BEN

3 kilo 700 gramdın diyor annem, sabaha karşı 6’yı 10 geçe doğ­dun 16 Tem­muz 78’de… “Bir kızınız oldu” dedik­lerinde sev­inçten ağladım.
O zaman­larda aşağı yukarı neye ben­zediğimi ben de aşağı­daki şu fotoğraftan gördüm.

06(Ekim 1978)

Hafif kızgın bir ifade ve ağladı ağlay­a­cak gibi duran bükük bir dudak (ama şapka son moda kesin­likle!) O yıl­ların üzeri siyah örtüyle kaplanan fotoğraf makinelerinden epey ürkmüş olmalıyım. Detaycı gözler için de arkada sak­lanıp düşmeyeyim diye belim­den tutan anne­min eline dikkati çekerim.

En fazla anaoku­lun­daki yıl­lara dönebiliyor insan anıları arasında yol­cu­luğa çıkınca. Benim de 4 – 5 yaşların­daki halim geliyor gözümün önüne kendime dair hatır­ladığım en eski şeyler arasında…Şu alt­taki minik kızı çok iyi hatır­lıy­o­rum mesela…

02(13 Mayıs 1981)

Kısacık saçları, sap­sarı olduğu için siyah beyaz fotoğraflarda görün­meyen kaşları ve suratının tümünü kaplayan koca­man gülümsemesi… Anne­min tar­i­fiyle hem zıpır ve çok yara­maz, hem de çok akıllı ve uslu. Bazen fotoğraflara bakarken keşke insan çocuk­luğuyla yeniden karşılaşa­bilme imkanına sahip olsa diye düşünürüm hep, kendimi elim­den tutup gezdirmek, ona oyun­cak­lar almak, sevmek, gerekli üç beş bi’şey söyle­mek ister­dim mesela…

04(kıyafetler tam 80’ler…Babam, bıyık­larını döne­min modasını göre bırak­tığını iddia ediyor şimdi)

Bulgaristan’ın Şumen ken­tine yakın bir kasabada büyüdüm. Her çocuğun hay­alini kura­cağı bir çocuk­luktu ben­imki. Ağaçlara tır­manıp meyve yer (ki kendimi bildim bileli en sevdiğim meyve kirazdır), ormana çiçek topla­maya gider (karde­len görünce hala heye­can­lanırım), karda kıza­kla kayar, yazın eriyen asfalt­tan kopardığımız yapışkan zift parçalarıyla iri papaz böcek­leri yakalardık. Böcek dedim de aklıma geldi, bir de hangi akla hizmetse geceleri ateşböceği yakalayıp onları alnımıza yapıştırıyor ve bunun güzel göründüğüne inanıyorduk…

05(Abimle aramızda 11 yaş fark var)

Evimizin saçak­larına yuva yapan kır­langıçları, kasa­banın kenarın­daki gölde kur­bağa avlayan leylek­leri, yağ­mur son­rası tar­lalarda çıkan man­tar­ları, güneşli havada çiseleyen yağ­mu­run ardın­dan beliren gökkuşak­larını izl­eye izl­eye geçti bu döne­mim. Şimdi bakınca Alice Harikalar Diyarında’dan fark­sız görünüyor aslında…
İşte bu yıl­lar­dan kalma yara izler­imi çok sev­erim bu yüz­den. 8 yaşımda vişne ağacın­dan düştüğüm gün sağ diz­imde oluşan “kele­beğim” (şeklin­den dolayı öyle derim hep ona) veya boyum­dan büyük bir işe kalkışıp, ağabey­imin büyük kıza­ğını çalarak buzda tepetak­lak düştüğüm gün sol elimin baş­par­mağında oluşan “V” şeklin­deki “zafer işaretim”…O anları gerçek­ten yaşadığımın kanıt­ları bu yara izlerim, iyi ki varlar!

07(Hazi­ran 1989)

Bu üstteki fotoğraf ekleniyor albüme daha sonra… Yıl 1989, 11 yaşın­dayım. Bulgaristan’da bir kaos hakim. Dört yıl süren bir çekiş­menin en ateşli gün­leri.
1985’de Bul­garca dışında her­hangi bir dilin konuşul­ması yasak­lan­mış ve ülkedeki tüm azın­lık­ların isim­leri değiştir­ilmişti zorla…
Soy­isim yok­tur orada, herkes babasının ve dedesinin adıyla anılır. Gül­han Halidi­nova Mah­mu­dova gibi…İsim değişi­minin ardın­dan Galina Hris­tova Mihaylova olmuştu adım. ( Şimdi kim­i­leri şakayla karışık “epey afili olmuş, cool olmuş, niye dert ettiniz ki bunu yahu” diye­bilir ama insana zorla day­atılan herşeyde olduğu gibi bu da kabul edile­mez bir durum elbette)…
Sonuç olarak Türk azın­lık kendi­ler­ine day­atılan tüm asim­i­lasyon poli­tikalarına karşı geldi, gös­ter­iler düzen­ledi, bunun net­icesinde de zorunlu göçe tabi tutul­du­lar. Yukarı­daki, göç için çekilen pas­aport fotoğrafım… Göz­ler­imin için­deki belir­si­zliğe karışan öfkeyi ben fotoğrafta görebiliyorum…Yıllar sonra lisede yaza­cağım “Hüznün Rengi Mavi” adlı öyküde, o an his­set­tik­ler­imi şöyle tanımlamıştım…“Elbiselerini, oyun­cak­larını, mek­tu­plarını, kita­plarını paket­leyip götüre­biliyor insan yanında… Peki ya meyve ağaçlarım…ördeğim Pati? Dostlarım…çocukluk aşkım? Hatıralar birk­tirdiğim mekan­lar ve gele­cek hay­al­lerim ne ola­caktı? Ner­eye sığdırıp, sak­layıp götüre­cek­tim onları?”..
Getirememiştim…

01(1990)

