KENDİM
98’de üniversitenin ilk yılında başladım çalışmaya… Sözkonusu televizyonculuk olunca teorik eğitimin gerçek çalışma hayatının kriterleriyle fazla bağdaşmayıp yetersiz kalacağını düşündüm. (Aslında bir gün derste kamerayı katalogtan gösterip anlattıkları zaman bu kararı almıştım. :)
Pratik deneyim kazanmak amacıyla HBB kanalına girdim. Haber merkezinde muhabirlik yaptım bir süre…Öğrenme aşamasındaki biri için kanalın belki de en avantajlı yanı habere gittiğinde genellikle çekimi de kendisinin yapmak zorunda olmasıydı. Böylece kamera kullanmayı öğrendim, haberi oluşturan bilgileri toplamanın yanı sıra onu görsel olarak da oluşturmayı… Öte yandan kameramanla beraber gönderildiğim ilk anonslu haberime hala çok gülerim. “Bahar geldi, havalar güzelleşti” gibi aslında pek de “haber” olmayan neşeli bi paketti…Gelin görün ki üstümde sanki Menkul Kıymetler Borsası’ndan bildiriyormuşum gibi ağır bi ceket var, mikrofonu da sanki o an yoldan geçerken beni çevirip elime tutuşturup hadi konuş demişler gibi tutuyorum. :)
Beş altı ayın ardından temel çalışma prensibini az çok öğrendikten sonra, daha fazla bilgi edinmek adına TRT’ye gitmeye karar verdim. Telefonla haber müdürünün kim olduğunu öğrendim ve bir gün kırk yıllık tanışıklığımız varmış da hep benim gelmemi bekliyorlarmış gibi rahat bir edayla karşısına çıktım. Uzun uzun ve güzel güzel neden orada staj yapmam “gerektiğini” anlattım ama her nasılda cümlem “…çünkü ben böyle karar verdim!” gibi bir anlamla bitmişti. Söylediğim kulaklarıma ulaşınca hemen suratıma nazik bir sırıtma ifadesi ekledim toparlamak için, öte yandan kelimeleri yemek istemiş olmalıyım ki şöyle bi yutkundum.
Sefer Abi (o dönemdeki haber müdürü) “deli herhalde, engellemeyelim, şişler hepimizi bu yoksa!” diye düşünmüş olmalı ki stajyerlik için bile binbir prosedürün gerektiği yere öylece girmeme, deneyimli muhabirlerle habere çıkmama izin verdi. Zamanla haberlere tek başıma bile gitmeye başlamıştım. TRT’deki tüm dostlara buradan teşekkürler.
Ardından Harbiye’de TRT binasının tam karşısında BRT kanalı açıldı. Yıl 1999…
BRT’nin yöneticileri TRT’ye ziyarete gelince bizimkiler laf arasında “ bizde zıpır bi kız var, pek de çalışkan bi’şi, almaz mıydınız?” diye övmüşler beni. Görüştük ettik, aldılar hakikaten…İlk profesyonel işim BRT çatısı altında oldu böylece (bildiğiniz sigortalı, kadrolu, maaşlı iş…anneler, babalar ne çok sevinir bu duruma anlatmama gerek var mı?) ve üniversiteyle işi birarada götürmek zorunda kaldım mezun olana dek. Yine haber merkezinde çalışıyordum. Haberdeki tempo, hergün yeni birşeyler öğrenmek, gündemi takip etmek, normal koşullarda gidip göremeyeceğiniz, bulunamayacağınız ortamlarda, mekanlarda olmak heyecan vericiydi…
Bir gün Alibeyköy’de su baskını, bir gün Ali Sami Yen’de Metallica konseri, bir gün Hasankeyf’de okula gidemeyen bir çocuk, bir gün Atina’da Türk-Yunan dostluk eğlencesi derken 3 yıl geçti… Bu dönemde “Hayatın Renkleri” adlı bir program için de
9 – 10 dakikalık özel paketler hazırlıyordum bir yandan…
2001’de işimle ilgili olabilecek en güzel durumlardan biri gerçekleşti. Reuters Haber Ajansı’nın her yıl 15 ülkeden 1’er genç televizyoncunun katılımıyla gerçekleştirdiği “Haber ve Program Yapımcılığı” eğitimine katılan Türk televizyon muhabiriydim. Londra’da evrensel televizyon dili, haber metni, çekim teknikleri, kurgu, sunum tarzı, izleyici algısı, istatiksel bilgileri kapsayan çok çok faydalı ve birebir pratik uygulamaların gösterildiği bir eğitim alma şansım oldu.
