KENDİM
98’de üniversitenin ilk yılında başladım çalışmaya… Sözkonusu televizyonculuk olunca teorik eğitimin gerçek çalışma hayatının kriterleriyle fazla bağdaşmayıp yetersiz kalacağını düşündüm. (Aslında bir gün derste kamerayı katalogtan gösterip anlattıkları zaman bu kararı almıştım. :)
Pratik deneyim kazanmak amacıyla HBB kanalına girdim. Haber merkezinde muhabirlik yaptım bir süre…Öğrenme aşamasındaki biri için kanalın belki de en avantajlı yanı habere gittiğinde genellikle çekimi de kendisinin yapmak zorunda olmasıydı. Böylece kamera kullanmayı öğrendim, haberi oluşturan bilgileri toplamanın yanı sıra onu görsel olarak da oluşturmayı… Öte yandan kameramanla beraber gönderildiğim ilk anonslu haberime hala çok gülerim. “Bahar geldi, havalar güzelleşti” gibi aslında pek de “haber” olmayan neşeli bi paketti…Gelin görün ki üstümde sanki Menkul Kıymetler Borsası’ndan bildiriyormuşum gibi ağır bi ceket var, mikrofonu da sanki o an yoldan geçerken beni çevirip elime tutuşturup hadi konuş demişler gibi tutuyorum. :)
Beş altı ayın ardından temel çalışma prensibini az çok öğrendikten sonra, daha fazla bilgi edinmek adına TRT’ye gitmeye karar verdim. Telefonla haber müdürünün kim olduğunu öğrendim ve bir gün kırk yıllık tanışıklığımız varmış da hep benim gelmemi bekliyorlarmış gibi rahat bir edayla karşısına çıktım. Uzun uzun ve güzel güzel neden orada staj yapmam “gerektiğini” anlattım ama her nasılda cümlem “…çünkü ben böyle karar verdim!” gibi bir anlamla bitmişti. Söylediğim kulaklarıma ulaşınca hemen suratıma nazik bir sırıtma ifadesi ekledim toparlamak için, öte yandan kelimeleri yemek istemiş olmalıyım ki şöyle bi yutkundum.
Sefer Abi (o dönemdeki haber müdürü) “deli herhalde, engellemeyelim, şişler hepimizi bu yoksa!” diye düşünmüş olmalı ki stajyerlik için bile binbir prosedürün gerektiği yere öylece girmeme, deneyimli muhabirlerle habere çıkmama izin verdi. Zamanla haberlere tek başıma bile gitmeye başlamıştım. TRT’deki tüm dostlara buradan teşekkürler.
Ardından Harbiye’de TRT binasının tam karşısında BRT kanalı açıldı. Yıl 1999…
BRT’nin yöneticileri TRT’ye ziyarete gelince bizimkiler laf arasında “ bizde zıpır bi kız var, pek de çalışkan bi’şi, almaz mıydınız?” diye övmüşler beni. Görüştük ettik, aldılar hakikaten…İlk profesyonel işim BRT çatısı altında oldu böylece (bildiğiniz sigortalı, kadrolu, maaşlı iş…anneler, babalar ne çok sevinir bu duruma anlatmama gerek var mı?) ve üniversiteyle işi birarada götürmek zorunda kaldım mezun olana dek. Yine haber merkezinde çalışıyordum. Haberdeki tempo, hergün yeni birşeyler öğrenmek, gündemi takip etmek, normal koşullarda gidip göremeyeceğiniz, bulunamayacağınız ortamlarda, mekanlarda olmak heyecan vericiydi…
Bir gün Alibeyköy’de su baskını, bir gün Ali Sami Yen’de Metallica konseri, bir gün Hasankeyf’de okula gidemeyen bir çocuk, bir gün Atina’da Türk-Yunan dostluk eğlencesi derken 3 yıl geçti… Bu dönemde “Hayatın Renkleri” adlı bir program için de
9 – 10 dakikalık özel paketler hazırlıyordum bir yandan…
2001’de işimle ilgili olabilecek en güzel durumlardan biri gerçekleşti. Reuters Haber Ajansı’nın her yıl 15 ülkeden 1’er genç televizyoncunun katılımıyla gerçekleştirdiği “Haber ve Program Yapımcılığı” eğitimine katılan Türk televizyon muhabiriydim. Londra’da evrensel televizyon dili, haber metni, çekim teknikleri, kurgu, sunum tarzı, izleyici algısı, istatiksel bilgileri kapsayan çok çok faydalı ve birebir pratik uygulamaların gösterildiği bir eğitim alma şansım oldu.
