BEN
3 kilo 700 gramdın diyor annem, sabaha karşı 6’yı 10 geçe doğdun 16 Temmuz 78’de… “Bir kızınız oldu” dediklerinde sevinçten ağladım.
O zamanlarda aşağı yukarı neye benzediğimi ben de aşağıdaki şu fotoğraftan gördüm.
Hafif kızgın bir ifade ve ağladı ağlayacak gibi duran bükük bir dudak (ama şapka son moda kesinlikle!) O yılların üzeri siyah örtüyle kaplanan fotoğraf makinelerinden epey ürkmüş olmalıyım. Detaycı gözler için de arkada saklanıp düşmeyeyim diye belimden tutan annemin eline dikkati çekerim.
En fazla anaokulundaki yıllara dönebiliyor insan anıları arasında yolculuğa çıkınca. Benim de 4 – 5 yaşlarındaki halim geliyor gözümün önüne kendime dair hatırladığım en eski şeyler arasında…Şu alttaki minik kızı çok iyi hatırlıyorum mesela…
Kısacık saçları, sapsarı olduğu için siyah beyaz fotoğraflarda görünmeyen kaşları ve suratının tümünü kaplayan kocaman gülümsemesi… Annemin tarifiyle hem zıpır ve çok yaramaz, hem de çok akıllı ve uslu. Bazen fotoğraflara bakarken keşke insan çocukluğuyla yeniden karşılaşabilme imkanına sahip olsa diye düşünürüm hep, kendimi elimden tutup gezdirmek, ona oyuncaklar almak, sevmek, gerekli üç beş bi’şey söylemek isterdim mesela…
(kıyafetler tam 80’ler…Babam, bıyıklarını dönemin modasını göre bıraktığını iddia ediyor şimdi)
Bulgaristan’ın Şumen kentine yakın bir kasabada büyüdüm. Her çocuğun hayalini kuracağı bir çocukluktu benimki. Ağaçlara tırmanıp meyve yer (ki kendimi bildim bileli en sevdiğim meyve kirazdır), ormana çiçek toplamaya gider (kardelen görünce hala heyecanlanırım), karda kızakla kayar, yazın eriyen asfalttan kopardığımız yapışkan zift parçalarıyla iri papaz böcekleri yakalardık. Böcek dedim de aklıma geldi, bir de hangi akla hizmetse geceleri ateşböceği yakalayıp onları alnımıza yapıştırıyor ve bunun güzel göründüğüne inanıyorduk…
(Abimle aramızda 11 yaş fark var)
Evimizin saçaklarına yuva yapan kırlangıçları, kasabanın kenarındaki gölde kurbağa avlayan leylekleri, yağmur sonrası tarlalarda çıkan mantarları, güneşli havada çiseleyen yağmurun ardından beliren gökkuşaklarını izleye izleye geçti bu dönemim. Şimdi bakınca Alice Harikalar Diyarında’dan farksız görünüyor aslında…
İşte bu yıllardan kalma yara izlerimi çok severim bu yüzden. 8 yaşımda vişne ağacından düştüğüm gün sağ dizimde oluşan “kelebeğim” (şeklinden dolayı öyle derim hep ona) veya boyumdan büyük bir işe kalkışıp, ağabeyimin büyük kızağını çalarak buzda tepetaklak düştüğüm gün sol elimin başparmağında oluşan “V” şeklindeki “zafer işaretim”…O anları gerçekten yaşadığımın kanıtları bu yara izlerim, iyi ki varlar!
Bu üstteki fotoğraf ekleniyor albüme daha sonra… Yıl 1989, 11 yaşındayım. Bulgaristan’da bir kaos hakim. Dört yıl süren bir çekişmenin en ateşli günleri.