Bu dönemde aynı zamanda “Tehlikeli Bölgelerde Çalışma ve İlkyardım Kursu” adlı bi eğitime katıldım ki hayatımın en enteresan deneyimlerinden biriydi. Bubi tuzaklarını keşfetme yöntemleri mi istersiniz, silahlı adamlarca kaçırılınca izlemeniz gereken yolun tatbikatı mı, çapraz ateşte kalıp kurtulma metodları mı…Bunun gibi pek çok sıradışı ve tatsız olayın simulasyonunu yaşattılar bize bir hafta boyunca…O eğitim bittiğinde hepimiz herşeye paranoyayla yaklaşır, etrafı kolaçan etmeden, gözümüzü dört açmadan adım atmaz olmuştuk…
BRT kanalı kapandı… Diğer bütün arkadaşlar gibi 6 aylık maaşım ve tazminatımı hala alabilmiş değilim. (Yetkililere sesleniyorum!
)
Ardından STAR TV’de çalışmaya başladım.O dönem Star Haber’in başında Türk medyasının en iyi kadın yöneticilerinden ve habercilerden olan Ayşenur Arslan vardı… Bu şanslı dönemde dış haberler muhabirliği yaptım…Dünyada olup bitenleri birebir takip etmek adına hem çok yararlı hem de zevkli bir dönemdi…Öte yandan Star Grubu’nun bir sürü yeni kanalı açılmıştı… Star TV’nin yanı sıra Star Max, Star Haber 24 ve yeniden Kanal 6 yayına girmişti… Bu sayede ilk kez kendi programımı yapma şansım oluştu… Star Haber 24 kanalı için “STARDUST” adını verdiğim çok cici bir program hazırladım…
Stardust’da müzik, sinema, televizyon, spor veya modanın dünyaca ünlü starlarıyla ilgili haberler yer alıyordu. Grammy Ödülleri, Oscar Törenleri, galalar, Hollywood’da vizyona giren yeni filmler, çekim aşamasındaki klipler, defileler, podyumun arkasında olup bitenler, futbolun, basketbolun yeni yıldızları ve saire ve saire…Çooook keyifli bir içeriği vardı gerçekten ve hazırlarken de acayip keyif alıyordum…Bu program hala ilk gözbebeğim olarak kalbimdeki özel yerini korur ve o zamanlar benimle birlikte adeta kendi programlarıymışçasına şevkle ve zevkle çalışıp çok emek sarf eden grafik tasarımcısı canım arkadaşım Berkant Dinç’le, şirin yönetmenim Oktay Mutlu’ya da tüm kalbimle teşekkür ediyorum… Bu arada beni taaa Stardust’daki acemilik safhalarımdan bu yana takip eden, seven, güzel mailler atmayı sürdüren en eski izleyicilerime de sevgilerimi iletiyorum…
2003’de Cnn Türk’de çalışmaya başladım… Aslında hedefim orada da “Stardust” benzeri başka bir program yapmaktı ama birdenbire kendimi hanım hanımcık kıyafetler ve olgun saç modelleriyle bir eğitim programı sunarken buldum: “Eğitim ve Kariyer”… Üniversite rektörleri, fakülte dekanları gelip okullarının olanaklarını tanıtıyordu programda. Ben de ciddi ciddi eğitim konusunda araştırıp öğreniyor, ağırbaşlı, kaale alınır sorular sormaya çalışıyordum. Beni oradan hatırlayanlar aşağı yukarı 30’lu yaşlarımda olduğumu düşünüyorlarmış…
Ara sıra programa kariyer hikayelerini dinlemek üzere ünlü konuklar da alıyorduk. Nispeten daha rahat olduğum ve eğlendiğim bölümlerdi bunlar diyebilirim.
