyorsun maddi olmasa da manevi, çok özel hayranların var en azından, daha iyisi can sağlığı, Ümit ben…
Burada yazılanlardan çok daha fazlasısın bence Gülhan!
Canım ablam.. Öyle duygulandım ki okurken gözlerim doldu..

)
Lisede yazdığın kompozisyonunu bizimle paylaştığın kısmı öyle etkileyici ki ifade etmeye kelimelerim yetmiyor açıkçası..
Keşke sana bir sürü ağaç hediye edebilsem diyorum içimden ama hiçbiri o ilk yarayı aldığın tatlı acını, hiçbiri o kirazların tadını vermez eminim..
Babacığına Allahım rahmetler eylesin, Allah aileni sana bağışlasın inşallah.. Beni en çok etkileyen cümlelerin babanı anlattıkların oldu üzerine cümle kuramıyorum… Özlem her daim kalır ama yaran kabuk bağlar umarım..
Çok dolu bir hayatın olmuş bundan sonrası da insanlarla paylaşabileceğin güzelliklerle dolu olur umarım..
İlk fotoğrafa gelince
Allahım en cok sana benzeyen o biliyor musun
Gözler, cin cin bakışlar…
Bu arada ben de hep isterim küçüklüğümü alsam şöyle bi sıksam, bi sevsem aman ne tatlıymışım bee derim hep
Ayrıca hemen dikkatimi çekti, annene benziyorsun, bu güzellik annenden gelmiş onu da anlamış olduk
Unutamadıklarını senin yanında dinlerim umarım bir gün.. Çok tatlısın ablacım..İnsanlara anlatabileceğin güzelliklerle dolu bir ömrün olsun..
”Şen” ol hep..
Yıl 1989’du, ilkokul 2. sınıftaydım..Mahallemize ve sınıfımıza, sarı saçlı yeşil gözlü bir kaç çocuk geldi..Bulgaristan’dan geldiklerini söylüyorlardı, aksanları biraz farklıydı, görünüşleri de…Bisikletleri de vardı yanlarında Bulgaristan’dan getirdikleri, yeşil renkli bööle pedalı geri çevirince arka tekeri durdurup fren yapabilen çok hoşuma giderdi o bisikletler…Bazen, biz isteyine Bulgarca şarkılar söylerlerdi, çok hoştu bizimle aynı dili konuşan yaşıtlarımızın aynı zamanda başka bir dili konuşabiliyor olmaları..Çok uzaktan gelmişlerdi ama bize çok yakınlardı…Ama biz çok sevdik o çocukları, onlar da bizi…
Senin 1990 yılında çektirdiğin o fotoğrafa bakınca çocukluğum geliyor aklıma.. Özlüyorum…
Selam bugün çok güzeldi yaa program, sana bayılıyorum canım ya hiç ayrılma bizlerden…İyi geceler…
Yıl 1991. Edirne’deyim. Tıp Fakültesi bitti, bitecek. Öğrenci evimizin kapısı çalındı. Gelen, Bulgaristan’dan zorunlu göçle gelmiş, apartmanın kaloriferlerini yakan, ilgilenen kişiydi. Adam sadece bu işi yaptığı için asgari ücreti bile çok görüyorlardı. Arkadaşımla bana “Doktor sayılırsınız siz. Bir arkadaşımdan bu iğneleri buldum. Çok üşütmüşüm. Sizce kullansam yararlı olur mu?” dedi. Biz de ilaçları inceledikten sonra olabilir dedik. Adam teşekkür ederek giderken ben “İsterseniz ilk dozu şimdi size yapabiliriz, eczaneye gidip para vermezsiniz.” dedim. Adam bize şok yaşatacak şu cümleyi söyledi: “Sağolun, zahmet etmeyin. Ben Bulgaristan’da veteriner olarak çalışıyordum. Kendime iğne yapabilirim.”