Bu dönemde aynı zamanda “Tehlikeli Bölgelerde Çalışma ve İlkyardım Kursu” adlı bi eğitime katıldım ki hayatımın en enteresan deneyimlerinden biriydi. Bubi tuzaklarını keşfetme yöntemleri mi istersiniz, silahlı adamlarca kaçırılınca izlemeniz gereken yolun tatbikatı mı, çapraz ateşte kalıp kurtulma metodları mı…Bunun gibi pek çok sıradışı ve tatsız olayın simulasyonunu yaşattılar bize bir hafta boyunca…O eğitim bittiğinde hepimiz herşeye paranoyayla yaklaşır, etrafı kolaçan etmeden, gözümüzü dört açmadan adım atmaz olmuştuk…
BRT kanalı kapandı… Diğer bütün arkadaşlar gibi 6 aylık maaşım ve tazminatımı hala alabilmiş değilim. (Yetkililere sesleniyorum!
)
Ardından STAR TV’de çalışmaya başladım.O dönem Star Haber’in başında Türk medyasının en iyi kadın yöneticilerinden ve habercilerden olan Ayşenur Arslan vardı… Bu şanslı dönemde dış haberler muhabirliği yaptım…Dünyada olup bitenleri birebir takip etmek adına hem çok yararlı hem de zevkli bir dönemdi…Öte yandan Star Grubu’nun bir sürü yeni kanalı açılmıştı… Star TV’nin yanı sıra Star Max, Star Haber 24 ve yeniden Kanal 6 yayına girmişti… Bu sayede ilk kez kendi programımı yapma şansım oluştu… Star Haber 24 kanalı için “STARDUST” adını verdiğim çok cici bir program hazırladım…
Stardust’da müzik, sinema, televizyon, spor veya modanın dünyaca ünlü starlarıyla ilgili haberler yer alıyordu. Grammy Ödülleri, Oscar Törenleri, galalar, Hollywood’da vizyona giren yeni filmler, çekim aşamasındaki klipler, defileler, podyumun arkasında olup bitenler, futbolun, basketbolun yeni yıldızları ve saire ve saire…Çooook keyifli bir içeriği vardı gerçekten ve hazırlarken de acayip keyif alıyordum…Bu program hala ilk gözbebeğim olarak kalbimdeki özel yerini korur ve o zamanlar benimle birlikte adeta kendi programlarıymışçasına şevkle ve zevkle çalışıp çok emek sarf eden grafik tasarımcısı canım arkadaşım Berkant Dinç’le, şirin yönetmenim Oktay Mutlu’ya da tüm kalbimle teşekkür ediyorum… Bu arada beni taaa Stardust’daki acemilik safhalarımdan bu yana takip eden, seven, güzel mailler atmayı sürdüren en eski izleyicilerime de sevgilerimi iletiyorum…
2003’de Cnn Türk’de çalışmaya başladım… Aslında hedefim orada da “Stardust” benzeri başka bir program yapmaktı ama birdenbire kendimi hanım hanımcık kıyafetler ve olgun saç modelleriyle bir eğitim programı sunarken buldum: “Eğitim ve Kariyer”… Üniversite rektörleri, fakülte dekanları gelip okullarının olanaklarını tanıtıyordu programda. Ben de ciddi ciddi eğitim konusunda araştırıp öğreniyor, ağırbaşlı, kaale alınır sorular sormaya çalışıyordum. Beni oradan hatırlayanlar aşağı yukarı 30’lu yaşlarımda olduğumu düşünüyorlarmış…
Ara sıra programa kariyer hikayelerini dinlemek üzere ünlü konuklar da alıyorduk. Nispeten daha rahat olduğum ve eğlendiğim bölümlerdi bunlar diyebilirim.