Yine de bu program bana canlı yayını idare etme, çok yetkin olmadığım bir konuda bile donanım kazanıp konuya hakimiyet sağlama becerisi kazandırdı diyebilirim, bu anlamda iyi ki de yapmışım!
Daha sonra kanalın Perspektif kuşakları için belgeseller hazırlamaya başladım. 2003 yılında vizyona girecek Türk filmlerinin kamera arkası görüntüleri, çekim hikayeleri, oyuncular ve yönetmenlerle röportajlar, sinema eleştirmenleriyle analizlerden oluşan “Türk Sineması-2003” belgeseli eğlenceli bir yapımdı…
“Sis Bulutunun Ardında: Alzheimer” belgeselini hazırlarkense tüylerim diken diken olmuş, gözlerim dolmuştu… İnsanın hafızasını silen Alzheimer hastalığını her boyutuyla ekrana taşımak çok kolay olmamıştı. Bilimsel gerçekliğinden öte aktarmaya çalıştığım şey duyguydu çünkü… Annesi, babası, eşi bu hastalığa yakalanan insanların acısını, çaresizliğini çok iyi hissetmiş ve izleyenlere de yansıtmaya çabalamıştım…
Belgesel yayınlandıktan sonra gördüğü ilgi ve özellikle hasta yakınlarından aldığım teşekkür telefonlarıyla doğru bir sonuca ulaşmış olduğuma inandım…
En son olarak da TL’den 6 sıfır atılma döneminde “Bozuk Para: 1 Lira” adlı belgeselin yapım aşamasında çalıştım… Ve ardından Tv8’e geçtim.
Hayalimde bir süredir şekillenen ve hayata geçirmek istediğim bir proje vardı… Klasik sunuculuk kalıplarıyla hareket etmek zorunda kalmayacağım, her zaman içimden geldiği gibi davranabileceğim, her konuyu işleyebileceğim, içeriğinden, müziklerine, kurgusuna, ismine, kısaca herşeyine kendimin karar verebileceği bir program… Adı da mutlaka ve mutlaka “Zeitgeist” olsun istiyordum! Lise dönemimde felsefeye ilgim vardı ve o dönem okuduğum (kalın )kitaplardan birinde Hegel’in ortaya attığı zeitgeist kavramıyla tanışmıştım ve çok ilgimi çekmişti…
Tv8 alternatif projelere kucak açan bir kanal, bu nedenle pek çok kanalın cesaret edip şans tanımadığı projeler burada doğma imkanı bulabiliyor. Kafamdaki programı anlattıktan sonra benden bir demo (bilmeyenler için söylemek gerekir belki, demo programın bir tanıtım örneğidir) istediler… Ben de hiçbir kaygı gütmeden, acaba çok mu uçtum, bu ne biçim sunuş yahu derler mi bana diye düşünmeden tüm zıpırlığıyla ilk Zeitgeist bölümünü hazırladım…
Çok beğenmişlerdi…Bir tek ismini yadırgadılar biraz : ) Emin misin bak, söylenmesi zor, yazılması zor, gel vazgeç bu sevdadan dediler…Ben bu konuda taviz vermemekte ısrarcıydım…İlle de Zeitgeist ille de…Sonra hakikaten yazım zorluğundan kaynaklanabilecek durumları düşününce (mail adresim yanlış yazıldığı için mailler sürekli geri dönecek, gazetelerde programın ismi hep yanlış yazacak v.s ) Zeitgeist’la birlikte terimin Türkçe kelime karşılığını da eklemeyi uygun gördüm, böylece “Zamanın Ruhu: Zeitgeist” oldu ismi… Ve 25 Aralık 2004’de ilk bölümüm aynen demodaki haliyle yayınlandı… İlk kez bir programda “KENDİM” gibi yansımıştım ekrana… Hayalini kurduğum gibi doğal ve içtendi programım, bir kızın görüntülü günlüğü gibi adeta… Ve ilk bölümden itibaren de sevenleri oluştu, bana güzel maillerle enerji veren herkese teşekkür ediyorum…
Eee her şeyi tadında bırakmak gerekir derler… Zamanın Ruhu:Zeitgeist tam iki yıl, 100 küsür bölüm boyunca devam ettikten sonra “tamamdır” dedim, artık yeni bir şeyler yapmanın zamanı geldi…Halihazırda birkaç proje şekillenmişti kafamda, kanala sundum ve sonunda uçuk kaçık bir gezi programı olan“Gülhan’ın Galaksi Rehberi” üzerinde karar kılındı.