Şu üstteki Türkiye’deki ilk fotoğrafım, gelişimiz­den bir yıl sonra çekildi. Bulgaristan’dan göç edince Kırk­lareli Kızılay Göç­men Kampı’ndaki yardım çadır­larında kaldık bir süre. Biraz bozuk ve komik aksanlı da olsa Türkçe konuş­mayı biliy­or­dum elbette ama okuma yaz­mayı ve Latin alfabesini burada öğrendim (Balkan ülkelerinin bazılarında Kiril alfabesi kul­lanılıyor).
Nüfus memuru soy­adınız ne ola­cak diye sorunca ailece bir­bir­mize bakıp
“ kısa ve yazıl­ması kolay birşey olsun memur bey, ne bileyim can, kan, şan, şen gibi birşey” dedik. Sonunda yeni yaşamımızda uğur getirmesi dileğiyle “Şen” soy­adını seçtik… Soy­adını insanın ken­disinin seçmesi çok tuhaf, bu yüz­den tüm akra­balarımı­zla fark­lıdır soy­isim­ler­imiz bizim.

03(1996-lise 2)

Zaman geçti ve bir sürü zor­luğa rağ­men herşey yeniden rayına oturdu. Ailem çalış­maya, ben de oku­maya başladım. Ortaokulu Yeşilköy’de, liseyi de okula alı­nan ikinci grup kızlar­dan biri olarak bana zen­gin bir düşünme ve hay­al­gücü, geniş bir donanım ve vizyon kazandıran öğret­men­lerle dolu Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Hep­sine ne kadar teşekkür etsem azdır…
İstan­bul Üniver­sitesi İletişim Fakül­tesi Radyo Tv Sinema Bölümü’nü kazandık­tan son­raysa hay­atımda yeni bir dönem de başlamış oldu… “Kendim” olmamı sağlayan işime ilk adım­larımı atmaya üniver­sit­ede başlamıştım…

— —  —  —  —  —  — -

BABACIĞIM…

Ne yazsam, ne desem, ne yap­sam hepsi boş biliy­o­rum…
Duygu­larımı yaz­manın ve başkalarıyla pay­laş­manın bile
his­set­tik­ler­ime karşı samimiyet­si­z­lik ola­cağını düşünüy­o­rum şu an…
Yüreğimde olup biten­leri man­alı cüm­leler haline getirm­eye çalış­mak,
bazılarını eleyip bazılarını seçmek, onlara bir metin muame­lesi yap­mak yani…
Yapa­mam, yaza­mam… Acımı sizinle paylaşamam…

Bu acıyı tarif ede­cek söz yok zaten… Sadece bil­m­enizi iste­dim…
Kızını ne kadar çok insanın sevdiğini his­setmesi ve git­tiği yerde çok mutlu olması için dualarınızı Canım Babacığım­dan esirge­meyin…
Dünyalar tatlısı kalbiyle Allah’ın sevgili bir kulu olarak Bayra­mın ilk günü (30 Eylül 2008) cen­nete uğurladığım CanParçam…

Allah Canım Anneciğime ve aileme uzun ömür­ler versin…
Bana da dayanma gücü…

babam

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

BEN”

274 için yorumlar
  1. holy book diyor ki:

    Esr­raaacığım bak has­tayım dedim insan bir geçmiş olsun der değil mi hastalık bu! Yarın bir gün sen de olur­sun Allah göster­mesin
    ha bu arada Gül­han çalıştığım yerde Bul­gar­is­tan göç­meni bir dok­tor var çok baba adam onu çok seviy­o­rum,
    o da Bulgaristan’a tatile gitti döndü mü bilmiy­o­rum çünkü ben izin­liyim. Sen de gel demişti ben gitmedim pas­apor­tumu aldım ama gitmedim :-(

  2. superclark diyor ki:

    Seni kıskanan­lar çatlasın Gül­hancığım, pat­lasın hatta…

  3. Mihman diyor ki:

    Seni çok seviy­o­rum :)

  4. senn diyor ki:

    Mer­haba Gül­han. Ben de seninle aynı 1989’u yaşamış o zaman­ların çocuğu olarak yazdık­larını okurken yaşadım o anı. Sah­neler gözümün önüne geldi tekrar. Hak­lısın biz oyun­cak­larımızı, elbiseler­im­izi getire­bildiğimiz gibi manevi var­lık­larımızı sığdıra­madık bir çantaya. Yıl­lar sonra kızgın­lık, heye­can, hüzün… gibi kar­maşık duygu­larla git­tiğimiz o yer­lerde hala izleri var yaşan­mışlık­larımızın. 1989…

