BEN
3 kilo 700 gramdın diyor annem, sabaha karşı 6’yı 10 geçe doğdun 16 Temmuz 78’de… “Bir kızınız oldu” dediklerinde sevinçten ağladım.
O zamanlarda aşağı yukarı neye benzediğimi ben de aşağıdaki şu fotoğraftan gördüm.
Hafif kızgın bir ifade ve ağladı ağlayacak gibi duran bükük bir dudak (ama şapka son moda kesinlikle!) O yılların üzeri siyah örtüyle kaplanan fotoğraf makinelerinden epey ürkmüş olmalıyım. Detaycı gözler için de arkada saklanıp düşmeyeyim diye belimden tutan annemin eline dikkati çekerim.
En fazla anaokulundaki yıllara dönebiliyor insan anıları arasında yolculuğa çıkınca. Benim de 4 – 5 yaşlarındaki halim geliyor gözümün önüne kendime dair hatırladığım en eski şeyler arasında…Şu alttaki minik kızı çok iyi hatırlıyorum mesela…
Kısacık saçları, sapsarı olduğu için siyah beyaz fotoğraflarda görünmeyen kaşları ve suratının tümünü kaplayan kocaman gülümsemesi… Annemin tarifiyle hem zıpır ve çok yaramaz, hem de çok akıllı ve uslu. Bazen fotoğraflara bakarken keşke insan çocukluğuyla yeniden karşılaşabilme imkanına sahip olsa diye düşünürüm hep, kendimi elimden tutup gezdirmek, ona oyuncaklar almak, sevmek, gerekli üç beş bi’şey söylemek isterdim mesela…
(kıyafetler tam 80’ler…Babam, bıyıklarını dönemin modasını göre bıraktığını iddia ediyor şimdi)
Bulgaristan’ın Şumen kentine yakın bir kasabada büyüdüm. Her çocuğun hayalini kuracağı bir çocukluktu benimki. Ağaçlara tırmanıp meyve yer (ki kendimi bildim bileli en sevdiğim meyve kirazdır), ormana çiçek toplamaya gider (kardelen görünce hala heyecanlanırım), karda kızakla kayar, yazın eriyen asfalttan kopardığımız yapışkan zift parçalarıyla iri papaz böcekleri yakalardık. Böcek dedim de aklıma geldi, bir de hangi akla hizmetse geceleri ateşböceği yakalayıp onları alnımıza yapıştırıyor ve bunun güzel göründüğüne inanıyorduk…
(Abimle aramızda 11 yaş fark var)
Evimizin saçaklarına yuva yapan kırlangıçları, kasabanın kenarındaki gölde kurbağa avlayan leylekleri, yağmur sonrası tarlalarda çıkan mantarları, güneşli havada çiseleyen yağmurun ardından beliren gökkuşaklarını izleye izleye geçti bu dönemim. Şimdi bakınca Alice Harikalar Diyarında’dan farksız görünüyor aslında…
İşte bu yıllardan kalma yara izlerimi çok severim bu yüzden. 8 yaşımda vişne ağacından düştüğüm gün sağ dizimde oluşan “kelebeğim” (şeklinden dolayı öyle derim hep ona) veya boyumdan büyük bir işe kalkışıp, ağabeyimin büyük kızağını çalarak buzda tepetaklak düştüğüm gün sol elimin başparmağında oluşan “V” şeklindeki “zafer işaretim”…O anları gerçekten yaşadığımın kanıtları bu yara izlerim, iyi ki varlar!
Bu üstteki fotoğraf ekleniyor albüme daha sonra… Yıl 1989, 11 yaşındayım. Bulgaristan’da bir kaos hakim. Dört yıl süren bir çekişmenin en ateşli günleri.