2007-Tv8
Programın ismi için esin kaynağım absürt mizahın dahisi Douglas Adams’ın “The Hitchhikers Guide to The Galaxy” (Otostopçunun Galaksi Rehberi) adlı eseriydi. Hem bir seyahat programı olduğunu anlatabilecek, hem de mizahi tarzını vurgulayabilecek en uygun seçim gibi geldi bana… (Yoksa programda sırf sunucunun adı geçsin diye “Bilmemkim’le Şuradan Buraya”, “Filanca’yla Kimin Nesi” gibi sallama bir şekilde ortaya çıkmadı isim.)
2008-Tv8
Gülhan’ın Galaksi Rehberi malumunuz bu sezon da devam ediyor. Umduğumdan çok büyük bir çoğunluk beni ve programın tarzını anladı, sevdi; klasik gezi programı formatının ve sunumunun dışına çıkma cesaretime güç kattı… Sonuçta benim istediğim gezen, gören, öğrenen bir insanın bunları arkadaşlarına “günlük hayatta nasıl anlatacaksa” o şekilde anlatmasıydı… Sunucu gibi değil de, geziye gidip dönmüş bir insan gibi işte… Yeri gelince şaşıran, duygulanan veya sıkılan, yeri gelince aklına gelen komiklikleri veya başına gelen aksilikleri, saçmalıkları da yansıtan, seyahatin her yönünü ve duygusunu aktarmaya çalışan biri… Neticede izleyenlere hem aldığım keyfi yansıtmak hem de bilgilendirme işini can sıkmadan, yormadan başarabilmek istedim… Tebessüm ve mutlulukla okuduğum güzel maillerinizin hepsi için çok teşekkür ederim; başarabildiysem ne mutlu bana!…































Gülhan ablaa
:):)
)
Sen gerçekten ve gerçekten benim idolümsün!
Gelecekte aynen senin gibi olmak istiyorum (tabii özgünlügümü koruyarak
Ayrıca seninle tanışmayı çok ama çok istiyorum.
Şarap gibisin yıllandıkca güzelleşmişsin…
Ayrıca bknz:
http://img197.imageshack.us/img197/8377/ggrz.jpg
Hayalimdeki işi yapıyorsunuz… Acaba bir asistana ihtiyacınız var mı?
Özlendin Gülhan..
Enerjin mükemmel.
Sen dişi Acun olabilirsin bence biraz da farklı prodüksiyonlar düşün.