  5. Sevgili Dos­tum (Böyle diy­o­rum ama umarım ters karşıla­mazsın (ki karşıla­may­a­cağını biliy­o­rum.. :D ))

    Ben senin bir dos­tunum… İnsan tanı­madığı kişiyle dost olur mu diye­ceksin e orasını da yazının gerisi söylesin…
    Aslında bun­ları yazıp yaz­mama konusunda bi tered­dütüm vardı ama sonra iyi bi kri­tik yapınca senin ne kadar müte­vazı bi kişi olduğunu biliy­o­rum…
    Aslında bilmiy­o­rum ama seni yıl­lardır takip eden biri olarak tah­min ede­biliy­o­rum…
    Önce­likle progamın hakkında kısa bir yorum yap­mak isterim (e bu kadarını da sitene üye olarak kendi boyun bor­cum olarak kabul ediy­o­rum.. Lüt­fen çok görme)… :)
    Pro­gramın şu ana kadar gördüğüm en iyi pro­gram (Gülhan’ın Galaksi Rehberi) çünkü ede­biy­atın iyi, bunun farklı kültür­ler gör­menden kay­naklandığını düşünüy­o­rum..
    İnan sen diğer­lerinden fark­lısın belki sen kendin de inan­mıy­or­sun­dur ama bak ben bunu sana kanıt­layayım…
    Belki kendine izleyici rolün­den hiç bak­madın, belki de başkasın­dan duy­mamışsındır diye söyleyeyim.… Ben seni izlerken senin de bizim gibi olduğunu düşünüy­o­rum
    (Bunu komik bula­bilirsin zaten komik de ama devamına bak.. Senin pogam­larında konş­tuğun dil, için­den geldiği gibi konuşma özel­liğin ve ünlüymüş gibi davran­mayışın, bir havaya kapıl­mayışın beni senin pogramını izle­m­eye çekiyor. O anda yanım­dan yıl­lardır görmediğim ve çok sevdiğim biri geçse bile gözümü senin pro­gramın­dan alamıy­o­rum…)
    Ben bun­ları yazıy­o­rum ya… boşa yazıy­or­muşum gibi geliyor çünkü bun­ları okuma ihti­ma­lin az gibi gözüküyor herkes gibi ama senin ihti­ma­lin daha fazla orası ayrı ama okur­san diye söylüy­o­rum.…
    Hayranınım demedim, bunun nedenini merak eder misin bilmem ama biz yine de söyleye­lim sonra hangi akla hizmet böyle bir isim koy­muş demeyin.. Çünkü hayran­larının işi seni takip etmek, sürekli seni sevdiğini söyle­mek ya da Gülhan’la bir fotoğraf çektirmek, imza­sını almak… (Belki de sad­ede gel diy­or­sun­dur için­den ama geldiğim zaman değe­cek­tir diye düşünüy­o­rum, inşal­lah da değer.. Evet dos­tunum sen red­det­sen de, bu yazıları görme­sen de dostunum)…Belki kabul eder­sin ama der­sin ki bu ne hız e ama 3 gün­lük dünya be Gül­han.. Çünkü hayranın fazla bir fay­dası olmaz (ya da aslında olur, mesela seni mutlu eder e bu da yeter..) Ama ben sen daha çok mutlu ol diye yapıy­o­rum… Ne mi yapıy­o­rum? Aslında henüz yap­mıy­o­rum, yapacağım (sen belki bana yapacak­larınla değil, yap­tık­larınla gel diye­bilirsin ama bence bu da önem­lidir çünkü bir şeyi yapacağım deme­den yapa­mazsın).…
    İşte sad­ede geldim (şükür de mi? :D ):
    Ben bir web tasarım­cısıyım ve bu konuda dünya 3. lüğüm var, bu siteni daha da geliştire­bilirim (belki sitene bişey yapacağım­dan korkuyosun­dur bu yüzdeeenn..) dost dosta zarar ver­mez ama ben yine de senin için rahat olsun diye onay verirsen bir site yapımına başlay­a­cağım ama inter­nete ver­meye­ceğim korkma, ilk bu sit­eye ya da başka bir ulaşa­bile­ceğim adres olursa ona sitenin res­im­lerini gön­dere­ceğim ona da onay verirsen sana yapacağım siteyi gön­deririm… Neden mi yeni bi sitem olsun diy­or­sun? Hemen söylüy­o­rum site tasarım­cını eleştiriyor gibi olmayayım ama bence bu site senin tarzını yan­sıt­mıyor, sen yan­sıt­tığını düşünebilirsin belki ama yapacağım sit­eye bakıp karar verirsin, sen beğenene kadar sana site yaparım yeter ki gön­lün olsun bana, nasıl?

    Bil­gi­ler­im­den bah­set­tiğimde beni sapık filan zan­net­meyesin, ben 15 yaşında bi erkek çocuğuyum, adım Mustafa ve senin dos­tun olmayı, seninle karşılıklı 2 por­takal suyu içmeyi isterim… Güzel olur yani (e hani hayranım değildin diebilirsin ya da herkes ben­imle tanış­mak istiyor diye­bilirsin) hani insan aradığı dostu bulur ya bir gün, ken­disi gibi huy­ları olan, ben seni gördüm, dost ola­bil­i­riz diye düşündüm. Zaten dikkat eder­sen ben ikimizin ede­biy­atını da biraz ben­zetiy­o­rum…
    Neyse ben daha fazla sık­mayayım ama şunu da ekleye­bilirim başka pro­jeler de yapa­bilirim eğer web sitelerini beğen­mezsen.. Ama sana bi yararım olsun isterim e-postam sitende var…

    Not:Eğer bun­ları okuyan site admini ada kişisi Gül­han Şen değilse hiç değilse dostluğuma ve yazdık­larıma saygı duyarak bunu ona ulaştırsın..

  6. Ayda diyor ki:

    Seni çok beğenerek izliy­o­rum, sen bir harikasın, sen muhteşem­sin, sen benim neşe kay­nağım­sın :)

  7. Beyza_Baş diyor ki:

    Gül­han abla sen 1 tanesin… İnşal­lah hep ekran­larda olur­sun… Seni aile­cek çok seviy­oruz.. (Ayrıca kam­era­man Kutluk’u da seviy­oruz… :) )Sen ekrana çıkınca herşey duruyor ta ki o pro­gram sırasında ”çok kez ver­ilen reklam­lara” dek.. Seni çok çok çok çok çok (daha devam ede­bilirim) seviy­o­rum.. Sen de beni seviyo musun? :) :)

  8. mamad diyor ki:

    Hi Gul­han
    I am sure that you may not esti­mate that you have some view­ers from other coun­tries!
    Yes I am an Iran­ian one that fol­low your pro­grams on TV8…
    It is really excel­lent… How­ever I do not know Turk­ish very well…
    But I can under­stand you…
    Keep going, you will be my favorite for­ever…
    It is really fan­tas­tic to travel all around the world…
    Hope to see you in my coun­try soon…However it is nearly impos­si­ble, I know.…!?? Because of 1000 rea­sons…!!??
    Hope to see you again, good luck honey…

  9. umut diyor ki:

    Gerçek­ten hiç yaşınızı göster­meyen bir kişil­iğiniz var.