1985’de Bulgarca dışında herhangi bir dilin konuşulması yasaklanmış ve ülkedeki tüm azınlıkların isimleri değiştirilmişti zorla…
Soyisim yoktur orada, herkes babasının ve dedesinin adıyla anılır. Gülhan Halidinova Mahmudova gibi…İsim değişiminin ardından Galina Hristova Mihaylova olmuştu adım. ( Şimdi kimileri şakayla karışık “epey afili olmuş, cool olmuş, niye dert ettiniz ki bunu yahu” diyebilir ama insana zorla dayatılan herşeyde olduğu gibi bu da kabul edilemez bir durum elbette)…
Sonuç olarak Türk azınlık kendilerine dayatılan tüm asimilasyon politikalarına karşı geldi, gösteriler düzenledi, bunun neticesinde de zorunlu göçe tabi tutuldular. Yukarıdaki, göç için çekilen pasaport fotoğrafım… Gözlerimin içindeki belirsizliğe karışan öfkeyi ben fotoğrafta görebiliyorum…Yıllar sonra lisede yazacağım “Hüznün Rengi Mavi” adlı öyküde, o an hissettiklerimi şöyle tanımlamıştım…“Elbiselerini, oyuncaklarını, mektuplarını, kitaplarını paketleyip götürebiliyor insan yanında… Peki ya meyve ağaçlarım…ördeğim Pati? Dostlarım…çocukluk aşkım? Hatıralar birktirdiğim mekanlar ve gelecek hayallerim ne olacaktı? Nereye sığdırıp, saklayıp götürecektim onları?”..
Getirememiştim…
Şu üstteki Türkiye’deki ilk fotoğrafım, gelişimizden bir yıl sonra çekildi. Bulgaristan’dan göç edince Kırklareli Kızılay Göçmen Kampı’ndaki yardım çadırlarında kaldık bir süre. Biraz bozuk ve komik aksanlı da olsa Türkçe konuşmayı biliyordum elbette ama okuma yazmayı ve Latin alfabesini burada öğrendim (Balkan ülkelerinin bazılarında Kiril alfabesi kullanılıyor).
Nüfus memuru soyadınız ne olacak diye sorunca ailece birbirmize bakıp
“ kısa ve yazılması kolay birşey olsun memur bey, ne bileyim can, kan, şan, şen gibi birşey” dedik. Sonunda yeni yaşamımızda uğur getirmesi dileğiyle “Şen” soyadını seçtik… Soyadını insanın kendisinin seçmesi çok tuhaf, bu yüzden tüm akrabalarımızla farklıdır soyisimlerimiz bizim.
Zaman geçti ve bir sürü zorluğa rağmen herşey yeniden rayına oturdu. Ailem çalışmaya, ben de okumaya başladım. Ortaokulu Yeşilköy’de, liseyi de okula alınan ikinci grup kızlardan biri olarak bana zengin bir düşünme ve hayalgücü, geniş bir donanım ve vizyon kazandıran öğretmenlerle dolu Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Hepsine ne kadar teşekkür etsem azdır…
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv Sinema Bölümü’nü kazandıktan sonraysa hayatımda yeni bir dönem de başlamış oldu… “Kendim” olmamı sağlayan işime ilk adımlarımı atmaya üniversitede başlamıştım…
— — — — — — — -
BABACIĞIM…
Ne yazsam, ne desem, ne yapsam hepsi boş biliyorum…
Duygularımı yazmanın ve başkalarıyla paylaşmanın bile
hissettiklerime karşı samimiyetsizlik olacağını düşünüyorum şu an…
Yüreğimde olup bitenleri manalı cümleler haline getirmeye çalışmak,
bazılarını eleyip bazılarını seçmek, onlara bir metin muamelesi yapmak yani…
Yapamam, yazamam… Acımı sizinle paylaşamam…
Bu acıyı tarif edecek söz yok zaten… Sadece bilmenizi istedim…
Kızını ne kadar çok insanın sevdiğini hissetmesi ve gittiği yerde çok mutlu olması için dualarınızı Canım Babacığımdan esirgemeyin…
Dünyalar tatlısı kalbiyle Allah’ın sevgili bir kulu olarak Bayramın ilk günü (30 Eylül 2008) cennete uğurladığım CanParçam…
Allah Canım Anneciğime ve aileme uzun ömürler versin…
Bana da dayanma gücü…























Merhaba ablacığım… Şu siteni biraz daha aktif yap abla ya… Seninle hayranların arasında bi bağ kur… Senin düşünemeyeceğin kadar hayranın vardır emin ol! Saygılarımla …
Merhaba Gülhan Hanım. Programınız çok güzel. İzlerken hem bilgileniyor hem de eğleniyorum. Yaptığınız espiriler çok güzel ama en önemlisi çok ama çok tatlısıınz hayran oldum size. Programınızda başarılar dilerim.
Selam göçmen kızı…
Hangi takımı tutuyorsun?