1985’de Bulgarca dışında herhangi bir dilin konuşulması yasaklanmış ve ülkedeki tüm azınlıkların isimleri değiştirilmişti zorla…
Soyisim yoktur orada, herkes babasının ve dedesinin adıyla anılır. Gülhan Halidinova Mahmudova gibi…İsim değişiminin ardından Galina Hristova Mihaylova olmuştu adım. ( Şimdi kimileri şakayla karışık “epey afili olmuş, cool olmuş, niye dert ettiniz ki bunu yahu” diyebilir ama insana zorla dayatılan herşeyde olduğu gibi bu da kabul edilemez bir durum elbette)…
Sonuç olarak Türk azınlık kendilerine dayatılan tüm asimilasyon politikalarına karşı geldi, gösteriler düzenledi, bunun neticesinde de zorunlu göçe tabi tutuldular. Yukarıdaki, göç için çekilen pasaport fotoğrafım… Gözlerimin içindeki belirsizliğe karışan öfkeyi ben fotoğrafta görebiliyorum…Yıllar sonra lisede yazacağım “Hüznün Rengi Mavi” adlı öyküde, o an hissettiklerimi şöyle tanımlamıştım…“Elbiselerini, oyuncaklarını, mektuplarını, kitaplarını paketleyip götürebiliyor insan yanında… Peki ya meyve ağaçlarım…ördeğim Pati? Dostlarım…çocukluk aşkım? Hatıralar birktirdiğim mekanlar ve gelecek hayallerim ne olacaktı? Nereye sığdırıp, saklayıp götürecektim onları?”..
Getirememiştim…
Şu üstteki Türkiye’deki ilk fotoğrafım, gelişimizden bir yıl sonra çekildi. Bulgaristan’dan göç edince Kırklareli Kızılay Göçmen Kampı’ndaki yardım çadırlarında kaldık bir süre. Biraz bozuk ve komik aksanlı da olsa Türkçe konuşmayı biliyordum elbette ama okuma yazmayı ve Latin alfabesini burada öğrendim (Balkan ülkelerinin bazılarında Kiril alfabesi kullanılıyor).
Nüfus memuru soyadınız ne olacak diye sorunca ailece birbirmize bakıp
“ kısa ve yazılması kolay birşey olsun memur bey, ne bileyim can, kan, şan, şen gibi birşey” dedik. Sonunda yeni yaşamımızda uğur getirmesi dileğiyle “Şen” soyadını seçtik… Soyadını insanın kendisinin seçmesi çok tuhaf, bu yüzden tüm akrabalarımızla farklıdır soyisimlerimiz bizim.
Zaman geçti ve bir sürü zorluğa rağmen herşey yeniden rayına oturdu. Ailem çalışmaya, ben de okumaya başladım. Ortaokulu Yeşilköy’de, liseyi de okula alınan ikinci grup kızlardan biri olarak bana zengin bir düşünme ve hayalgücü, geniş bir donanım ve vizyon kazandıran öğretmenlerle dolu Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Hepsine ne kadar teşekkür etsem azdır…
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv Sinema Bölümü’nü kazandıktan sonraysa hayatımda yeni bir dönem de başlamış oldu… “Kendim” olmamı sağlayan işime ilk adımlarımı atmaya üniversitede başlamıştım…
— — — — — — — -
BABACIĞIM…
Ne yazsam, ne desem, ne yapsam hepsi boş biliyorum…
Duygularımı yazmanın ve başkalarıyla paylaşmanın bile
hissettiklerime karşı samimiyetsizlik olacağını düşünüyorum şu an…
Yüreğimde olup bitenleri manalı cümleler haline getirmeye çalışmak,
bazılarını eleyip bazılarını seçmek, onlara bir metin muamelesi yapmak yani…
Yapamam, yazamam… Acımı sizinle paylaşamam…
Bu acıyı tarif edecek söz yok zaten… Sadece bilmenizi istedim…
Kızını ne kadar çok insanın sevdiğini hissetmesi ve gittiği yerde çok mutlu olması için dualarınızı Canım Babacığımdan esirgemeyin…