  10. opalaz1 diyor ki:

    Gül­han Abla babana çok üzüldüğümü belirt­mek isterim, başın sağol­sun :( Geçmişinde bazı zor­luk­lar olmuş ama sen oradan güneş sarısı saçlarınla melek olarak çıkmışsın:) Hayat sana hep ihtiy­acın olduğu mut­lu­luğu versin, seni çok seven hayranın O.K.

  11. gizem_ diyor ki:

    Gül­han abla yaa sen çok tatlısın :) İdolüm­sün. Seni izlerken çok keyif alıyorum.

  12. gizem_ diyor ki:

    Gül­han abla baban için ben de çok üzüldüm başın sağol­sun gerçek­ten :(

  13. Gamzedeyim deva bulmam!!! diyor ki:

    Hiç key­fim yok! Atmos­ferin en tepesin­den, kendimi yeryüzüne bırakasım var! (ama paraşüt­süz :) ) Şöyle yeryüzüne süzüle süzüle düşerken, kuşlarla göz göze gelip kim yer çekimine mey­dan okuy­or­muş bakalım diye sorasım var :) Canım şu an böyle bir şey çekiyor ama kuşların yaşam tarzına saygısı­zlık yap­mak istemiy­o­rum :) Çok da inceyim canım :) Yaza­cak birşey bulamıy­o­rum, dedim ya key­fim yok! Hem yazsam ne ola­cak ki? Söz uçar yazı kalır denir ama ya yazı da uçarsa o zaman da bil­in­meyen tarih olur. Bili­nen tarih ortada ama ya bil­in­meyen? İşte ben bil­in­meyen­den tarafta saf tut­muşum Allah kabul etsin :) Bu arada senin de ince biri olduğunu düşündüğüm için, iğrenç espri­ler­im­den ötürü senden saygı duy­manı istiy­o­rum. :) Dedim ya key­fim yok! Neyse yav, ben gideyim en iyisi kendime şöyle demli bir çay yapayım, içine de seni katayım :) Anlarsın ya şeker muhab­beti, has­tayım bu lafa :) Bir de,bırakayım atma, fır­latma işlerini de biraz man­tıklı düşüneyim, bende ne arar değil mi taa atmos­ferin en tepe­sine çıkacak araca vere­cek para! :) Yoksa kuşlara saygı palavra :) O kadar ince olsam koparım ben :) Bu arada Karad­eni­zliyim ben :) Bilmem anlata­bildim mi? :) Nor­mal, evet evet her şey nor­mal, merak etme! :) Bu arada çayım oldu ve çayıma seni kat­tım haberin olsun :) Çay kaşığı kul­lan­mıy­o­rum, erirsin sen :) Ayrıca bu yazıyı yaz­madan önce veya sonra kafa yapıcı hiç bir madde kul­lan­madım, kul­lan­mam da! Dedim ya key­fim yok! Ha bir de Karad­eni­zliyim :) Ayrıca benim bir özel­liğim de içme­den sarhoş ola­biliy­o­rum ama tak­lit yap­mıy­o­rum. Eeee Gülhan,yazımı buraya kadar okudun, sıkıl­mamışsındır inşal­lah, tabii okuduysan… Senin hiç keyfin kaç­masın Gülhan,sonra benim gibi olursun,yazdıklarım gibi değil, his­set­tik­lerim gibi… Allah’ın en kıymetli emaneti ol e mi… Sana son söz­ler­imle veda etmek istiyorum,görüşmek isteğiyle;

    Kim­s­eye etmem şikayet,
    Ağlarım ben hal­ime
    Titrerim mücrim gibi
    Bak­tıkça istik­bal­ime
    Perde-i zul­met çekilmiş,
    Korkarım ikbal­ime
    Titrerim mücrim gibi
    Bak­tıkça istikbalime…

  14. mustafa_bg diyor ki:

    Ben de Bulgaristan’danım Gül­han abla, annem babam hep anlatır­lar o zaman­ları. Komünizim der­ler­miş, o zaman isim­lerini değiştir­mişler zoru zoruna. Ben de Şumen’e yakın bir kasabada okuy­o­rum Tır­gov­işte diye,senin doğ­duğun yere yakın.

  15. Gamzedeyim deva bulmam!!! diyor ki:

    …insanoğlu; yem­eye doy­maz, içm­eye doy­maz! Paraya doy­maz, pula doy­maz! Aşka doy­maz, meşke doy­maz! Yaşa­maya doy­maz, öldürm­eye doy­maz! Hiç bir şeye doy­maz, dünyaları versen yine doy­maz! Vakit kaybı der yine doy­maz, doy­dum der yine doymaz!… 

    …evet insanoğlu doy­maz!!! Gül­han’ı izler doy­maz!!! Sever doy­maz, sayar doy­maz! Ya Gül­han BİR tane der, ya yine DOYMAZ!!! Gözü doysa, gönlü DOYMAZ!!! 

    …ben bu Galak­siye gelme­den önce yedim, sağ olun, TOKUM!!! Yal­nız bana tatlımı ver­mediler, buraya gön­derdiler. Sanırım doğru yerdeyim…

    …yal­nız bu tatlı bitmedi!!! Tatlı tatlılığa doyar mı hiç? Sanırım yemeğin en güzel kısmı sonu! TATLIIIIIIIII.…. :) :) :)

    …Gül­han sen benim tatlım­sın :)

    (NOT: TATLI=AŞK)
    :) :) :)

  16. imagresif diyor ki:

    Sen çok güzelsiiiiinnnnn…

  17. Kültegin diyor ki:

    Bir insanın ifadesi hiç mi değişmez: tatlı ama hafif biraz kırılgan…

  18. aydanay diyor ki:

    Helppp!!!! Pro­gramda sor­duğun soru için nere­den, hangi mail adre­sine cevap gön­dere­bile­ceğimi bilemedim, bula­madım. Ve alakasız bir şekilde yorum yazarak ulaş­maya çalışy­o­rum :(