Zorunlu göçle beraber çok zorluklar yaşadığınızı biliyorum. O nedenle geçmiş olsun Gülhan ve hoşgeldiniz.…
Bir yerde, bir şekilde görüşmek üzere…
Yazdıklarını okuyup da duygulanmamak elde değil
Baban için Allah rahmet eylesin, seninle gurur duyuyordur. Allah hepinize uzun ömürler versin inşallah,daha bize anlatacağın, göstereceğin çok yerler var. Hayatında hep mutlu ve huzurlu ol canım seni çok seviyoruz…
Sitenin yavaş yavaş eski haline döndüğünü görmek çok güzel.2 haftadır ne GGR izleyebiliyordum ne de siteyi ziyaret edebiliyordum harika bir sürpriz oldu benim için
Genelde insanlar bu sözü duymaktan nefret eder ama ben söyleyeceğim, sen çok güçlüsün ve çok kocaman bir kalp taşıyorsun, iyi ki varsın Gülhan Abla…
Seni çok kere izledim..(tekrarlarıyla hem de) hele o görgüsüz güvercinlerle çektiğin o kareler, o kahkahaları unutmak mümkün değil…Diyeceğim o ki yozlaşan bu televizyon sektöründe senin gibi samimi, sıcakkanlı, içten, güzel yüzlü insanları görmek inanılmaz hoş.. Sevgiler
Bu arada bir şey sormak istiyorum…New York’da çektiğin bölümün sonunda dans ettiğin şarkının adını öğrenebilir miyim?
Baban ile ilgili olarak yazdıkların yeni dikkatimi celb etti..ve düşüme, ruhu sonsuzlukla kucaklaşan tüm iyi insanlar için iki dize yansıdı…
“Ne kervan kaldı geride, ne de at, hepsi yitip gittiler,
O iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler”..(Necip Fazıl Kısakürek, Boş Ufuklar..)..
Yine düştün aklıma düşünüyorum seni kara kara(hoş sen sarısın ama:D:D:D)
Yurt dışında program yapa yapa bize ”Zeki Müren de bizi görecek mi yerine Gülhan Şen de bizi görecek mi? ” dedirtiyorsun..Sorum şu –Türkiye’de de bu formatta bir pogram yapmayı düşündün mü hiç?.. Mesela bir hafta İzmir’deyken ikinci hafta Mardin’de 3. hafta Rize,Muğla filan..Bir çok kişi denedi aslında ama tutmadı..Nedenini soracak olursan senin gibi güler yüzlü veya ŞEN değillerdi…Bu konu hakkında ne düşünüyorsun bilmek isterim…Bye
62’den tavşan yaptığım ilk günü hatırlıyorum. Çok eğlenmiştim.. Öyle bir hisse kapıldım galaksinde gezerken. Bi CorelDraw X3’ü severim işimden ötürü, bi de seni izlerim eğlencemden ötürü… Böyle türkü tadında oldu.. Zaten uykum da geldi… Sen sen ol da kaybetme heyecanını =)
Bu gece çok mutluyum inanamayacağım şeyler oluyor, sanki hayat bana gülüyor, bir sen yoksun!!! Canım yaaaa!!!
Merhaba Gülhan Hanım, size resmen aşığım. Sizi çok seviyorum.
Senin gibi bir kızın dünyaya gelmesine vesile olduğu için dualarımız daima babanla beraber. Acını “az” da olsa anlayabiliyorum ama, zaten hepimiz bir gün tası tarağı toplayıp gitmeyecek miyiz buralardan? Tek farkı, O’nun bizden biraz daha evvel bu dünyadan ayrılmış olması.
Galaksinin en sempatik kızına selamlarımla…
Gülhan Şen gibi güzel birinin kalbi nasıl çalınır? Gülhan Şen’in demedim
dikkat
Bir de çok merak ediyorum Tırmık napıyor?
Ben sana Acun’un dişi versiyonu diyorum annem ise sana benim kız diyor, tatlı, doğal ve güzel haline hayran olan kitlenin 2 ferdiyiz annemle
Programınızı büyük bir heyecanla takip ediyorum.Neşeli, heyecanlı sunum yapmanız çok hoşuma gidiyor.Ayrıca diğer yapılmış programlardan farkı herşeyi ile tanıtım yapıyorsunuz. Adapazarı‘nda çok “Şen” soyadı var, bura ile bir bağlantınız var mı? Ayrıca TV8 stüdyolarına gelirsem sizi görme imkanım olur mu? Selamlar iyi çalışmalar…
Yaptığın televizyon belgesellerinin alayı on numara! ALLAHA EMANET OL..