Abla neredesin, özledik seni…
Gülhan Ablaaaaa merhaba gene ben. Çıktım geldim börtü nickimle tekrardan buradayım…
)))
)) Ama olsun amaç yakarış olsun!
Kendine çoook iyi bak olur mu
Si yu baş baş : )))
Yaaa şikayetçiyim sanırım şu an:) Gene efkarlandımmm… Ben seninle muhabbet etmek istiyorum… Çok birşey mi istiyorum ki acaba yaaa… Bi empati yapsam! Evet sanırım bu isteğim imkansız gibi, pardon
Anam her zamanki gibi programını izledim gece de tekrarını yani şu dakikalarda… İzlerken kendimi kaybediyorum, çok şirin, çok sıcaksın yaa. O gülen yüzün hiç solmasın pilisss hayata sesleniyorum buradan…
Not:Devrik cümlelerimden dolayı kusura bakmayınız. İçimden nasıl geçiyorsa öyle yazdım.:)))
Gülhan abla seni çok seviyoruuzzz
Şu yazdıklarını okuyunca sana acccayip imrendim.
Beni de yanına alsa ne güzel olur diye düşündüm! 1 kişilik yer kadroda bana ayırın, bavullarınızı taşırım
Başarılarınızın devamı dileğiyle…
Merhaba Gülhan abla
(sulu göz yengeç kardeşliği)
Seni “Zeitgeist” programından beri takip ediyorum. Bu yazıyı okuyunca sana içimin neden bu kadar çok ısındığını anladım. Ben de 19 Temmuz 1985 doğumluyum. Yazıları okurken hüngür hüngür ağlamış olmama şaşırmayacağını düşünüyorum
Herşey bir yana iyi ki varsın.. Bu kadar kaliteli ve eğlenceli bir program yaptığın için teşekkürler… Başarıların devamlı olsun…
Merhaba nasılsın? Sizi ve programızı çok seviyorum. Ben İranlıyım. Türkiye’yi çok seviyorum. Seni yakından görmek istiyorum. Çocukluk fotoğrafınızı çok beğendim. Çok güzelsiniz ve hala çok güzelsiniz.
Evet katılıyorum aşığına…
Meraba Gülhan, sen ve sunduğun program çok güzel, izlerken çok eğleniyorum, çok kaliteli bir program. Lütfen bırakayım deme olur mu! Küserim yoksaa…
Başarılarının devamı dileğiyle. Herşey gönlüne göre olsun…
…Issız bir adaya düşsem (tabii gökten zembille, öyle bir yer olmadığı için
) yanıma alacağım üç şey; sınırsız alkol, senin resmin (profilden
)çünkü sana gel desem gelmezsin! (olsun). Bir de Cuma’yı alırdım yanıma. Şu bizim Cuma…
Adanın her yanına senin ismini yazar, senin resimlerinle donatırdım. İmdat, help filan yazmazdım…Sonra Cuma’yı yanıma alıp (tabii bi yandan demleniyoruz
) sana bakardım. Seni anlatırdım Cuma’ya, bak derdim Cuma bak da gör! İşte bu derdim benim derdim! Şimdi dünyayı dolaşıyor bakalım buraya da gelecek mi ha ne dersin Cuma bizim yanımıza da gelir mi dersin? Gelsin değil mi,gelsin… Bize beklemek düşer! Bak Cuma…
Merhaba Gülhan, hakkında yazılan bütün o güzel sözleri hakediyorsun yalnızca programının değil, gezdiğin o galaksinin en parlak yıldızısın. Keşke hayranların için bir kitap yazsan daha sonra belki imza günü filan yaparsın, hem senin için ilginç bi çalışma olur, hem de bize seninle tanışma fırsatını verirdi. Umarım yüzünden o güzel gülücükler hiç eksik olmaz ve programın uzun yıllar devam eder…
Merhaba,herkese İstanbul’dan leğen dolusu sevgiler
Selam, programlarını keyifle izliyorum. Gittiğin yerleri öyle bir anlatıyorsun ki gideceğim yerleri belirliyorsun. Çok başarılısın, başarılarının devamını dilerim. Duruşunu da hiç bozma, sana çok yakışıyor. Yeni bölümlerini merakla bekliyorum. Sevgilerle.
Gülhan Hanım, Merhaba..yine ben, Karadeniz Ereğlisi’nden yazıyorum.