    Bu nedenle naçizane bir iki önerim ola­cak site ile ilgili:
    1– İletişim menüsü eklenip direkt mail ile yorum dışın­daki tale­pler (görüş, öneri,şikayet vb.) iletilebilir.
    2– Pro­gram sonunda ver­ilen mail ve web adresi o kadar hızlı geçiyor ki not edemedim :(
    3– Soru­lan soru­lar için ayrı bir bölüm ola­maz mı sit­ede? Hem gün­cel olur, hem de biz izleyi­ciler kolaylıkla takip ederiz.
    4– Vev­abım Maassai’lerin en çok kul­landığı renk “Kır­mızı”.. Buradan cevap veriy­o­rum ama kabul edile­cek mi acaba? :)

    Sevgiler

  19. Poseidon33 diyor ki:

    Mer­haba. Hayran­lığımı gizleyemiy­o­rum! Bir tur­ist rehberi olarak sev­erek takip etm­eye çalışıy­o­rum sizi… Bilgi, ses tonu, anlatım kolay şeyler değildir, bilirim.. Siz bunu çok güzel yapıy­or­sunuz çook! :)

  20. uzel diyor ki:

    Tele­vizyon açmaya değer nadir pro­gram­lar­dan biri Galaksi Rehberi’niz. Gezdiğiniz yer­ler kadar anlatımınız ve samimiyetinizin de payı büyük elbette. Yol­larda bol şans, selamlar.

  21. ozguradam diyor ki:

    Mer­haba Gül­han, pro­gramını sev­erek izliy­o­rum. Tv izle­meyi pek sevmem ama tv’yi her açtığımda Tv8’e bir göz atarım acaba Gül­han orada mı diye :) Seni ekranda gördüğümde ise çocuk gibi seviniy­o­rum (30 sene­lik yaşıma rağ­men:) Şu an pro­gramını izliy­o­rum. Artık iti­raf etmeliyim dedim kendi kendime :) İnsan sevgisini sevdiğine söylemeli mut­laka. Seni çok seviy­o­rum. Hep böyle cici kal, bizi kendin­den mahrum etme sakın, tv izle­m­eye tövbe ederiz sen olmazsan eğer :)

  22. dmxbkp diyor ki:

    Gül­han Hanım acaba siz de Kavaklıköyü‘nde (Kırk­lareli) okula git­tiniz mi 1989 yılında?

  23. bugraengin diyor ki:

    Gül­han hanım gerçek­ten keşke seni tanıyor olsam, seninle evlen­mek çok isterim ve tüm hay­atımı senin daha şen olman için yaşarım. Ama olmaz be, sen 78’lisin ben 87’liyim ama eğer evlenme tek­li­fime hala evet diy­or­san ben­imle evlenir misin? Ben cid­diyim, şaka yap­mıy­o­rum. Ama evlenme tek­lifine hayır der­sen eğer inşal­lah benim gibi biri çıkar sana diye bir mesaj atarsın umarım.

  24. tunci diyor ki:

    Kabataşlı Kanka :) Split pro­gramın harikaydı, Split’deyim ama sayende Dio­clet­ian hakkında daha çok şeyler öğrendim teşekkür­ler, başarılarının devamını dilerim, tebrikler.

  25. ibrahim korkmaz diyor ki:

    Tüm pro­gram­larını zevkle seyrediy­o­rum. Tekrar­ların­dan bile eksilmeyen bir zevk alıy­o­rum. İyi ki varsın.

  26. burak3423 diyor ki:

    Pro­gram­ların çok eğlenceli ve bir o kadar da öğretici. Çok beğenerek izliy­o­rum. Yap­macık tavır­lar sergile­memen de pro­gramını izle­memin en büyük neden­lerinden biri :)

  27. Gamzedeyim deva bulmam!!! diyor ki:

    Nere­desin? Ben gidiy­o­rum dedin, git­tin.…… Git­tiğin yer­lerde kendine dikkat et olur mu?.…. Yorma fazla ken­dini.… :(

  28. ferhatbadur diyor ki:

    Az önce Budapeşte pro­gramını seyret­tim. Yine mükem­meldin kız; valla :)

  29. emrah elyiğit diyor ki:

    Mer­ha­balar Gül­han Hanım,inşallah iyisinizdir.Programınızı eşimle beraber zevkle ve key­i­fle izliyoruz.Bu mesajı size atmam­daki mak­sat, ufak bir ricada bulun­mak için. Eğer uygun görürs­eniz eşimle beraber sizinle tanışıp, bir yer­lere otu­rup hep beraber çaylar yudum­lanırken kısa bir soh­bet ve ardın­dan hatıra için bir iki kare foroğraf çektirmek istiy­oruz. Her şey için teşekkür­ler­im­izi sunuy­oruz. Saygı ve sevgi­ler­im­i­zle. Emrah & Çiğdem çifti :)

  30. opalaz1 diyor ki:

    MUTLU SENELER, ARTIK ÇARŞAMBALARI BULUŞMAK DİLEĞİYLE… ARKADAŞLAR BEN PAZARI TERCİH EDERDİM AMA OLSUN OLSUN O DA İYİDİR, SAKIN KAÇIRMAYIN ÇARŞAMBA OLMUŞ PROGRAM GÜNÜ, TWİTTER’DA ÖYLE SÖYLEDİ.

  31. akeskin diyor ki:

    Gül­han Hanım önce­likle pro­gram­larınızın güzel­liğin­den ziyade sizin kişi­lik, karak­ter ve mimik­lerini­zle kalbinizin güzel­liği yüzünüze yan­sımış halin­i­zle örnek alın­ması gereken bir karak­tersiniz. Keşke bütün insan­lar sizin gibi ola­bilse. Sizi tebrik ediy­o­rum ve başarılarınız devamını diliyorum.