İnternette gezerken, Tırmık’a çok güzel bi arkadaş buldum, bence çok iyi anlaşırlar gibi geldi bana, bi de senin fikrini almak isterim bu konuda:
http://img339.imageshack.us/img339/4662/dogfluffydestroyerofwor.gif
Aynı acıları paylaşmış biri olarak böyle başarılı olman bizi gururlandırıyor zemlyachke..Baban icin Tanrı‘dan rahmet, sevenleri için de sabır diliyorum..
Gülhan bu yorumlara bi karşılık yok mu ya!?
Hayat her zaman istediğimiz gibi gitmiyor.. Buna rağmen senin gibi gülmeyi başaranlardanım. Programını devamlı izliyorum uzunnn uzunnn yıllar devam etmesi dileğiyle başarılar..
Merhaba Gulhan,
Ben ODTÜ Balkan Topluluğu Halkla İlişkiler sorumlusu Mehmet YAĞCI.
Ben de 1989 Bulgaristan Kırcaali Göçmeniyim. Biliyorsundur belki 24 Aralık 1984 yılında Totaliterizm’e ve soykırıma karşı ilk protesto mitingi düzenlenmişti. Yıl 2009, bu mitingin 25’inci yıldönümü ve biz ODTÜ Balkan Topluluğu olarak bu hafta içerisinde (Aralık 24′ü barındıran hafta) bir takım anma ve söyleşi etkinlikleri düzenleyeceğiz. Sitedeki yorumların senin tarafından onaylanmadığında yayına girmediğini bildiğim için sana buradan ulaşmayı denedim
Eğer o hafta içerisinde uygunsan, ODTÜ‘de düzenleyeceğimiz söyleşi haftasında seni de konuk etmek isteriz. Cevabını bekliyor olacağım, Afrika’da iyi eğlenceler
mehmetyagci@hallarlilar.com
Sen böyle gezmelere gidiyorsun bizim de canımız çekiyor. Öyle sadece kendin gitmekle olmaz valla. Bizi de götür Afrika’ya kedi severiz (aslan) piknik yaparız bi de salıncak kurduk mu tamam olur herhalde sen ne dersin Gülhan?
İyi ki doğmuşsun Gülhancımmm..Nice yıllaraaa seni tv’de hep görmek istiyorummm, başarılar!
Gülhan’ın Galaksi Rehberi sürekli takip ettiğim ender programlardan biriydi …Seyirciye kendini kabul ettirmek lazım gerçekten de.…
))
Ama program neden bitti ya da ne bileyim ben takip edemiyorum sanki artık yok gibi geldi bana
Allah rahmet eylesin .…
Şu okuduklarımdan sonra ben de cıvıl cıvıl başlamak isterdim yorumuma ama babanızı kaybediş haberiniz dudaklarımı büktü açıkçası, başınız sağ olsun gerçekten.

Sana gelince Gülhan ablam müthişsin ya hayatta tavrını takınmak istediğim insan portresisin resmen. Çok büyük hayranınım. Valla bak
Yakarışlarım tv camiasına, bu kadar doğal olabilen, şirin bir varlığı neden tv’lerde çok fazla göremiyoruz
Saygılar, hörmetler olsun efem
Başınız sağolsun demekten başka birşey gelmez elimizden, keşke yapabileceğimiz birşey olsaydı ama gerçekten seveniniz çokmuş onu gördüm…
Anaaamm ne dediii ne dediii…O İzmir’deki kızı bulacağım, sana android dediii. No no nooo!…
Neyse çok konuştum sanırım, saygılar hörmetler buket dolusu çiçekler efem…
Şu dakikalarda Medya Kralı‘nı izliyorum Gülhan ablam.Sanırım ufacık, bi o kadar da kocaman yorumlarım biyerlerde duyulmuş hahayyttt…:)
Seni programlarda, çok daha samimi bi halini görmüş oldum. Yupppi…
Herneyse o bilindik iltifatları etmek istemiyorum sadece tepkimi dile getirmek istedim.Sen bizim meleğimizsiiinnn.:)
Bir de hani demişsin ya kısa da olsa bütün yorumlara cevap vermeye çalışıyorum diye yani genel olarak… Orada börtü nickim üzerine ufak minik birşey söylersen hoplarım zıplarım herhalde…
Filozofumsunuz — sizinle evlenmek istiyorum (yaş farkına rağmen göze aldım ben
) mesele evlenmek değil tabii, mesele en iyisine sahip olabilmek, en neşelisine, en güzeline, en güldü mü eritenine

)
(abartıyor gibiyim ama sizi izledim az önce Okan’da, hani içinizde bir etki olur ya, illa belirteceğim görüşlerimi, narkoz etkisindeyim galiba şu anda
Sizin gibi neşeli olsa keşke herkes…
Sizin yüzünüzden Okan Bayülgen’in programını izlemek zorunda kaldım. Eskiden de annem ve ablam yüzünden haftanın 7 günü dizi izlemek veya dinlemek zorunda kalıyordum
Bebeklik foto nerede abla?