Yardımlaşmak veya ekip kurmayı düşünürsen beklerim…
“Chicago gezisi tamam da 412 metre yükseklikte ne işim var, annem kızar sonra” diye seslendiğini duyar gibiyim çünkü programlarında hep annene danışmadan bu tip uçuk hareketlerde bulunmazsın…Doğru mu? Şaka gibi…Seni seviyorum Gülhan Şen… Hayat boyunca başarılar.… Seni görebilmek ümidi ile…
Siteyi tesadüfen buldum. Bu son resimlerdeki sen misin Gülhan yav
Gerçek halin daha sade ve daha alımlı gibiydi sanki. Şimdi buradan bakınca kafam karıştı biraz. 3d efektle filan biraz rötüş yapıp renkleri mi alsak ne.
Yeni bölüm ne zaman acaba Galaksi Rehberi’nin? Ayın sekizinde dediniz çıkmadı. Sebebi nedir? Teşekkürler… Seni seviyorum Gülhan Şen, her ne olursa olsun eski bölümler bin kere de çıksa bakarım ama neden yeni bölüm çıkmadı?
Gülhan, 8 Ekim dediniz yeni bölümler ama yayınlanmadı. Acaba Tv8 gününü yeniden mi değiştirdi?
( Ayrıca yeni sezon için ihtişamlı ve büyülü bir şehir olan Chicago’yu seçmeniz bence yerinde bir seçim olmuş.
Umudumuz sonsuz.. Galaksi Rehberi için… Hayranlarınız çok büyük Gülhan Şen için.…Kıskanmak istiyorum kendim için… Ve (sizin için) seni çok seviyorum Gülhan Şen diyemiyorum kıskananlar için.…
Liseyi ben de Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Tıpkı abim gibi… Sizden 1 üst dönemdi abim, Genco… Neyse… 2 yıl önce pilav gününde gördüm sizi. Yanınıza koşup geleyim diye bi’ heyecanla harekete geçmek üzereyken araya birileri girdi ve siz bir anda kayboldunuz.. O kadar üzüldüm ki! Size sormak istediğim-kendimce mühim şeyler var. Size ulaşabilecek hiçbir iletişim bilgisi bulamadım. Ancak mail adresim sizde var. Televizyon programcılığı hakkında size sormak istediklerim var, izinizden gelmeye çalışan bir Kabataşlı kardeşiniz olarak… Acaba yoğun temponuz arasında bana bir mailcik atacak kadar zamanınız var mıdır?
Şimdiden teşekkürler!!!
Hayatımda senin kadar güler yüzlü, yaşama sevincine sahip insan görmedim Gülhan abla, valla sen bi’tanesin!!!!
Dün Disko Kralı sayenizde “Şen“lendi. Çok çok güzeldi.
Yeni bölümlerle ilgili de bir kaç bi’şi söylemeliyim ki, tabii ki harika. Yeni saati için de “cuk oturmuş” deyimini kullanmam isabet olur sanırım. Haftaya yeni bölümü merakla bekliyoruz bakalım.. Sevgilerrr.…
Gülhan Abla devam…
Selam Gülhan,
Gezdiğin, gördüğün ve yansıttığın tüm görüntülere hayranım. Maceracı yönüme hitap ettiğin için programını daha çok beğeniyorum.
Her zaman ekranda göremeyeceğimiz “farklı” konuları ele alman programını güzel yapıyor. Umarım böyle devam edersin.
Ayrıca,
Çok ufak da olsa bir eleştirim olacak, bunu da hoş görüne sığınarak yazıyorum: Zashto tolkova se pretesniavash kogato te pitat neşto na Bılgarski? Onazi vecher vidiah te na Okan Bayülgen programa i izobshto ne mi haresa, ocakvah poveche neshta ot tebe… Ne se sramuvai ot nishto…
Ne iskam poveche de pisha tuka i to na Bılgarski…
Ti prekaleno si hubava i si uspeshna vıv tvoiata rabota…
Nadiavam se vse da si tolkova uspeshna…
Başarılarının devamını diliyorum…
Selamlarımla
Gülhan Hanım kızlarım Selin ve Pınar ile ben sizi çok beğeniyor ve Galaksi Rehberi’ni zevkle izliyoruz. Dinlendirici, huzurlu olan programdan aynı zamanda değişik kültür ve coğrafyaları tanıyoruz, sizin tatlı ve sempatik sunumunuz da olayı çok eğlenceli hale getiriyor. Sakın bizleri sizden ve programınızdan mahrum bırakmayın. Selamlar, ayrıca bizim soyadımız da ŞEN, “soyaddaşın” anlayacağın.