  32. soNbahar diyor ki:

    Sevgili Gül­han Abla Hay­atında Başarılar Mut­lu­luk­lar Dilerim :)

  33. HKN OZN diyor ki:

    Önce­likle yeni yılınızı kutlu olsun. Ail­eniz, sevdik­leriniz, eş dost arkadaşlarını­zla (ve tabii ki Gülhan’ın Galaksi Rehberi’yle bizlerle) sağlıklı, mutlu, huzurlu, maddi-manevi sev­inçlerle dolu, nice mutlu seneler… Gülümse­m­eniz gülücük­leriniz eksik olmasın…
    TV8’de pro­gramınıza başladığınız­dan beri sizde bayağı değişim­ler geçir­di­niz hep­imiz gibi… Nasıl desem sizi ve pro­gramınızı uzun bir süre­den beri biliy­o­rum izle­m­eye çalışıy­o­rum. Gerçek­ten harikasınız. Bu doğal­lığınız, şirin­liğiniz ile pro­gramın en güzel yanı sizsiniz… Sadece güzel olmak v.b. değil demek iste­diğim; asıl olay gezdiğiniz yer­leri anlatışınız, tanıtışınız içten davranışlarınız ile sizinle oraları gezmiş gibi olmak, yeni yer­ler, ülkeler, şehirler görmek, üstte yazıldığı gibi sanki içimiz­den yakınımız­dan biriymiş gibi davranışınız, doğal­lığınız bizi pro­gramınıza çeken. Yayın­larınızda git­tiğiniz dünyanın her­hangi bir ucunda gezdiğiniz yer­lerde, mesela Türkiye ile bizlerle alakalı şeylerle karşılaş­manız bize anlat­manız ve yine ülkem­iz­den oralara giden­lerle karşılaş­manız o kadar güzel ki. Onlarla konuş­manız da onları bul­manız hoşuma giden birşey… Diğer hoşuma giden ise artık ken­di­niz mi seçiy­or­sunuz bilmiy­o­rum ama pro­gramda kul­landığınız müzik­ler çok güzel… Sanırım yayın günü, saati değişmiş Salı‘dan Çarşamba’ya alın­mış ne diye­lim hayırlı uğurlu olur inşallah… 

    04 Ocak dünkü yayınınızı maale­sef dal­gın­lığıma geldi izleyemedim. Hal­buki uyarsın diye tele­fonda saati ayarlamıştım sabah­tan beri de kendi kendime “akşam 21.00’de TV8’e hazır ol” deyip duruy­or­dum. O akşam PC başında zamanın nasıl geçtiğini anlaya­mamışım bir de bak­tım saat 23.00 olmuş kalka­yım dedim sonra tele­fona bakınca aman dedim yayını kaçırdık! Kaldım öyle :) Çünkü bu kaba­ha­tim daha önce de böyle dal­gın­lığımla yayın­larınızı kaçır­mış olduğum gerçeğini engellemiy­ordu… Ha bu arada yeri gelmişken sorayım: geçen hafta ekranda “Yeni Bölüm” yazıy­ordu ve “Ren-Almanya gezisi 2″ diy­ordu. Peki önceki izleyemediğimiz yayın­larınızı izleme şansımız var mı inter­net­ten filan? Kendi bu sit­enize böyle imkan koya­maz mısınız?…

  34. unyeleee diyor ki:

    Selam Gül­han Hanım Ukrayna’nın Dne­propetro­vsk şehrini tanıtır mısınız bir hafta çok tar­ihi ve güzel bir yer.

  35. opalaz1 diyor ki:

    GÜLHAN ABLACIĞIM BAŞKA FİLMDE OYNAMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUN? KANALİZASYON SÜPERDİ,TUVALETTEYİZ TABİİ Kİ :) BURHAN ŞEŞEN Mİ BİLMİYORUM KLİBİNDE OYNADIN… DÜŞÜNÜYORSAN YAZ GGR’NİN ANA SAYFASINA, SEVGİLERLE KAL.

  36. zahra diyor ki:

    Mer­haba Gül­han. Hayat hikayeni okuyunca yine hep inandığım o gerçekle karşılaştım bir kez daha “hiçbir hayat kolay geçmiyor”. Hep zor­luk­lar kötülük­lerle geçiyor hayat. Seni bir kez daha çok sevdim. Nedenini biliyor musun? Çünkü yaşadık­larını göz­lerinden, yüzün­den hii­i­iiç belli etmiy­or­sun. Dimdik, gülüy­or­sun hep. Seni uzu­u­u­u­u­u­u­uun zamandır takip ediy­oruz babamla ben.
    Allah­tan babana rah­met diliy­o­rum. Biliy­o­rum babalar kızlarının ilk aşkıdır­lar. Hep fark­lılar dünyanın tüm insan­ların­dan. Onlar herkesten güçlüdür­ler, yakışık­lıdır­lar çocuk­luğu­muzda. Biz büyüdükçe o da büyür koca­man bir dağ gibi arkamızda, küçülür ve yakın­laşır bir dost gibi yanımızda.
    Sen çok iyisin, emi­nim ki baban da gururla bakıy­or­dur sana bulut­ların arkasın­dan.
    Seni çok seviy­oruzzzzzzzz babamla ben. Babamın da selamı var sana ayrıca…
    Gürüşmek üzere.

  37. comcom diyor ki:

    Hakkınızda ne kadar iyi şey söyle­sek az.İşini bu kadar doğal,bu kadar naturel ve pro­fesy­onel yapan çok az sayıda kişil­er­den birisiniz.İzlerken sanki kendimiz­den biri gibisiniz.Başarılarınızın devamını diliyorum.Web say­famız turkalman.com’da pro­gram­larını­zla ilgili yazılar yayın­la­mak isterim.Konu ile ilgili olumlu veya olum­suz dön­ers­eniz sevinirim.
    Hakan Budak
    http://www.turkalman.com
    hakanbudak@selcuk.edu.tr

  38. metingulgez diyor ki:

    Uzun lafa gerek yok.
    Seni sevmeyen ölsün…

    Canım sıkılırsa tv’yi aç ve Gülhan’a bak, o güleryüz ve neşe ve sem­patik tavır­lar sana ihtiy­acın olan ener­jiyi verecektir.