Yine de bu program bana canlı yayını idare etme, çok yetkin olmadığım bir konuda bile donanım kazanıp konuya hakimiyet sağlama becerisi kazandırdı diyebilirim, bu anlamda iyi ki de yapmışım!
Daha sonra kanalın Perspektif kuşakları için belgeseller hazırlamaya başladım. 2003 yılında vizyona girecek Türk filmlerinin kamera arkası görüntüleri, çekim hikayeleri, oyuncular ve yönetmenlerle röportajlar, sinema eleştirmenleriyle analizlerden oluşan “Türk Sineması-2003” belgeseli eğlenceli bir yapımdı…
“Sis Bulutunun Ardında: Alzheimer” belgeselini hazırlarkense tüylerim diken diken olmuş, gözlerim dolmuştu… İnsanın hafızasını silen Alzheimer hastalığını her boyutuyla ekrana taşımak çok kolay olmamıştı. Bilimsel gerçekliğinden öte aktarmaya çalıştığım şey duyguydu çünkü… Annesi, babası, eşi bu hastalığa yakalanan insanların acısını, çaresizliğini çok iyi hissetmiş ve izleyenlere de yansıtmaya çabalamıştım…
Belgesel yayınlandıktan sonra gördüğü ilgi ve özellikle hasta yakınlarından aldığım teşekkür telefonlarıyla doğru bir sonuca ulaşmış olduğuma inandım…
En son olarak da TL’den 6 sıfır atılma döneminde “Bozuk Para: 1 Lira” adlı belgeselin yapım aşamasında çalıştım… Ve ardından Tv8’e geçtim.
Hayalimde bir süredir şekillenen ve hayata geçirmek istediğim bir proje vardı… Klasik sunuculuk kalıplarıyla hareket etmek zorunda kalmayacağım, her zaman içimden geldiği gibi davranabileceğim, her konuyu işleyebileceğim, içeriğinden, müziklerine, kurgusuna, ismine, kısaca herşeyine kendimin karar verebileceği bir program… Adı da mutlaka ve mutlaka “Zeitgeist” olsun istiyordum! Lise dönemimde felsefeye ilgim vardı ve o dönem okuduğum (kalın )kitaplardan birinde Hegel’in ortaya attığı zeitgeist kavramıyla tanışmıştım ve çok ilgimi çekmişti…
Tv8 alternatif projelere kucak açan bir kanal, bu nedenle pek çok kanalın cesaret edip şans tanımadığı projeler burada doğma imkanı bulabiliyor. Kafamdaki programı anlattıktan sonra benden bir demo (bilmeyenler için söylemek gerekir belki, demo programın bir tanıtım örneğidir) istediler… Ben de hiçbir kaygı gütmeden, acaba çok mu uçtum, bu ne biçim sunuş yahu derler mi bana diye düşünmeden tüm zıpırlığıyla ilk Zeitgeist bölümünü hazırladım…
Çok beğenmişlerdi…Bir tek ismini yadırgadılar biraz : ) Emin misin bak, söylenmesi zor, yazılması zor, gel vazgeç bu sevdadan dediler…Ben bu konuda taviz vermemekte ısrarcıydım…İlle de Zeitgeist ille de…Sonra hakikaten yazım zorluğundan kaynaklanabilecek durumları düşününce (mail adresim yanlış yazıldığı için mailler sürekli geri dönecek, gazetelerde programın ismi hep yanlış yazacak v.s ) Zeitgeist’la birlikte terimin Türkçe kelime karşılığını da eklemeyi uygun gördüm, böylece “Zamanın Ruhu: Zeitgeist” oldu ismi… Ve 25 Aralık 2004’de ilk bölümüm aynen demodaki haliyle yayınlandı… İlk kez bir programda “KENDİM” gibi yansımıştım ekrana… Hayalini kurduğum gibi doğal ve içtendi programım, bir kızın görüntülü günlüğü gibi adeta… Ve ilk bölümden itibaren de sevenleri oluştu, bana güzel maillerle enerji veren herkese teşekkür ediyorum…
Eee her şeyi tadında bırakmak gerekir derler… Zamanın Ruhu:Zeitgeist tam iki yıl, 100 küsür bölüm boyunca devam ettikten sonra “tamamdır” dedim, artık yeni bir şeyler yapmanın zamanı geldi…Halihazırda birkaç proje şekillenmişti kafamda, kanala sundum ve sonunda uçuk kaçık bir gezi programı olan“Gülhan’ın Galaksi Rehberi” üzerinde karar kılındı.