Sizden bir ricam olacak; “Lütfen en kısa zamanda ekranlara, daha doğrusu GGR’ye geri dönün…”
Özlettiniz kendinizi ama…olmuyor böyle…anladık, herkesin dinlenmeye ve tatile ihtiyacı var, ancak siz olmadan bizler kendimizi huzursuz ve yalnız hissediyoruz…”ÖYLE DEĞİL Mİ ARKADAŞLAR!!!”
Gülhan Hanım, duydunuz mu?… Bakın, herkes aynı şeyi söylüyor
Neyse, bir dahaki sefere görüşürüz (ya da yazışırız). O zamana kadar Hoşça ve Dostçakalın…Kendinizi fazla özletmeyin
Sevgi ve Saygılar,
Murat (ENDLESS_WOLF)
Sizin öyle hayranınızım ki…
Anlamlı ve coşkulu bir yaşam için,hayatındaki her şeyin gönlünce olması temennisiyle,sağlık içinde nice mutlu,umutlu senelere…
GÜLHANCIM 16 TEMMUZ GÜNÜN KUTLU OLSUN. İYİ Kİ DOĞDUN. İYİ Kİ TANIMAK NASİP OLDU BANA. İSTERDİM Kİ YANINDAYKEN KUTLAYAYIM DOĞUM GÜNÜNÜ. NEYSE CANIM KENDİNE ÇOKKKKKK İYİ BAK, HEP BÖYLE KAL… aziz
Seni çok seviyorum
Dünyada senin kadar “kendi” olan bir insan tanıdın mı? Cevap yazarsan sevinirim gerçekten
Gülhan abla seni çok seviyorum ayy abla demesem mi? Neyse ona sonra karar veririm
) Programın çok tatlı, çok güzel giyiniyorsun, çok şekersin ben de hep senin gibi ülke ülke gezmek istemişimdir ya da sadece bir tek ülkeyi, ileride gidebilir miyim bilmiyorum ama bu sabah programın tekrarında tam da benim gitmek istediğim yere gitmiştin: İspanya’ya… Ahhh oraya ne kadar çok gitmek istiyorum bir bilsen! Gerçi sen Mallorca Adası‘na gitmiştin, olsun ora da olur.. Lafı fazla uzatmadan seni çoook sevdiğimi bir kere daha söyleyerek metnimi sonlandırıyorum. İnşallah ileride seninle birlikte bu programı yaparız (aminnnnn):))) Adios:))
Elimde,sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup,kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!
Yürü,gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Köşede bir lahza kalıver gitsin!
Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin!
Merhaba Gülhan… Sanırım en son 1.5 yıl önce mesaj göndermiştim sana… Ama bu süre içinde hem tekrarlarını, hem de taptaze programlarını izlemeyi sürdürdüm.. Bu tatil sabahında da, 2 yaşındaki yaramaz oğlumla, senin programlarından (Karadağ ile ilgili olan) birini daha izlerken şu sitene bir daha bakalım dedim.. Bu sevimli ve neşesi insanı saran kız ne yapıyor görmek istedim.. Yaşasın diyorum..Çünkü yine ve yeni bir proglamla bizimleymişsin.. Unutmadan, ben bir öğretmenim.. Ama seni izlerken pek hevesli bir öğrenci oluyorum.. Başarı dilemek ne kadar doğru bilmiyorum zaten öylesin.. Bizim için de gez..İYİ Kİ VARSIN..
Gülhan Abla ,
Öyle biri değilimdir… İnsanları severim, kendimi severim, herşeyi severim. Ama ben arayışımı senin gibi birini bulana kadar devam ettireceğim (:
Ben sizin programınızı izledikten sonra, hep senin gibi ama yaşıtım birini aradım. Fakat bulamadım :S Bir kaç kere teklif aldım ama kabul etmedim… Ama beni kendini beğenmiş biri sanma
Ciddi ciddi aşığım bu cana.. Sarışın sevmem ben ya nasıl bir şey bu!.. 10 yıl önce doğsaydım çok şey değişirmiş Gülhan
Öyle şahane bir diksiyona sahipsin ki, sırf bunu söylemek için siteye üye oldum. Daha da çıkmam herhalde
Gülhan,
Az iskam da te zapoznavam s nakoy: Moy plemennik, toy jivee v İstanbul, i se zanimava s turizm. Toy sışto e roden v Şumen. Az mnogo te haresvam. Prosto iskam da se zapoznaete. Ako kajeş “da” mnogo şte se zaradvam. (Toy ne znae çe ti pişa. Tova e moe mnenie. No sım sigorna çe i toy bi iskal tova) Tzeluvam te. Çao. Haydi yap bir çılgınlık!