Dünyalar tatlısı kalbiyle Allah’ın sevgili bir kulu olarak Bayramın ilk günü (30 Eylül 2008) cennete uğurladığım CanParçam…
Allah Canım Anneciğime ve aileme uzun ömürler versin…
Bana da dayanma gücü…























Selam Gülhan abla ben İstanbul’dan Şenay. Seni çok seviyorum. Özellikle etrafına yaydığın o sıcacık enerji… Yanında olmasam bile farkediyorum bunu. Sen bütün zorlukların üstesinden gelebilirsin. Acını paylaşamadığını düşünsen bile biz anlıyoruz. Sen içimizden biri gibisin. Güldüğünde biz de güleriz, ağladığında biz de ağlarız seninle beraber. Her ne kadar yanında olmasak da… Ama şimdi seni bunlarla hüzünlendirmek istemem
Sürekli gülümse olur mu? Çok neşeli bir insansın. En sevdiğim yanın da bu ya zaten
Çok şirin, inanılmaz enerjik bir insansın bana göre…Neşeyle kal
İlk olarak şunu söylemeliyim ki programınız gerçekten çok güzel.. Benim asıl merak ettiğim sizin bu mesleği seçmenizdeki neden ve seçtikten sonra gerek üniversite olsun gerekse sonraki dönem olsun nasıl bir yol izlediğiniz??? Merakımı giderirseniz çok sevinirim =) =) xdxdx
Gülhan senin programı asla kaçırmam seni de çok seviyorum ama bir programında Tuna Nehri’ni gezerken Serdar Ortaç’ın şarkılarını eleştirmekten öte aşağıladın. Bu sana hiç yakışmadı. Onu da çok seviyorum çoook büyük sanatçı, sevmiyor olabilirsin ama olmadı, yakışmadı..
Ne tatlı çıkmışsın yaa! Adam gibi program yapan bir sen varsın. Canımsın yaa
(şenayy çok haklı
)
Selam Gülhan. Programın gerçekten çok güzel. Özellikle, senin gezdiğin yerleri anlatış tarzına bayılıyorum.. Bir insan bu kadar mı şeker program sunar.. Başarılarının devamını diliyorum..
Sevgili Gülhan, herkes programının çok güzel olduğunu söylüyor ama evet ben de katılıyorum. Unuttukları birşey var, bu programdan Gülhan’ı yani özneyi, yani seni çıkar bakalım güzelliği kalıyor mu! Programı güzel yapan senin o doğal sunuşun, bu halini hiç değiştirme, böyle daha güzel en azından bazıları gibi zoraki rol kesmiyorsun şirin olmak adına. Bu zaten senin doğal halin. Başarılarının devamı diliyorum. Bu arada nedense ben seni Natasha Bedingfield ile çok benzetiyorum benden tavsiye
arada onun şarkılarını da kullan programda.
Seni Beğenerek İzliyorum… Ve Seni Çok Ama Çok Seviyorum… Umarım Bir Gün Tanışırız… Başarılarının devamını diliyorum…
Bu yazıyı okur musun bilmiyorum ama şu var ki ilk çıktığın günden beri sıkı bir takipçinim. O neşeli, pozitif, ışık saçan halinde sanki bir hüzün gizli. Kalbinin içinde en ufak bir kötülük beslemediğini o kadar hissettiriyorsun ki. Bu arada paylaştığın söze bayıldım, izin verirsen ben de yorumuma sevdiğim bir sözü eklemek istiyorum” Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat denilmektedir.” (John Christian) Hayallerinin gerçek olması dileğiyle! Bu arada izin verirsen siteni güncellemek, değiştimek istiyorum en azından bir katkım olsun eğer kabul edersen iletişime geçelim. http://www.facebook.com/sqlci
Merhaba Gülhan abla İran’dan seni hep izliyoruz ve seni çok seviyorum. Çok güzel program sunuyorsun. Hep başarılarının devamını diliyorum.