2007-Tv8
Programın ismi için esin kaynağım absürt mizahın dahisi Douglas Adams’ın “The Hitchhikers Guide to The Galaxy” (Otostopçunun Galaksi Rehberi) adlı eseriydi. Hem bir seyahat programı olduğunu anlatabilecek, hem de mizahi tarzını vurgulayabilecek en uygun seçim gibi geldi bana… (Yoksa programda sırf sunucunun adı geçsin diye “Bilmemkim’le Şuradan Buraya”, “Filanca’yla Kimin Nesi” gibi sallama bir şekilde ortaya çıkmadı isim.)
2008-Tv8
Gülhan’ın Galaksi Rehberi malumunuz bu sezon da devam ediyor. Umduğumdan çok büyük bir çoğunluk beni ve programın tarzını anladı, sevdi; klasik gezi programı formatının ve sunumunun dışına çıkma cesaretime güç kattı… Sonuçta benim istediğim gezen, gören, öğrenen bir insanın bunları arkadaşlarına “günlük hayatta nasıl anlatacaksa” o şekilde anlatmasıydı… Sunucu gibi değil de, geziye gidip dönmüş bir insan gibi işte… Yeri gelince şaşıran, duygulanan veya sıkılan, yeri gelince aklına gelen komiklikleri veya başına gelen aksilikleri, saçmalıkları da yansıtan, seyahatin her yönünü ve duygusunu aktarmaya çalışan biri… Neticede izleyenlere hem aldığım keyfi yansıtmak hem de bilgilendirme işini can sıkmadan, yormadan başarabilmek istedim… Tebessüm ve mutlulukla okuduğum güzel maillerinizin hepsi için çok teşekkür ederim; başarabildiysem ne mutlu bana!…































Belarus Minsk gezisi isteriiiiizzZ =)
Bu siteyi görmeden önce “neden” diyordum kendi kendime neden bu kadar mükemmel bir insana ulaşabilmem,onunla arkadaş olabilmem imkansız…Sonra siteni buldum ve sayfanın sağ üst köşesindeki sözü okuyunca olmayacağını düşündüğüm şekilde hayal ettim ve “neden olmasın” dedim. Her ne şekilde olursa olsun hiç fark etmez ama ne olursun seninle istediğim zaman iletişim kurabilmemin bir yolunu söyle bana lütfen. Gerçekten arkadaşın olmak istediğim için gerçek isim soyisim kullandım. Senin hayranın olmam,senin ünlü olman,binlerce hayranın olması,güzel kelimesini en iyi betimleyen insan olman bunların hiçbiri umrumda değil,televizyon denilen o aptal kutusunun içine sığmayacak kadar gerçeksin..Umarım düşüncelerimde yanılmadığımı görürüm. Mutlu kal…
Roxy Music in if there’s something şarkısının bir bölümündeki bu sözlerin sizin için olduğunu düşündüm my lady
Ve sonra dedim ki kendi kendime; NEDEN OLMASIN… (Umarım bir cevap verirsin,yorumunu bekliyorum. Herşey dilediğin gibi olsun…)
Shake your hair girl with your ponytail
Takes me right back (when you were young)
Throw your precious gifts into the air
Watch them fall down (when you were young)
Lift up your feet and put them on the ground
You used to walk upon (when you were young)
Lift up your feet and put them on the ground
The hills were higher (when we were young)
Lift up your feet and put them on the ground
The trees were taller (when you were young)
Lift up your feet and put them on the ground
The grass was greener (when you were young)
Lift up your feet and put them on the ground
You used to walk upon (when you were young)…
Gülhancım,
Anasayfadaki yılbaşı videosu çok şeker olmuş tebrikler. Umarım birgün bir programın sonunda o dansın gerçeğini de yaparsın diyeceğim ama o caaanım playback günleri eskilerde kaldı artık.