    A fan !

  39. ahmetgngrn diyor ki:

    Hayran­lık kavramı bana saçma geliyor ama bir sen bir de Nutella istisna :)
    Önce mut­lu­luğu kendi içinde bul­malı insan. Aşk, iş vs etmen­ler tek başına geçici.
    Buraya fan gibi yaz­mak komik, okuyor musun bilmem. Bir insan hem bu kadar neşeli hem de akıllı ve jolie olur mu? Oluy­or­muş.. Türk tv’lerindeki en güzel ve özel şey. Küçük Prens’in geze­genin­den gelmişsin, çiçeğini her daim suluy­or­sun, tilkini belki din­liy­or­sun ama kuzu ve fil res­im­leri hala çize­biliy­or­sun. Bu dünya senin gibil­erle güzel..

  40. ahmetgngrn diyor ki:

    Ne denir ki aile­den birinin kaybı için. Bir seneyi geçmiş ama yine de nur içinde, ışıklar içinde yat­sın. Sanırım en güzel söz bu birinin ardın­dan.
    Benim ananemle dedem 61 sene evli kaldılar,ananem vefat etti, 8 sene ken­disi ölene kadar mutlu, mut­suz gün ve anlarda dedem ardın­dan gözyaşı döktü. İki kişi­lik yaşam mı, aşk mı, alışkan­lık mı? Benceyse gerçek aşk bu..Exupery’nin dediği gibi.
    Bense; senden 6 sene önce kay­bet­tim babamı. Otoriterdi,sinirliydi, sevgisini göster­mezdi. 2 sene görüşmedik, son­rasında hasta oldu ve..
    İnsanın bir yanı hep çocuk kalır. Anne baba nazarında büyümediğin­den değil, sevgi ve şevkat iste­diğin­den.
    ‘O’nları iyi yön­leriyle, güzel anılarda can­landır­malıyız.
    Ben onun fotoğraflarına bak­tığım zaman, bir baba oğul sah­nesi gördüğüm zaman ağlıy­o­rum bazen. Babam ve Oğlum’daki dedenin ilk defa gördüğü toru­nuna ahırda sarıl­ması gibi..
    Acı, öldü, defnet­tik­ten sonra 8 senedir ilk defa gitt­tim mezarına, iti­raf gibi yazıy­o­rum buraya. Kalbimde bir yumru gibi. Halen öyle. Umarım zamanla aza­lır. Keşke öldük­ten sonra kıymetini anlay­a­cak olmasay­dık da daha iyi ve uzun bir baba-oğul ilişkimiz olsaydı.
    Bu özlem sanırım hep ola­cak. Neden­ler ve keşkeler yer­ine değer­leriyle hatır­la­mak umuduyla..

  41. elnur nuhoglu diyor ki:

    İyi gün­ler tele­vizyon alem­i­nin en güzel sunucusu, Gül­han Hanım. Sizin pro­gram­larınızı devamlı takip ediyor ve çok ama çok beğenerek izliy­o­rum. Ail­enize ve size nice mutlu ve sevgi dolu yıl­lar yasamanızı diliy­o­rum. Azerbaycan’dan sevgi ve saygılarımla.…

  42. naturelses diyor ki:

    Yorumu ner­eye yaza­yım, nere­den ileteyim kestiremedim. Nihayetinde buradan iletme kararına vardım. Umarım kusura bak­mazsınız.
    Yayın günü bir yana, yayın saa­tiniz­den muz­daribim. Dört gözle yayın saa­tini bek­lerken, bir de bakıy­o­rum –maçtır vırt­tır zırt­tır– hoop! Yayın saati gece yarısına alın­mış… Ben bu durum­dan hiç hoşlan­madım ve fazla tekrar etm­eye başladı. Bir yolu var mı bunun? Umarım çare­sine bakılır, iyi yayın­lar diler, şimdi­den teşekkür ederim.

  43. sinan_kalyon diyor ki:

    Bugün kendimde tuhaf bir eksik­lik hissettim.Yeri doldu­ru­la­may­a­cak bişeydi sanki.. Bil­gisa­yarımın ekranında açılı olan pencereleri bir bir kap­atırken, aradığımda tek bir dokunuşla ulaşa­bilmek için masa üstünde daha önce oluş­tur­muş olduğum Galaksi Rehberi’min kısayol sim­gesini far­ket­miş oldum o an. Eksik­liğini his­set­tiğm de buydu gal­iba. Galaksi Rehberi’mi bırak­tığım gibi bul­mayı umarak en kısa yoldan ulaştım sayfama..
    “BEN” diy­erek başladığın biyo­grafini oku­makla başladım önce.. Dop­dolu bir yaşamın en kısa ‚en güzel, en acı ve en öfkeli anlarını okurken.. ve okuduk­larımın, göz­lerindeki o gülüşün doyul­ma­zlığının, duruşun­daki müte­vazil­iğinin, kalbinin güneş gibi ısıtan o sıcak­lığının ve seni farklı kılan her şeyin, parçalarının bir bir bir­leştir­ildiği bir tablo­nun varoluş aşa­malarına ben­z­er­liğiydi dikka­timi çeken aslında..
    Ve yal­nızca izleyici olarak değil, tüm kalbimi­zle ve iyi dilek­ler­im­i­zle senin yanın­dayız. İyi ki aramız­dasın Güneşin Kızı. İYİ Kİ VARSIN…

  44. unalozsoy diyor ki:

    Gül­hancığım mer­haba gecenin 3′ünde üye olup birşeyler yaz­mak iste­dim, ALLAH o gülen göz­lerinden o saçtığın mükem­mel ener­jiyi hiç almasın ve ömrün boyunca hep neşeli ve seve­cen kal. İnsan seni izlerken pro­gramın hiç bitmesin istiyor… Ama her başlangıcın sonu olduğu için pro­gram bitiyor. Sizinle tanış­mak dileğiyle…

  45. aydin67 diyor ki:

    Selam Gül­han Hanım,
    Pro­gramınızı sabah saatlerde tekrar pro­gram­lar­dan izliy­o­rum.
    Gezi pro­gram­larını sev­erim, ayrıca sizin sem­patik hareket­leriniz beni etk­iliyor. Mag­a­zinle gezi karışık gibi geliyor bana, pro­gramınızın devamını diler saygılar sunarım. Merak ettim saçınız bazen örgülü, aynı örgü açık görün­tüler… Bakımınız için çok uğraşıy­or­sunuz belli ki, bazen izleyici yeni coğrafi yer­leri görmek asıl olurken, sizin fiziki duru­muza bakıyor… Neyse isminiz gibi şen kalın, mutlu kalın, iyil­erle kalın, hoşçakalın.

  46. nova diyor ki:

    Ben gülerek nefes ala­bilen bir insanım ve şunu söylemeliyim ki seni izlerken gerçek­ten nefes ala­biliriy­o­rum GÜLHAN ŞEN! İyi ki varsın… :)

  47. Hani diyor ki:

    Sizi çok seviy­o­rum, pro­gramınızı izlemekten,ekstra keyif alıyorum.İRAN(TABRIZ)‘de yaşıy­o­rum, hiç evlen­memiş bir yaş siz­den büyük kızım. Sizi seviy­o­rum, beğeniyorum,hayatı sevmeyi öğreniyorum.

  48. bidam diyor ki:

    Mer­haba Gül­han abla hay­atın­daki değişik­lik­ler için üzüldüm ben sulu gözlü birisi olduğum için göz­lerim biraz sulandı. Güzel bir çocuk­luğun olmuş, öyle bir yerde yaşa­mayı ben de ister­dim. Sen lise ikiye giderken ben yeni doğ­dum. Baban için üzüldüm Allah ailene sana sabır versin.
    Seni ve pro­gramını seviy­oruz deli kız! :D

  49. esrraaa diyor ki:

    DEFNE JOY FOSTER (L) muhteşem bir insandı, cıvıl cıvıl, deli dolu, sıcakkanlı ekran­dan bize tüm poz­i­tif ener­jisini yan­sıtıy­ordu… “Keşke” hay­atta en sevmediğim kelime ve keşke diye­ceğim ama hiç bir fay­dası yok .KEŞKE, KEŞKESİZ bir hayat mümkün olsaydı. Hay­atımda hiç unut­may­a­cağım insan­lar­dan biri…

  50. morsa diyor ki:

    Önce­likle güzel, tatlı, sevimli, sem­patik vb. tüm sıfat­ların size yakıştığını belirteyim ancak artık sıkılmış olmanız gerek o yüz­den bu faslı kısa kesiy­o­rum. Elbette ben de güzel ilti­fat­lar yaz­abilirdim buraya ama gerek olmadığı kanaatindeyim.
    Hay­atınızı çok güzel bir dille anlat­mışsınız. Okurken bitmesin istiy­or­dum. Ancak bu hikay­eniz çok tanıdık geldi. Nere­den mi? Hem de ülkem­izin için­den Güneydoğu’dan hikayelere çok ben­ziyor. Evlerinden sürülen insan­lar, göçe zor­lanan­lar, isim­lerini kul­lana­mayan insan­lar, dilini unutan insan­lar. Bu hikayeler ülkem­izde de çok tanıdık. Elbette Bulgaristan’da Türklere yapılan­lar çok acı ve kabul edilebilir şeyler değil. bunu yapan­lar elbet birgün vic­dan­larıyla karşılaşa­cak­lardır.
    Kesin­likle size bir misyon yük­leme gibi bir niyetim olma­makla bir­likte, bu acıları gör­müş yaşamış biri olarak bu ülkede hala bun­larla mücadele eden insan­lar var. Bu hikayeler hep asık suratlı, soğuk gazete­ciler tarafın­dan anlatıldı ve acının üzer­ine acı yaşat­maya devam ettiler. Artık buralar­daki hikayeler güzel yüzlü, insanın yüzünü güldüren kişiler tarafın­dan anlatıl­malı, acıların üzer­ine biraz da mer­hem ola­cak bir dil lazım. Bence bu da size çok yakışır. Kürt­lerin hikayeleriyle ilgili olarak olayın siyasi yönünü tartışma ihtiy­acı duy­madım. Çünkü eğer bilgi sahibiy­s­eniz ne ala ama değils­eniz bile bunun anlat­tığım şekillerde olduğu varsayımıyla kab­ulünüz sanırım rahat­sız edici olmay­a­cak­tır. Sonuç olarak sürekli yurt­dışında seya­hat ettiğinizi bilmeme rağ­men sizin bir kaç defa için bile olsa Güneydoğu’ya gel­m­enizi çok isterim. Özel­likle baraj suları altında kala­cak olan Hasankeyf gibi, Mun­zur Vadisi gibi yer­leri gez­m­enizi, oradaki hay­at­ları anlat­manızı, kısa bir an için bile olsa oraların güzel eğlenceli ve sevimli yüzü sizinle ortaya çıksa ne güze olurdu diye düşün­meden edemiy­o­rum. Ayrıca pro­gram olarak olmasa bile size naçizane tavsiyem buraları gelip gör­m­eniz, ben Hasankeyf hayranıyım sizin de hayran kala­cağına şüphem yok. Yeter­ince uzat­tığımı düşünüy­o­rum. Umarım okur­sunuz yazdık­larımı. Sevgiyle kalın.

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için üye olmanız ve giriş yapmanız gerekmektedir.