Programlarınızı severek izliyorum çok başarılısınız ve çok sevimli, cana yakın tavırlarınız çok güzel. Ana sayfanızdaki ankete programınız hangi gün yayınlansın diye sormuşsunuz, keşke “hergün” diye bir seçenek de ekleseydiniz! Selamlar…
Pişşşttt… Orada mısın?
Özlettin kendini… Seviyorum seni.…
Ehe ehe ehe…
Gülhan Şen bir harikasın. Hemşerim olman ayrı bir güzellik! Gülhan Şen Tv tez kurula! Haftada 40 – 45 dk. kesmiyor.
Not:Biz de Bulgaristan’dan gelmişiz. Sen doğmadan 100 sene önce. Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Plevne’den. Pomağım yani. Aslen Kırklareli-Pehlivanköylüyüm yıllardır gitmesem de… Gülüşün hiç eksik olmasın
Yine merhaba özledik. Günler çok zor geçiyor..
Ben doktor olarak ölüme çare buldum! Sizinle evlenmekten başka birşey değil bu! Programda o kadar neşelisiniz ki bu insan yanımda olsa 200 yıl yaşarım diyorum kendi kendime…
Gülhan Şen beni evlatlık olarak alıp yanında dünyayı dolaşmamı sağlasa ya ya ne güüüüzel olurdu
Şaka bir yana Gülhan Abla senin programını izledikden sonra içimde bir ders çalışma isteği doğuyor
Ben de böyle dünyayı dolaşabilirim, ben de hayallerimi gerçekleştirebilirim o yüzden ders çalışıp sınavı kazanmalıyım diyorum ve ders çalışıyorum
Ama bir haftada 7 gün olduğu için programın etkisi 3.günü kendini kaybediyor ve maalesef bir bakıyorum ki gene sokaklardayım
Tüm metni büyük bir titizlikle ve saygıyla okuduktan sonra kapılmış olduğum duygulardan sonra mantıklı ve makul bir şeyler yazmakta çok zorlanıyorum şu anda. Geçmişimi düşünüyorum da elimden herşey alınabilir bunu anlarım, dünya garip bir yer ama büyüdüğüm yerlerin, dostlarımın, arkadaşlarımın ve daha aklıma gelmeyen bir çok şeyin elimden alınmasını asla ve asla kabullenemem. Sen bunları aşabilecek kadar büyük ve basiretli davranmayı başarabilmişsin… Senin için ne söylesem azdır diye düşünüyorum.
)
Kirazı, kardeleni sevmene ayrıca sevindim.O çok değerli insana gelince yani sayın babanıza, o kadar mükemmel bir insan yetiştirmiş ki gideceği yerin cennet olacağına hiç şüphem yok. Allahtan babanıza rahmet diliyorum ayrıca dünyada tüm dinlerde dile getirilen ne kadar dua varsa gökyüzene ulaşan hepsi babanız için gelsin dilerim. Kiraz gibi yanakların, kardelen kadar güzel saçların ve okyanus kadar derin kalbinle hayatıma renk katıyorsun sevgili Gülhan Hanım
Şu an izliyorum kaç aydır izleyemiyordum ve yazamıyordum, umarım beni hatırladın ben seni çok özledim. Çarşamba 00:00’a alındığını geçen hafta öğrendim ve gerçekten süper oldu, rahatça izleyebiliyorum, süper olmuş. Seni çok sevdiğimi biliyorsun
Merhaba Gülhan,
Hayat hikayen çok hüzünlü, bir o kadar da hoş aslında. Sen bu karışık sosyolojik olayların içinde büyüyen bir kişi olarak yine iyi gülüyorsun ve iyi neşelisin maşallah. Sıyırıp atmışsın o günlerin hüznünü üzerinden. Babacığına dua ettim şimdi. Seni okurken, insan ne zorluklara katalnabiliyor Allahım diyorum. Küçücük bir kız çocuğu ve ne zorluklar. Biz erkek olarak bu kadar çözümleyemezdik diye düşünüyorum şu an. Galiba hanımlar çok güçlü oluyorlar. Biz erkekler güçlü görünüyoruz ama sanırım daha hissi davranıyoruz olaylara. Bizden bir sonraki jenerasyonumuz olarak senin o saflığını ekranlarda görüyorum ve seviniyorum. Allah seni ve aileni korusun.