Çakam da mi pişeş.
Gülhan selamlar tüm yazılan yorumları okuyorum dediğin için sana bu yoldan başka bir şekilde ulaşamadım malesef
bir arkadaşın dediği gibi cidden sandığından çok çok fazla hayranın var…
Ve yine büyük bir çoğunluğun dediği gibi daha aktif bir site gerekli diye düşünüyorum.
Kullanıcıların ve senin bu hazır WordPress temalarında kaybolduğuna inanarak senin doğallığına ve cana yakınlığına kısaca senin klasına
yakışır bir flash site yapmak isterim.
Ünlüler arasındaki en kaliteli siteye sahip olabileceğin sözünü verebilirim. Bana bir şekilde ulaşabilirsen (üyelik bilgilerimde mail adresim var) detayları daha net aktarabilirim. Teşekkürler…
Seninle tanışabilmek için ne yapmak gerekiyor
Gülhan abla ben Hüseyin. Bulgaristan göçmeniyiz biz de. Ama biz sizden geç geldik, 92’de. Baban için üzüldüm onların hakları ödenmez. Bir hayatı bırakıp herşeyi göze alarak yeni hayata başlamak herkesin yapacagı iş değil. Programlarına hep baktım askerdeyken. İlk gördüğümde seni tv’de bu kız bizim oralı dedim.
İlk bakışta anlarım 
Gülhan abla dikkat et kendine, hayatta başarılar…
Dünyada tanışmayı en çok istediğim kişisin Gülhancığım. Ya yaptığın iş de, sen de mükemmelsin (No more comment!)
Tarihe yolculuk gibi olmuş, programı beğeniyorum. Ama nedense bir türlü saatlerine alışamadım. Sürekli değişiyor mu ne?!
Ha bu arada, siteyi biraz toparlarsan hiç fena olmaz; mesela:
–Anasayfanın sağında kalan menüler zor bulunuyor.
–Ayrıca hiçbiryerde e-mail ile iletişim yok.
–Twitter mwitter eklemek lazım…
Ayrıca merak ediyorum, bu enerji nereden geliyor? Bir tavsiye s il vous plait!
Sevgili Gülhan, bir şeyi çok merak ettim. Sen hiç merak etmiyor musun-senin izleyicin, senin fanların nasıl insanlar diye??
–Ne bileyim bi dış görünüşlerimiz.…
–Hangi yaşlarda oluşumuz, fanlarının yaş ortalaması.…
Mesela şey nasıl bir duygudur; samimi arkadaşların vardır liseden, üniversiteden hep görüşürsün çünkü onlar sen ünlü olmadan önce de vardı… Ama şundan haberdar mısın; tıpkı o arkadaşların gibi sen farkında bile olmadan 10’larcasının olduğunun.…Seni karşılıksız sevdiğimizin… Benim gibi seni çok sevenlerin seni tanıma şansının olabileceğinin ya da olmayabileceğinin olasılığının olup olmadığını??
Seni seviyorum . Tv 8 ‘de 3 tane hesabım varsa 3′ü de senin için.
Ekstradan hayali bir 2 kişi bile programının popülaritesini arttırsın diye (gerçi buna asla ihtiyacın yok !) olsun.…
Merhaba,
Ben eski çekimlere nereden ulaşabilirim merak ediyorummmm?
Ya ben Gülhan hanımefendiye
özel bir mesaj yollamak istiyorum! Nasıl?
Merhaba Gülhan ablacığım, ufak bi sorunum var. Şimdi, ben senin doğum gününde hediye amaçlı Artrage programından kendim bizzat resmini çizdim ama galaksirehberi@tv8.com.tr ‘ye yollamaya çalışıyorum fakat yollanmıyor. Sana bu çizimimi yollamayı çok istiyorum umarım yorumumu okursun. Yeşil Elma’ya bir ton daha fazla yeşil renk kattın
Seni çok seviyorum.
Gülhan ablacığım seninle tanışabilmek için ne yapmamız gerekiyor?
