KENDİM
98’de üniversitenin ilk yılında başladım çalışmaya… Sözkonusu televizyonculuk olunca teorik eğitimin gerçek çalışma hayatının kriterleriyle fazla bağdaşmayıp yetersiz kalacağını düşündüm. (Aslında bir gün derste kamerayı katalogtan gösterip anlattıkları zaman bu kararı almıştım. :)
Pratik deneyim kazanmak amacıyla HBB kanalına girdim. Haber merkezinde muhabirlik yaptım bir süre…Öğrenme aşamasındaki biri için kanalın belki de en avantajlı yanı habere gittiğinde genellikle çekimi de kendisinin yapmak zorunda olmasıydı. Böylece kamera kullanmayı öğrendim, haberi oluşturan bilgileri toplamanın yanı sıra onu görsel olarak da oluşturmayı… Öte yandan kameramanla beraber gönderildiğim ilk anonslu haberime hala çok gülerim. “Bahar geldi, havalar güzelleşti” gibi aslında pek de “haber” olmayan neşeli bi paketti…Gelin görün ki üstümde sanki Menkul Kıymetler Borsası’ndan bildiriyormuşum gibi ağır bi ceket var, mikrofonu da sanki o an yoldan geçerken beni çevirip elime tutuşturup hadi konuş demişler gibi tutuyorum. :)
Beş altı ayın ardından temel çalışma prensibini az çok öğrendikten sonra, daha fazla bilgi edinmek adına TRT’ye gitmeye karar verdim. Telefonla haber müdürünün kim olduğunu öğrendim ve bir gün kırk yıllık tanışıklığımız varmış da hep benim gelmemi bekliyorlarmış gibi rahat bir edayla karşısına çıktım. Uzun uzun ve güzel güzel neden orada staj yapmam “gerektiğini” anlattım ama her nasılda cümlem “…çünkü ben böyle karar verdim!” gibi bir anlamla bitmişti. Söylediğim kulaklarıma ulaşınca hemen suratıma nazik bir sırıtma ifadesi ekledim toparlamak için, öte yandan kelimeleri yemek istemiş olmalıyım ki şöyle bi yutkundum.
Sefer Abi (o dönemdeki haber müdürü) “deli herhalde, engellemeyelim, şişler hepimizi bu yoksa!” diye düşünmüş olmalı ki stajyerlik için bile binbir prosedürün gerektiği yere öylece girmeme, deneyimli muhabirlerle habere çıkmama izin verdi. Zamanla haberlere tek başıma bile gitmeye başlamıştım. TRT’deki tüm dostlara buradan teşekkürler.
Ardından Harbiye’de TRT binasının tam karşısında BRT kanalı açıldı. Yıl 1999…
BRT’nin yöneticileri TRT’ye ziyarete gelince bizimkiler laf arasında “ bizde zıpır bi kız var, pek de çalışkan bi’şi, almaz mıydınız?” diye övmüşler beni. Görüştük ettik, aldılar hakikaten…İlk profesyonel işim BRT çatısı altında oldu böylece (bildiğiniz sigortalı, kadrolu, maaşlı iş…anneler, babalar ne çok sevinir bu duruma anlatmama gerek var mı?) ve üniversiteyle işi birarada götürmek zorunda kaldım mezun olana dek. Yine haber merkezinde çalışıyordum. Haberdeki tempo, hergün yeni birşeyler öğrenmek, gündemi takip etmek, normal koşullarda gidip göremeyeceğiniz, bulunamayacağınız ortamlarda, mekanlarda olmak heyecan vericiydi…
Bir gün Alibeyköy’de su baskını, bir gün Ali Sami Yen’de Metallica konseri, bir gün Hasankeyf’de okula gidemeyen bir çocuk, bir gün Atina’da Türk-Yunan dostluk eğlencesi derken 3 yıl geçti… Bu dönemde “Hayatın Renkleri” adlı bir program için de
9 – 10 dakikalık özel paketler hazırlıyordum bir yandan…
2001’de işimle ilgili olabilecek en güzel durumlardan biri gerçekleşti. Reuters Haber Ajansı’nın her yıl 15 ülkeden 1’er genç televizyoncunun katılımıyla gerçekleştirdiği “Haber ve Program Yapımcılığı” eğitimine katılan Türk televizyon muhabiriydim. Londra’da evrensel televizyon dili, haber metni, çekim teknikleri, kurgu, sunum tarzı, izleyici algısı, istatiksel bilgileri kapsayan çok çok faydalı ve birebir pratik uygulamaların gösterildiği bir eğitim alma şansım oldu.