Gerçekten bu kadar yorumu okuyor musun? Okuyorsan bana evet der misin? Adresim artık sende var
Belki herkeslerden övgü alıyorsundur ama benimkinin gerçekten özel olduğunu düşünmeni isterim.
Ben gerçekten seni çok beğeniyorum… Ne kadar hoş bir hanımsın. Ve ne kadar güzel program yapıyorsun…
Merhaba Gülhan. Daha önceki yazılarımda termessos_karmylassos ismiyle giriş yapıyordum. Esas ismim ekranda görünen isim.
Seninle tanışmanın bir yolu yok mudur diye deniyorum ve maalesef ulaşamıyorum. O yüzden buraya herkesin görebildiği yere tüm içtenliğimle ve samimiyetimle yazıyorum, umarım yayınlarsın. Hani bazen insanlar çılgınlık yapar ya ben tam şu anda o çılgınlığı yapmak üzereyim. Herkes seni sevdiğini, sana aşık olduğunu, hatta evlenmek istediğini söyleyebilir ama ben seni görünce nefesim kesiliyor, kalp atışlarım hızlanıyor, normal düşünemiyorum. O kadar güzelsin ki masal perisi gibisin, sanki bu tanıdığım dünyadan değilsin. Ünvanın, ne iş yaptığın, hatta nereden gelip nereye gittiğin bile beni ilgilendirmiyor Gülhan, ben sadece seni seviyorum. Dünyanın sonu gelecek olsa da yine “sen” diyorum. O günü seninle beklemeyi dilerim. Bu ekran karşısında sanal bir karaktere duyulan hayranlık filan değil, gerçekten seni ilk gördüğüm andan beri böyle. Eğer aşk ilk görüşte kalbinin çarpmasıysa, nefesinin daralmasıysa, işte bu sensin…
Gerçekten iyi işlere imza atıyorsun. Kullanıcı adımı yiğenim seçti, yalan da değil ailece sevilen birisin. Senin en büyük silahın samimiyetin, bunu sakın kaybetme. Kendine iyi bak sevgiler, saygılar…
Anneler Günü’nüzü kutlarız; sonunuz değerli meslekdaşınız Nuray Yılmaz’a dönmesin. Ekim 1978’deki şapkanızı takabileceğiniz bir bebeğinizin olmasını dilerim. Bir röpörtajda neden olması gerekiyor demişsiniz. Aslında Ekşi Sözlük’de hemen herkes sizi evlenilecek kızların prototipi olarak gösterirken böyle olması çok ironik. Özel hayatınızla gündeme gelmeyi de istemediğinizi söylemişsiniz. Sıcak, samimi, nazik tavırlarınızla insanların gönlünde silinmez bir iz bıraktınız. İyi ki varsınız. Keşke sizler gibilerin sayısı artsa… Hayat daha yaşanır olurdu. Programınızın gece geç saatlerde gösterilmesi, sizin kırmızı noktalı program saatlerinde gösterilmeniz çok komik. Adeta güzelliğiniz başınıza bela oluyor gibi. Her halde bu haliniz yüzünden Prime time’a inişiniz 30 – 40 yıl sonrayı bulacak galiba.
Bu arada su aygırlarına “aygır” demenize çok alındım. Bizlerin de duyguları var. Sizi seven bir sürü su aygırı olduğunu unutmayın. Programınıza her bölümde bir fan alsanız, ikili espriler yaparsınız olayı patlatırsınız. İlk bölüme Şahan Gökbakar’ı alın. Size bir erkeğin hayır diyebileceğini sanmıyorum. (En az 30 yıl kadar).