Not: 30 yaşında koca kız oldun, hala nelerle uğraşıyosun cık cık cık.. Şaka şaka sen bi tanesin, neşe kaynağım benim.
Müthişsin hep böyle devam et biz de seni hep sevelim (:
Bendeki yazıya bak ya sanki arkadaşıma yazıyorum ama şaka bi yana seni çok seviyoruz. Ben seni büyük bir hayranlıkla seyrediyorum.
YAŞASIN GÜLHAN ŞEN
Süpersin harikasın!
Merhabalar Gülhan Şen. Animasyon sanatçısı Mehmet Direk’e ben de teşekkürlerimi iletiyorum.Tabii size de Gülhan Hanım. Çünkü sizin vesilenizle böyle bir sanatçımızın varlığını öğrendim. Burada bilhassa kendime sitem ediyorum :S İşte bizim de böyle ve buna benzer çalışmalarımız oluyor. Sizi sevdiğimizden ve bu sevgimizi birebir size iletemediğimizden olsa gerek; basit birer çalışma da olsalar (kendi yaptıklarım için söylüyorum
) karakalem, video, figür vb. şeylerle bunu gösteriyoruz. Fakat sizden izin almaksızın bunları sosyal paylaşım siteleri vb. yerlerde yayınlamak, teşhir etmek ne bizim ahlakımıza uyar ne de size olan saygımıza. Yani demek istediğim şu ki; eğer sitemizde üyelere böylelikle forum bölümü gibi alanlar oluştutulamaz mı ?
Tabii ilerleyen aylarda veya yıllarda. Bir takım teknik aksaklıklar var olduğunu söylemiştiniz yanlış hatırlamıyorsam. Sadece naçizane, olursa olur, olmazsa da olmaz bir görüş niteliğindedir söylemim. Takdir edersiniz ki; sizi, sadece kelimelerle anlatmak yetersiz kaldığından bu (karakalem video vb. ) çalışmalarla avunuyoruz işte. 
Ne de olsa sizin şahsınız adına yapılmış bir resim, video. Bende saklı kalmış olur iyi mi ? 
Arkadaşlarımdan yoğun baskı yiyorum bu yüzden. Yaptığım şeylerden birini paylaşmamı istiyorlar sürekli. Sizden affınıza sığınarak izin istiyorum. İzin vermezseniz de asla gücenmem bilmiş olun.
Eh şimdiye kadar “siz siz” dedim bir kere de daha da samimi olup sen diyerek ; ” Seni seviyoruz “.
Galaksinin ŞEN GÜLHAN’ına ve ekibine ALLAH kolaylıklar ihsan eylesin.
Selamlar Gülhan,
ne zamandır da girmiyordum sayfana, yeni yılın sana getirileri pozitif olur inşallah.