“YEŞİL ELMA ” SüperdinNNNNNNNNNNNN! ÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖzellikleee;
“KÖFTE + UN =:MUHTEŞEM KARIŞIMMMMMM”
ÇOK GÜLDÜM ONA YAAAAAAAAAAAAA.
Daha sonra katılacağın programı da yazarsan sevinirimmmmmmmmmm. Takip açısındannn!
SİTE YENİLENSE DAHA BİR GÜZEL OLUR SANKİİİİİİİİİİİİİİ
TABİİ BENİM FİKRİMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM.
Gülhan ablammmmm sen Galaksi Rehberi’ndeki “galaksi“nin en güzel yıldızısın… O gözlerindeki mavi ışıltı, yüzündeki masum gülüşün hiç eksilmesin… Lütfen nasıl tanışabilim seninle onu söyle bana geleyim yanına. Tv8 binasına geleceğim bir gün seni ziyarete…Mümkün olsa ben de gelebilsem seninle yurt dışına (inşallah)… Ne zamanları stüdyoda oluyorsun lütfen yaz , seni ben 2. ablam olarak görüyorum (yanlış anlama 2. ablam derken 1. ablamla eşit olarak görüyorum
)
Dersen ki ben 2. ablan olmam o zaman 1. ablam ol ama yine ablam ol…Seninle tanışmak istiyorum kendine çok iyi bak mesajını bekliyorum
Gülhanın Galaksi Rehberi: pozitif (+)
Güzellik: pozitif (+)
Hayranların ilgisi: pozitif (+)
Espiriler: pozitif (+)
Bilgi,kültür: pozitif (+)
Doğallık: pozitif (+)
Büyüklere saygı,küçüklere sevgi: pozitif (+)
.
.
.
.
.
YEMEK: NEGATİF (-)
Ne diyeyim bilmem ki şimdi… Evde kaldın kusura bakma!
Ben seni böyle de severiiiimmmmm.…
Kabul edisen
Olmadı beş vakit dışarıdan söyleriz ne olacak ki
Bazen de yumurta kırarız, sen bir yumurtayı tutarsın ben diğerini, kafa kafaya verdik mi onun da altından kalkarız eyvallah
Olsun
Seviiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim seni
Öpüldün gözlerinden, fani bir kulun gözleri tarafından…
Selam Gülhan’ım Şen’im senin program tv’ye her çıktığında annem diyor ki: Hıhh benim kız çıktı. Ben de ya anne senin tek kızın var o da benim diyorum.
Sonra gülüşüyoruz işte. (Tuhh cinsiyetimi belli etmiş oldum
İnsan sevdiğini kıskanırmış.
Yani kısaca Cem Yılmaz’ın dediği gibi SEVEREK İZLİYORUZ!
Bu arada bir de Türkiye’nin içinde program yapsan mesela Denizli’ye gel bir Pamukkale’ye gidelim. Annem kızını görsün…
Çalıştığım yerde iki hemşire var, seni onlara benzettim güldüler, gerçekten birisinin konuşma tarzı sana benziyor, diğerinin gözleri ve ağız yapısı aynı sen
Hiç kimse Gülhan Şen’e benzemezzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz!
Bu arada şu “Sözün Özü“nü değiştirsek!
Benziyor dedim
Ha bu arada hasta oldum bronşit ilacı kullanıyorum havalar çok sıcak ben hastayım hayret!
Ya böyle bir şey beni bulur zaten!
Kışın hasta olmuyorum yaz gelince hastayım, hastasın, hasta modunda geziyorum
Sevgili “holy book” adlı arkadaş ben de benzeyemez bile dedim!
GULHAN’cım ben seni çok seviyorum bea
Neden bu kadar şeker oluyorsun, bak kız arkadaşımla çok tartışıyorum seni ondan çok sevdiğim için
O kadar degil de ama o kadar
Başarılarının devamını bütün kalbimle diliyorum (galiba)..
Bursa’ya da uğramanı istiyorum, saçına bir kere bile olsa röfle yapmak istiyorum
Lütfen lütfen lütfen..
Muckkkk..
Sevgili hemşerim programlarını büyük bir keyif ile seyretmeye çalışıyorum, siteni tesadüf eseri buldum ve birazcık göz gezdirme fırsatım oldu. Yazmış olduğun hayat hikayenin bir bölümünde adeta kendimden bir parça buldum (zift ile papaz tutmak gibi)… Başarılarının devamını dilerim!