Todor Jivkov’dan Allah razı olsun, onun sayesinde ülkemize gelmişsiniz yoksa sizi belki de hiç tanıyamayacaktık. Saygı ve sevgilerim hep senin olsun.
Çooook enteresansın biliyor musun değişik yaniiii!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Siz her gün yapın, ben her gün izlerim.
Ya televizyonda da görmek istiyorum, mecliste de görmek istiyorum, bakkalda da görmek istiyorum, sahilde de görmek istiyorum, kütüphanede, otobüste, metroda, vapurda.… Bu uzayıp gider, kısacası var olmanızı diliyorum.…Sevgiler
Allah sana ve annene uzun ve sağlıklı bir ömür versin.
Bir insan bu kadar mı sıcakkanlı, neşeli ve tatlı olur ya!
Gülhan Hanım bebeklik resminizdeki şapka görünümlü kask, Chelsea kalecisi Petr Cech’in geçirdiği sakatlıkta kafasına taktığı koruyucu kaskın ilk örneği diyebilirim. Ne dersiniz
Güzel sözlerin bu kadar bonkörce kullanıldığı bu zamanda size güzel sözler söyleyip sizi sıradanlaştırmak istemiyorum. Şunu söylemeden edemeyeceğim… Bazen güzel bir çiçek görürsünüz ve bir anda arkasındaki orman tüm önemini kaybeder. Sizi izlediğimde arkanızdaki dünya önemini kaybediyor…
Gülhan Hanım,
Batum programınızda fonda çalan (sanırım tulum eşliğinde söylenen) yerel ezgi çok hoşuma gitti.Adını öğrenebilir miyim?
Şimdiden teşekkürler.
Çok güzel yazılmış bir metin. Ama sonda duygulandırdın beni abla. Gerçekten seni çok seviyoruz. Hiç değişme hep böyle kal.
Benim de ablamla aramda 11 yaş var.. Nasıl hissettiğinizi bilirim =) Programınızda kullanmanız için size bir şarkı öneriyorum.. Umarım beğenirsiniz.. Zaz-“Je Veux”
Ne kadar tatlı olabilir bir insan işte bu kadarmış demek ki!
Size ulaşabileceğim bir E-posta adresi var mıdır acep?
Merhaba Gülhan Abla. Programını uzun süredir izlememe karşın yeni girebiliyorum web sitene. Geçmişin, yaşantın gerçekten ilginç ve bir o kadar da hayret verici diyebilirim. Kendi ayaklarının üzerinde duruşun ve zor bir yaşamın ardından hâlâ hayata ve insanlara karşı sıcacık gülümsemeyle bakışın, oldukça güzel ve takdir edilecek bir davranış. Programına kattığın esprilerinle harika bir sunucu olduğunu da belirtmek istiyorum, tüm içtenliğimle. Benim en büyük hayallerimden biri, senin gibi dünyayı dolaşıp, çeşitli şeyler öğrenmek… Belki de, beni bu hayali kurmaya teşvik eden kişi sensin, kimbilir.
Fırsat olsa, seni daha yakından tanımak isterdim. Oturup uzun uzun sohbet etmeyi…
Abla selam, Acun’dan sonra en iyi program yapan kişisin, seni çok beğenerek izliyorum ve çok seviyorum!
Hayat öykün çok acıklı, çok şey yaşamışsın ve o zorluklara karşı gelebilmişsin bir bayan olarak, tebrik ederim ablacığım.