Bu akşamki programı izleyebildim sonunda (ne yalan söyleyeyim bir türlü denk gelmiyor valla xD), annem ve babam şaşkın gözlerle izlediler, kulak hadisesi
Anket konusuna gelirsek, açıkçası seni farklı bir projede görme fikri pek hoşuma gitmedi, ha! Yine kendin gibi davranabileceğin bir proje olursa sevinirim, tabii ki yapma diyemem. Gezmekten sıkılmadın değil mi? xD
Benim tercihim müzik veya sinema yönünde, özellikle Zeitgeist programında kullandığın müzikleri beğenmiştim, kulak zevkine güveniyorum. Aslında sayfanda yer verebilirsen hoş olur, Gülhan ne dinliyor, ne izliyor bilmek istiyorum.
XOXO
Selamlar Gülhan,
Allah’ın bildiği kuldan saklanmazmış.Diyeceğim şu ki programını seviyorum ama her zaman izleyemiyorum.Ama izlemek çok istiyorum. Bir de hangi okullarda, hangi üniversitede, hangi bölümü okuduğunu çok merak ediyorum. Cevabını inşallah verirsin. Büyüyünce ben de senin gibi olmayı çok istiyorum. İyi gezmeler diyorum ve seni çoook seviyorum…
xdxdxd
Gülhan harikasın, cidden okulda dilimde tüy bitti her gün seni arkadaşlara anlatmaktan. Programın süresi çok az, keşke biraz daha uzun olsa da çok izlesek, ben yeni keşfedenlerdenim ama hemen bağımlı oldum. Harikasın, tek kelimeyle bana çok çılgın geliyorsun sen mükemmel ötesisin bu hafta nereyi tanıtacaksın bize?
Aloha!
Öhöm.. Nasıl başlasam, nasıl etsem, ne desem.. Beni herkes anlasa yine de anlatmaktan korkarım, oysa kelimeler sözümü dinler dizilirdi güzelce. Zeitgeist’i izliyordum, şu an çok çok hatırlamasam da. Abim burnu havada, sormuştu ne demek biliyor musun Zeitgeist? Bilmiyordum. İyi ki bilmiyordum. Öğrendim. Sonra bırakamadım o kızı, hani şu sunan, hani neşesi ile beni kendimden geçiren, hani ben hiç böyle olamayacağım dedirten. Hani, Galaksi Rehberi’ne başladığında içimi içime sığdırtmayan.. Dünyanın küçük köşelerine adım atan, benim hayalimi yaşayan.. İzinden gideceğim, izimden giden.. Sonra ne oldu bilmiyorum. Ve hala sendeyim. 16 yaşında, kalbine dünyalar sokuşturan bir genç kızım..
“Bir fındık kabuğuna sığıp yine de kendimi hudutsuz ülkelerin hükümdarı sayabilirdim.”
Selamlar…
Her zaman izleyemesem de izlediğim bütün bölümlerinde çok keyif alıyorum, gidip kendi elimle dokunamasam da,kendi gözlerimle göremesem de dünyanın her bir köşesini, seni seyrederken sanki oradaymışım gibi geliyor. İçten,sıcak ve samimi, o an gerçekten yanında olmayı istiyorum, gezip görmek kadar eğlenceli başka bi iş var mıdır acaba diyorum kendi kendime. Sevgiler
İlk yorumum için çok şey düşündüm ama vazgeçtim, düşünmeden de yazmak gerek bazen
Gülhan harikaydı bu bölüm!
Bayıldım ve hele o küçük kız neler biliyor öyle!
Süperdi valla, ben beğendim, bu arada ellerin küçükmüş senin
Gülhan bölüm güzeldi ama şu geçen haftadaki Maasailerdeki çekiliş ne oldu bir açıklama yapmadınız yoksa kitapların üstüne mi yattınız?
Ve ayrıca o programda çalan sarkının adı neydi söylersen süper olur. Hadi görüşürüz.