Bu dönemde aynı zamanda “Tehlikeli Bölgelerde Çalışma ve İlkyardım Kursu” adlı bi eğitime katıldım ki hayatımın en enteresan deneyimlerinden biriydi. Bubi tuzaklarını keşfetme yöntemleri mi istersiniz, silahlı adamlarca kaçırılınca izlemeniz gereken yolun tatbikatı mı, çapraz ateşte kalıp kurtulma metodları mı…Bunun gibi pek çok sıradışı ve tatsız olayın simulasyonunu yaşattılar bize bir hafta boyunca…O eğitim bittiğinde hepimiz herşeye paranoyayla yaklaşır, etrafı kolaçan etmeden, gözümüzü dört açmadan adım atmaz olmuştuk…
BRT kanalı kapandı… Diğer bütün arkadaşlar gibi 6 aylık maaşım ve tazminatımı hala alabilmiş değilim. (Yetkililere sesleniyorum!
)
Ardından STAR TV’de çalışmaya başladım.O dönem Star Haber’in başında Türk medyasının en iyi kadın yöneticilerinden ve habercilerden olan Ayşenur Arslan vardı… Bu şanslı dönemde dış haberler muhabirliği yaptım…Dünyada olup bitenleri birebir takip etmek adına hem çok yararlı hem de zevkli bir dönemdi…Öte yandan Star Grubu’nun bir sürü yeni kanalı açılmıştı… Star TV’nin yanı sıra Star Max, Star Haber 24 ve yeniden Kanal 6 yayına girmişti… Bu sayede ilk kez kendi programımı yapma şansım oluştu… Star Haber 24 kanalı için “STARDUST” adını verdiğim çok cici bir program hazırladım…
Stardust’da müzik, sinema, televizyon, spor veya modanın dünyaca ünlü starlarıyla ilgili haberler yer alıyordu. Grammy Ödülleri, Oscar Törenleri, galalar, Hollywood’da vizyona giren yeni filmler, çekim aşamasındaki klipler, defileler, podyumun arkasında olup bitenler, futbolun, basketbolun yeni yıldızları ve saire ve saire…Çooook keyifli bir içeriği vardı gerçekten ve hazırlarken de acayip keyif alıyordum…Bu program hala ilk gözbebeğim olarak kalbimdeki özel yerini korur ve o zamanlar benimle birlikte adeta kendi programlarıymışçasına şevkle ve zevkle çalışıp çok emek sarf eden grafik tasarımcısı canım arkadaşım Berkant Dinç’le, şirin yönetmenim Oktay Mutlu’ya da tüm kalbimle teşekkür ediyorum… Bu arada beni taaa Stardust’daki acemilik safhalarımdan bu yana takip eden, seven, güzel mailler atmayı sürdüren en eski izleyicilerime de sevgilerimi iletiyorum…
2003’de Cnn Türk’de çalışmaya başladım… Aslında hedefim orada da “Stardust” benzeri başka bir program yapmaktı ama birdenbire kendimi hanım hanımcık kıyafetler ve olgun saç modelleriyle bir eğitim programı sunarken buldum: “Eğitim ve Kariyer”… Üniversite rektörleri, fakülte dekanları gelip okullarının olanaklarını tanıtıyordu programda. Ben de ciddi ciddi eğitim konusunda araştırıp öğreniyor, ağırbaşlı, kaale alınır sorular sormaya çalışıyordum. Beni oradan hatırlayanlar aşağı yukarı 30’lu yaşlarımda olduğumu düşünüyorlarmış…
Ara sıra programa kariyer hikayelerini dinlemek üzere ünlü konuklar da alıyorduk. Nispeten daha rahat olduğum ve eğlendiğim bölümlerdi bunlar diyebilirim.
Yine de bu program bana canlı yayını idare etme, çok yetkin olmadığım bir konuda bile donanım kazanıp konuya hakimiyet sağlama becerisi kazandırdı diyebilirim, bu anlamda iyi ki de yapmışım!
Daha sonra kanalın Perspektif kuşakları için belgeseller hazırlamaya başladım. 2003 yılında vizyona girecek Türk filmlerinin kamera arkası görüntüleri, çekim hikayeleri, oyuncular ve yönetmenlerle röportajlar, sinema eleştirmenleriyle analizlerden oluşan “Türk Sineması-2003” belgeseli eğlenceli bir yapımdı…
“Sis Bulutunun Ardında: Alzheimer” belgeselini hazırlarkense tüylerim diken diken olmuş, gözlerim dolmuştu… İnsanın hafızasını silen Alzheimer hastalığını her boyutuyla ekrana taşımak çok kolay olmamıştı. Bilimsel gerçekliğinden öte aktarmaya çalıştığım şey duyguydu çünkü… Annesi, babası, eşi bu hastalığa yakalanan insanların acısını, çaresizliğini çok iyi hissetmiş ve izleyenlere de yansıtmaya çabalamıştım…
Belgesel yayınlandıktan sonra gördüğü ilgi ve özellikle hasta yakınlarından aldığım teşekkür telefonlarıyla doğru bir sonuca ulaşmış olduğuma inandım…
En son olarak da TL’den 6 sıfır atılma döneminde “Bozuk Para: 1 Lira” adlı belgeselin yapım aşamasında çalıştım… Ve ardından Tv8’e geçtim.