Gezgin bir Kadın, daima Güleryüzlü ve Sevgi Dolu;
Üzülmek nedir bilmez, üzmeyi hiç sevmez;
Lüle lüle Sarı Saçlarını Rüzgarda estirir;
Her İnsanı sever, Kalp kırmak ise ona çok uzak gelir;
Ailemizden biri gibi, Kızımız Ablamız gibidir;
Neşe dolu Gözleri ile, Kıvılcım saçar Güneş gibi;
Şen şakrak, bir o kadar da Sözleri Bal gibi;
Elinden Su içilir, Tertemiz bir Çeşme gibi;
Nisan Yağmurları gibi ağlar, Yüzüne hep Güneş doğar…
İşte Gülhan Şen budur Arkadaşlar (bence)…
Gülhan Hanım, isminizin başharfleri ile başlayan bu şiiri (bilmem olmuş mu?) özellikle yazdım ki, sizi tanımayanlar daha iyi tanısın diye…
Selamlar…
En sinir olduğum şey başıma geldi…En sondan mesaj atıyorum ya, sayfanın en dibinde kalacak mesajım.…Her neyse “Takdir edilmek, ödül, mödül hiç bir şeydir, möhüm olan yaptığın işi severek yapmaktır, en büyük ödül işinden memnun kalmaktır” birisi böyle bir söz söylemiş mi bilmem, herhalde söylemiştir.…Bye for now…
Gülhan ablaya nasıl ulaşabilirim yardımcı olabilir misiniz?
Daha bugün üye oldum siteye.Ya birini izlemekten hiç bu kadar keyif almamıştım. Böyle bir eşim olsun istemem ama böyle bir kızım olsun çok isterdim! Onu izlemek, dinlemek insana hayat enerjisi katıyor, insanı alıp götürüveriyor doğallığı ile doğal güzelliklerin içine bir virüs gibi yayılıveriyor, damarlarında dolaşıyor sanki. Asterix’in kuvvet iksiri gibi izleyene enerji veriyor, ya kısacası iyi ki varsın!
Doğum gününü kutlamak için çok geç kaldım bunun için çok özür diliyorum; iş güç.…. Geçmiş doğum gününü en içten dileklerimle kutluyorum. O güzel annen, güzel baban iyi ki birbirlerini bulmuşlar; iyi ki sen meydana gelmişsin, oluşmuşsun 33 YIL.…..
HAYIR O DEĞİL DE BU İNSANLAR 33 YIL ÖNCE NAPARLARMIŞ; NE YERLER NE İÇERLERMİŞ; DÜŞÜNMESİ BİLE KORKUNÇÇÇ ”^^SEN YOKMUŞSUN^^” !!!!!
MERHABA GÜLHAN, TEK KELİME İLE HARİKASIN, İÇTENSİN VE BİZDEN BİRİSİN. KESİNLİKLE ÇOK DUYGUSAL VE SEVGİ YÜKLÜSÜN, SEN BİR IŞIKSIN, BİR GÜNEŞSİN, ÇEVRENDEKİLERİ AYDINLATIRSIN SEVGİNLE, SEMPATİKLİĞİNLE, POZİTİF KÜLTÜRÜNLE… HİÇ ROMAN YAZDIN MI YA DA YAZMAYI DENEDİN Mİ BEN BİLMİYORUM VAR MI AMA YOKSA KESİNLİKLE ROMAN YAZMALISIN, YAZIN ÇOK AKICI, SÜRÜKLEDİ BENİ. BABANA DUYGUSAL YAKLAŞIMINDA SARFETTİĞİN SÖZLERDEN DUYGULANDIM, GÖZLERİMDEN YAŞ GELDİ… ALLAH CENNETİNİ MEKAN ETSİN SEVGİLİ BABACIĞININ, AİLENE UZUN ÖMÜRLER VERSİN, SEVGİYLE YAŞAYIN. BANA ÖYLE BİR ENERJİ VERMİŞSİN Kİ İÇİMDEKİ GÜZEL DUYGULARI ANLATMAYA NE HİTABETİM, NE YAZIM YETER, GÜZELLİKLER SENİNLE OLSUN…
Selam Gülhan ablacığım. Ben de Bulgaristan’ın Haskovo şehrinde yaşıyorum ve senin de Bulgaristan göçmeni olduğuna çok sevindim
Seni çok beğenerek izliyoruz, çok iyisin iyi ki varsın. Sen çok başka birşeysin, çok farklısın, çok süpersin. Başarılarının devamını diliyorum. Bulgaristan’dan selamlar
Seni seviyorum Gülhan! Sen dışarı çıktığında, güneş seni kıskanıp bulutların arkasına saklanıyor mu? Belki inanmayacaksın… Belki deli bu oğlan ya deyip gülüp geçeceksin ama inan Güneş‘ten daha parıltılısın… Güneş yanında sönük kalıyor… :/ Kisssssss Hayat çok kısa Gülhan… Acele etmek lazım!