Selam nasılsın, özledim valla
Gülhan abla ben Yalova’dan Çağrı. 18 yaşındayım. Ve ailecek senin hayranınız. Gülhan’ın Galaksi Rehberi başlamadan 10 dk. önce herkes tv’nin başına geçer bizim evde
-”Gülhan çıkacak Gülhan çıkacak ”diye.
Senin en çok konuşma tarzını ve gülüşün çok hoşuma gidiyor (daha doğrusu yaptığın herşey
İnşallah o gülüşünü bozacak kötü birşey çıkmaz karşına dünyada. Sen hep gül olur mu, üzülsen bile gül… Çünkü sana gülmek çoook yakışıyor.
Benim en büyük hayalim seninle konuşabilmek… Ve o gülüşünü bir de canlı dinlemek (herşeyimi verirdim)
Seni çook ama çook seviyorum… Kendini hiç üzme!
Çok şirin ve cici bir bayandan böyle bir program izlemek çok keyif veriyor bana. Ben nadiren tv başına geçiyorum ama bu programı izlemeden uykum mu gelmiyor yoksa o gün bir şey eksik mi kaldı gibi tarifle anlatılmaz hislere kapılıyorum. Gerçekten de çok güzel bir bayansın ve programlarını zevkle izliyorum. Sana başarılar diliyorum. Umarım herşey gönlünce geçer.
Gülhan süpersin gerçekten süpersin.O kadar samimi ve sıcak duruyorsun ki tv’de seni izlerken yakın bi arkadaşımı izliyorum sanki.Hiç bozma kendini olur mu… HEP BÖYLE KAL…
Öncelikle televizyon geçmişinizi okuduğumda çok eğlendim
Şu an yazabileceğim o kadar çok şey var ki hakkınızda, kitlendim kaldım
Çook başarılısınız ve tatlısınız (tatlı kısmı daha bi çook :d ) (Sizli konuşuyorum çünkü tanımadığınız insanlardan yorum alıyorsunuz hiçbir şekilde kırıcı olmak istemiyorum) Herhangi bir şekilde tv’de, nette sizi gördüğüm an Alice Harikalar Diyarı‘nda moduma giriyorum
Öyle cici birini görüyorum görüyorum görüyorum görüyorum… :d
Tek kelime ile harikasın. Programlarını hiç kaçırmıyorum ve bir çok arkadaşıma soruyorum, seni tanıyor ve izliyorlar. Waaw…süpersin! Beni mutlu edip güldürebiliyorsun. Gülen yüzün hiç solmasın… Seni seviyorum…
Sevgili Gülhan,
Karla yağmurun sevişerek aşklarını erittikleri bir İstanbul sabahından “Merhaba!”
Birçoğumuzun hayali olan işinin zorluklarını düşünüyorum aslında ara ara. Ama gene de zevkli olmalı. En zor kısmı ise otel odalarıdır herhalde buna rağmen sevildiğini bilmek müthiş…
Şu yağmurlu günde İstanbul’un bir sokağında öyle oturuyor ve gri gökyüzünü izlerken nasıl olur da birleştirici bir yapıya sahip olabilirsin diye düşünüyorum. Benden kilometrelerce uzakta tanıştığım küçük bir kızla– Zehra’yla– paylaştığımız müzikleri, gönül verdiğimiz hayalleri, kurduğumuz şehirleri düşünürken bir bakıyoruz sen o hafta o müzikle o şehirde. Zehra da ben de şaşırıyoruz senin bize olan bu yakınlığına. Belki de içimizi ısıtmanın tek nedeni budur; o sevimli gülüşünün yanında.
Kim bilir belki ülkenin birinde rastlarız birbirimize. Kimbilir sen belki ülkenin birinde Gül’üne kavuşmak isteyen Küçük Prens’e rastlarsın. –Bu şey gibi oldu: Eğer iyi bir çocuk olursanız siz de bir gün Şirinler’i görebilirsiniz. Biz seni görsek?