Hayalimde bir süredir şekillenen ve hayata geçirmek istediğim bir proje vardı… Klasik sunuculuk kalıplarıyla hareket etmek zorunda kalmayacağım, her zaman içimden geldiği gibi davranabileceğim, her konuyu işleyebileceğim, içeriğinden, müziklerine, kurgusuna, ismine, kısaca herşeyine kendimin karar verebileceği bir program… Adı da mutlaka ve mutlaka “Zeitgeist” olsun istiyordum! Lise dönemimde felsefeye ilgim vardı ve o dönem okuduğum (kalın )kitaplardan birinde Hegel’in ortaya attığı zeitgeist kavramıyla tanışmıştım ve çok ilgimi çekmişti…
Tv8 alternatif projelere kucak açan bir kanal, bu nedenle pek çok kanalın cesaret edip şans tanımadığı projeler burada doğma imkanı bulabiliyor. Kafamdaki programı anlattıktan sonra benden bir demo (bilmeyenler için söylemek gerekir belki, demo programın bir tanıtım örneğidir) istediler… Ben de hiçbir kaygı gütmeden, acaba çok mu uçtum, bu ne biçim sunuş yahu derler mi bana diye düşünmeden tüm zıpırlığıyla ilk Zeitgeist bölümünü hazırladım…
Çok beğenmişlerdi…Bir tek ismini yadırgadılar biraz : ) Emin misin bak, söylenmesi zor, yazılması zor, gel vazgeç bu sevdadan dediler…Ben bu konuda taviz vermemekte ısrarcıydım…İlle de Zeitgeist ille de…Sonra hakikaten yazım zorluğundan kaynaklanabilecek durumları düşününce (mail adresim yanlış yazıldığı için mailler sürekli geri dönecek, gazetelerde programın ismi hep yanlış yazacak v.s ) Zeitgeist’la birlikte terimin Türkçe kelime karşılığını da eklemeyi uygun gördüm, böylece “Zamanın Ruhu: Zeitgeist” oldu ismi… Ve 25 Aralık 2004’de ilk bölümüm aynen demodaki haliyle yayınlandı… İlk kez bir programda “KENDİM” gibi yansımıştım ekrana… Hayalini kurduğum gibi doğal ve içtendi programım, bir kızın görüntülü günlüğü gibi adeta… Ve ilk bölümden itibaren de sevenleri oluştu, bana güzel maillerle enerji veren herkese teşekkür ediyorum…
Eee her şeyi tadında bırakmak gerekir derler… Zamanın Ruhu:Zeitgeist tam iki yıl, 100 küsür bölüm boyunca devam ettikten sonra “tamamdır” dedim, artık yeni bir şeyler yapmanın zamanı geldi…Halihazırda birkaç proje şekillenmişti kafamda, kanala sundum ve sonunda uçuk kaçık bir gezi programı olan“Gülhan’ın Galaksi Rehberi” üzerinde karar kılındı.
2007-Tv8
Programın ismi için esin kaynağım absürt mizahın dahisi Douglas Adams’ın “The Hitchhikers Guide to The Galaxy” (Otostopçunun Galaksi Rehberi) adlı eseriydi. Hem bir seyahat programı olduğunu anlatabilecek, hem de mizahi tarzını vurgulayabilecek en uygun seçim gibi geldi bana… (Yoksa programda sırf sunucunun adı geçsin diye “Bilmemkim’le Şuradan Buraya”, “Filanca’yla Kimin Nesi” gibi sallama bir şekilde ortaya çıkmadı isim.)
2008-Tv8
Gülhan’ın Galaksi Rehberi malumunuz bu sezon da devam ediyor. Umduğumdan çok büyük bir çoğunluk beni ve programın tarzını anladı, sevdi; klasik gezi programı formatının ve sunumunun dışına çıkma cesaretime güç kattı… Sonuçta benim istediğim gezen, gören, öğrenen bir insanın bunları arkadaşlarına “günlük hayatta nasıl anlatacaksa” o şekilde anlatmasıydı… Sunucu gibi değil de, geziye gidip dönmüş bir insan gibi işte… Yeri gelince şaşıran, duygulanan veya sıkılan, yeri gelince aklına gelen komiklikleri veya başına gelen aksilikleri, saçmalıkları da yansıtan, seyahatin her yönünü ve duygusunu aktarmaya çalışan biri… Neticede izleyenlere hem aldığım keyfi yansıtmak hem de bilgilendirme işini can sıkmadan, yormadan başarabilmek istedim… Tebessüm ve mutlulukla okuduğum güzel maillerinizin hepsi için çok teşekkür ederim; başarabildiysem ne mutlu bana!…































Emin ol başardın güzel ablam
Sen bir numarasın…
2009 da güzel bir fotoğrafı hak ediyor bence, şöyle cicili bicili filan
İşte bu sensin
Kesinlikle başardın buna emin olabilirsin. HBB’deki (tek başına) yayınını çok izlemek istiyorum. Dile kolay 1998’deeenn 2009’a 11 sene geçmiş ardından.