Pardon bebeklik fotoyu yeni gördüm, kafandaki şapka şirinler şapkası değil mi abla?
Gülhancım tv’de izlenecek adam akıllı bir Galaksi Rehberi vardı onu da bitirdik deme sakınnnnn! Sen ve ekibinle dünyayı dolaşmak güzel oluyor. Bilmediğimiz bir çok şeyi öğreniyoruz, mesela Norveç‘de asla ama asla kahve içmiycen çünkü çok kazık!
Galaksi Rehberi’ne selam, dünyayı gezmeye devam di mii
Herhalde hayatla dalga geçercesine rahat olman ve o kadar şeker olman, nedir bu sıcak enerji demeden yapamıyorum…
Uzun uzadıya takip etmedim programı ama takip edeceğim artık, geç bile kalmışım…
Merhaba Gülhan,
Programınızı çok severek izliyorum, teeeeeeeee Belçika’lardan
)
Programınızı en çok neden seviyorum biliyor musunuz? Hayalimi gercekleştirdiğiniz için. Her zaman hayalim dünyanın her bir köşesini gezmek oldu, bir gün uzak, muhtaç ülkelerde eğitimle alakalı birşeler yapmak. Sizi gördükçe ben de hevesleniyorum, keşke ben de gezebilsem, dünyanın her bir köşesini görsem diyorum. Bir bayan için tek başına seyahat etmek de ayrı bir dert diye düşünüyorum sonra ve vazgeçesim geliyor bu hayalden. O yüzden sizi tebrik ediyorum, gezmeye devam! Bir gün eğer yolunuz Belçika’ya düserse ki mutlaka düşmeli.. Bana haber verin olur mu, size takılayım
Size ve ailenize yeni yılda sağlık, mutluluk, huzur diliyorum. Yeni yıl mesajınız çok hoş olmuş!
Selamlar.
Gülhaaaann,
Seni ailecek çok seviyoruz ve yanaklarını ısırmak istiyoruz. Bir gün size yanaklarını ısırmaya gelebilir miyiz?
Selam Candy gibisin ya hele su çölde deve sevmen var ya bittim orada sana ya, çok tatlı mimik hareketlerin var. Ne olur bizim gibi pesimist insanlara da gülmeyi öğret lütfen
Senin gibi hayatı çok da fifi diyenlerden olalım… Teşekkür, her zaman seni izliyorum, çok tatlısın, çalışmalarının devamını dilerim…
Ya çok güzelsin.Gözlerin sesin hele çok muhteşem gözlerin ve sesin var
Gülmen de mükemmel. Çok şekersin. Kosova’dan bile seni izliyoruz. Düşün yani o kadar beğeniliyorsun (K)(K)(K) Kosova — Prizren’den Ferchee
gülhan şen !!!!!!!!!!!!!!!
LÜTFEN HANGİ MAĞAZADAN GİYİNİYORSUN YAZZZ LÜTFEN LÜTFEN ARKADAŞLAR BİLENİNİZ VAR MI?????? BAYILIYORUM KIYAFETLERİNE =)) ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER
O liste bitmez bence