Merhaba,sevgiye değer ve bir ördek yavrusu kadar tatlı mı tatlı güzel kız…(Not:Bunu bir iltifat olarak kabul et, ben o niyetle ettim.) Kendince harmanlayıp sunduğun GGR programından dolayı sana ve sana yardımda bulunan arkadaşlarına gönülden başarılarınızın artmasını (Not:Hiç azalmamasını)diliyorum. Ha bu arada sana hayran olmayan yok ama ben hayranın değilim. Yalnız seninle olur ya yahu bir gün bir yerde karşılaşırız (Not:Çok zor bir ihtimal ama) işte o zaman sana karşı olan hayranlığımı saklayamam. (Not:Sapık filan benzeri şeyler değilim aklına kötü şeyler getirme üzülürüm. Sadece kendimi ifade etmekte zorlandım, hele sana karşı, işte öyle) Neyse şimdilik benden bu kadar, bu benim ilk mesajım ama son olmayacak hem de geri dönmeyeceğini bile bile, belki okumazsın görmezsin bile ama olsun… Bu sitem ettiğim anlamına gelmiyor ha. Takma kafana ben böyle de yaşarım. Görüşmek dileğiyle, good bye.(Not:Yabancı dilim zayıftır, yanlış yazdıysam bozma!!!)
Selam Tv’nin Cicisi.
) (cidden) Programını da elimden geldiğince kaçırmamaya çalışıyorum ama şu ara belli bir gün seçememişsiniz. Olsun bir gün düzenli olarak kilitleneceğiz senin o güzel duruşuna. Senin adına ne şiirler yazılır bir bilsen
İyi bak kendine.. Mutlu ol hep, senin mutluluğun benim mutluluğum
Arkadaşlar öyle sözler söylemiş ki bana birşey demek düşmedi bile. Şu anki bulunduğum yer de sana içimdekileri anlatma şansı tanımıyor. Ama bir gün inşallah dökeceğim içimdekileri. Şöyle söyleyeyim.Seni gördüğümde kilitlenip kalıyorum. Bayıla bayıla izliyorum. Bu bi hayranlık mı yoksa bi aşk mı diyorum kendi kendime.
Mükemmel bir program ve harika ötesi bir insan…Hep böyle kal
Don’t turn away
I need your love
Cause you’re the only one that I’ve been dreaming of
Don’t turn away
Don’t close the door
Cause you’re the only one that I’ve been hoping for
Come hold me tight
I need your light
Just come and take me to the place I long to be
Stay with me
Love is all I’m praying for
Stay with me
Give me strength to carry on
Stay with me
And hearts will surely find the way to go
Stay with me
Be my shelter when the angels disappear
Don’t turn away
Don’t close the door
Cause you’re the only one that I’ve been hoping for
Come hold me tight
I need your light
Just come and take me to the place I long to be
Stay with me
Love is all I’m praying for
Stay with me
Give me strength to carry on
Stay with me
Programda tarzın ve anlatımınn doğal ve gayet başarılı =)
:):)
Sayende oturduğumuz yerden dünyaya açılıyoruzzz
Çizilmemiş resim gibi hayalin var karşımda… İyi ki varsın yaaa!
GÜLHAN HANIM TÜRKİYE’NİN EN GÜZEL BAYANLARINDAN BİRİSİNİZ..
Harikasın
Programın tekrarları olsun, kaçırdığımız bölümleri de izleyebilelim…
Selam programınızı izledim, Paris sokaklarını görme şansım oldu sayenizde, başarılarınızın devamını dilerim nice programlara..
Bu haftaki Saint Petersburg’da müze gezinizdeki saate bayıldım… Süper birşeydi, yanlış hatırlamıyorsam 18 yy.da icat edilmişti değil mi? Bu arada programın saatini biraz öne alsınlar…
Ya ben senin bütün bölümlerini izledim ancak net alabildik, çok seviyorum seni devam böyle öpüyorum.
Zeitgeist çok isabetli bir program ismi olmuş, cesaretinden dolayı tebrik ederim. Fakat o programın videolarını nereden bulabiliriz?