Gülhancığım gerçekten süpersin.
Sana cok yakışan bi program içindesin.
Sıkı bir izleyicinim. BAŞARILAR.
Selam Gülhan, ben İran’dan senin programını izliyorum, seni çok seviyorum, programın çok güzel ve neşeli, sorry benim Turkcem iyi değil, şey seni İran’a davet ediyorum hiç korkma İran’da sana birşey olmaz
İran’da da çoook güzel yerler var görmeye değer. Bekliyorum.
Merhaba Gülhan Hanım
Ekran karşısında bu kadar sempatik, güler yüzlü, neşeli, her giyindiği elbiseyi kendine mükemmel yakıştıran, Türkçesi mükemmel, esprileri harika olan bir güzeller güzeli hanımefendisiniz. Programınız çok başarılı, her ne kadar yeni izlemeye başlamış olsam da adeta bağımlısı oldıum ve tekrarlarını izleyerek yeni bölümlerini sabırsızlıkla bekliyorum. (Sizin programınızı gazetenin Tv Rehberi’nde gördüm ve siteniz üzerinden izleme fırsatı bularak tanımış oldum.) Size çok teşekkür etmek istiyorum…
Her zaman böyle hayat dolu olmanız dileklerimle!
Görüşmek dileğiyle!
Merhaba Gülhan Hanım,
Sizden çok hoşlanıyorum.Siz benim hayallerimdeki kızsınız nasıl olur bilmiyorum ama mümkünse sizinle tanışmayı çok isterim.
3 yıldır sıkı takipciniziz, yaz sezonu hergün tekrarlarınıza dahi baktık. Çok eğleceli program, bugün 8 aylık kızım Köln programında elinizdeki mikrofona taktığınız köpek figürlü oyuncağı almaya çalıştı, ekranı heryerinden avuçlayıp kovaladı. İlk defa yaptığı bu harekete çok sevindik ve yüzsüzlük edip oyuncağı mümkünse istiyoruz. En güzel programlarınızın devamını da heyecanla bekliyoruzzzzzzz
Merhaba Güneşin Kızı. Maldivler’deki resimlerin çok hoş. Özellikle fotolarını kelebek figürüyle süslemen de sana ayrı bir gizem katmış. Sen dünyanın 8.harikasısın, bunu unutma.
Merhaba Gülhan Hanım,
Çok başarılı birisiniz. Mükemmel bir programınız var. İlk zamandan beridir programınızı takip etmekteyim. Benim sizden ricam, Macaristan hakkındaki fikirlerinizi yazarsanız sevinirim. Mesleğim gereği oraya davet ediliyorum. Ben Aşçılık Yüksek Okulu okudum. Macaristan’ı önerir misiniz? Kendinize çok iyi bakın. Saygılar..
Merhaba Gülhan;
Her programındaki müziklerin isimlerini de sitende yayınlar mısın?
Gülhan Abla;
Ben 9 yaşından beri sizi takip ediyorum. Bu yıl Mayıs ayında Comenius Projesiyle Litvanya’nın Sialulai kentine gideceğim. Bana bu kent ve Litvanya ile ilgili bilgi verir misiniz? Sizin görüşleriniz benim için çok değerli… Sevgilerle =)
Sen başardın sıra bende
Ne yaparsak yapalım hayat bildiğini okuyor değil mi.…… İstesek de istemesek de…
Hayatın çizgisinde gitmek mi kolay yoksa ayrılmak mı?