Seviyorum seni Gülhan Abla iyi ki doğmuşsun ve iyi ki bu işi yapıyorsun.. Dünyaya senin gibi bir insan geldiği için çok ama çok şanslıyız.. İyi ki varsın =))
Babana en samimi ve yürekten duygularla, sana olan gerçek ve dolu dolu hisli duygularımla saygıyla anıyor, rabbimin tüm rahmetini sevgili babacığının üzerine hediye etmesini canı gönülden diliyorum..
Ha Ha Gülhan yeminlen ben o programı sırf seni görmek için izliyorum. Tek temennim seni karşımda görmek, bunu çok istiyorum. Benden tam 11 yaş büyüksün acayip sempatik ve cana yakınsın, inşallah bir gün seninle karşılaşabiliriz. Sık sık yorum yapmak isterim ama senin blogundan başka kendine ait bir mail adresini bulamadım gitti!
Her ölüm yeni bir yaşamın başlangıcıdır, kaybettiklerimiz bizi izleyip görüyor. Bir gün buluşacağız onlarla.
Kendimizi salıverip, harap edip kahredersek yitirdiklerimizin de ne kadar üzüleceğini bilmemiz gerekir. Rabbim kimseye bu acıyı yaşatmasın, yaşayanlara da büyük kuvvet versin. Bazen hayaller yarım kalıyor ama hayat devam ediyor!…
Merhaba Gülhan Hanım
. ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Ben sizin hayranlarınızdan birisiyim, sizi çok ama çok seviyorum ve bu sevgimi bir fan sayfası açarak sanallaştırmak istiyorum.
Sizin izniniz olmadan bunu yapmak istemiyorum . Geçen sene sizi çok aradım sekreterinize kadar ulaştım ama sizin sürekli yurt dışında olduğunuzu söyledı ve bir türlü sizinle konuşma fırsatını yakalayamadım elimdeki tüm imkanları kullandım ama bir türlü size ulaşamadım ama eğer siz de izin verirseniz sizin bir fan sayfanızı açıp orada sizi benim gibi seven tüm kullanıcıları toplamak istiyorum. Aslında tüm herşeyi hazırladım sistem filan hepsi hazır ama sizden izinsiz bir şey yapmak istemıyorum ve sizin de desteğinizi istiyorum. Bu konuda bana yardımcı olursanız çok sevinirim sizi çok seviyorum ve o sizinle gezilere katılacak şanslı arkadaşları çok kıskanıyorum keşke onlardan biri de ben olsam
Gülhan Abla seni büyük bir hayranlıkla izliyorum ve izlemeye devam…
) Hep mutlu ol böyle karşımızda…
Dünya yüzünde kıskandığım ve taktir ettiğim nadir kadınlardan birisin
Programını büyük zevkle izliyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Bu programa kadar bayağa emek sarf etmişsin ama değmiş ne diyebilirim ki herkes böyle bir program yapmayı ister ama senin gibi idealist insanlar başarır. Böyle bir program yapamam belki ama elimden geldiği kadar ülklere gidip görebilirim, kim bilir belki bir gün bir ülkede karşılaşırız DÜNYA küçük ne de olsa