Ben de bu sene sınavlara hazırlanıyorum ve 8.sınıftan beri de iletişim okumak için can atıyorum,kimisi boşver daha ciddi bir iş bul kimisi de istediğini oku sabahları işkence gibi işe gitmezsin diyor…
Hayallerim sınırsız ve umarım bunları gerçekleştirebilirim
Hala da iletişim okumakta kararlıyım fakat onun haricinde de oyunculuk da istiyorum, bunun da eğitimini almak benim için şahane olur
Ama son 1 yıldır özene bezene seyrettiğim en genç televizyoncu sizsiniz ve bu yazıdan sonra sizi örnek almak bana ilham vericek
)
Sizi çooook seviyorumm:)
Kariyerini senin dilinden okumak şahaneydi
)
)
Benim için en anlamlısı Zamanın Ruhu: Zeitgeist oldu çünkü o seni tanımama vesile olan programdı, tanıdım ve çok sevdim kopamadım da bir daha
“Sis Bulutunun Ardında: Alzheimer” belgeselini çok merak ettim ayrıca beni çok etkileyen hastalıklardan biridir..
Acaba bulabileceğim bir adres var mı?
Hayal et belki olur bir gün derler hep…
Kim bilir belki olur diye bekleriz…
Oysa hiç haberimiz yoktur…
Oracıkta da hep, biz fark etmeyiz…
(İşte hayal ediyorum seninle tanışmayı)…
Gülhan hanımcığım benim sizden şöyle bir istirhamım olacaktı:
Ben isterim ki, Gülhan doğduğu yere gitsin, bize doğduğu yeri anlatsın, nerede neler yapmıştı onları anlatsın, bizleri mutlu etsin..
Mümkün müdür acaba???
Evet ben de doğduğun yere gitmeni çok isterdim, ne olur görmek isterim oraları, lütfennnnn…
Ben de Gülhan Şen’i Zamanın Ruhu: Zeitgeist ile tanıyanlardanım,hatta büyük bir Vega hayranı olarak ilk kez Vega ile yaptığı röportaja denk gelmiştim.O zamandan bugüne kadar da hep keyifle izledim.O programdan sonra Gülhan Şen’e ilk mailimi atmış, Vega ile bizleri buluşturduğu için teşekkür etmiştim.Mailime yanıt beklemiyordum ama kısa zaman içerisinde bana o kadar sıcak bir maille yanıt vermişti ki; işte sunucu dediğin budur dedirtmişti kendine
Nasılsın bakalım tatlı sarışın
Merhaba Gülhan “ŞEN”. Vurgu yapmak istedim çünkü; ancak bu kadar neşeli,dışa karşı pozitif olan biri kendini bu derece açık anlatabilir.Yani demem o ki; hayatınızda yaşadığınız kritik dakikaları (yön verecek) esprili bir şekilde anlatabilmek. Kurumlarla veya kurumların başındaki insanlarla yaşadığınız, kendinizin ve onların hakkında yaptığınız ince nüansları (ör:bu kız deli vb..) herkes anlatmaz veya katmak istemez bu gibi yazılara. “Aman ya bunu da bilmesinler azcık ciddi tanısınlar beni” filan gibi…
Bu kadar açık olduğunuzdan dolayı sizi tebrik ediyorum… Soyadızın ve geçmişinizin (emek) hakkını veriyorsunuz. Ben sizi Star Tv zamanlarından bilyorum. O zamanlar ancak tv’nin hiç olmazsa haber değeri taşıdığını anladık ya ondan olsa gerek. Ondan önce malum gezmek, top oynamak vsss..” dünya umrumuzda değil ya.” Eh o zamanlar net de bu kadar gelişmiş olmadığından size ulaşamıyorduk. Bizlere bu fırsatı verdiğin için gönülden teşekkürler…Tv’nın toz pempe (bugün yayınlanıp yarın unutulan dünya değil mi
) dünyasında seni unutmayacağımızı bilmeni isterim kendi adıma. Zaten unutturmayacağına da kefilim. Çünkü kendini bilen programlar (her ne kadar size bazıları yaptığınız programdan dolayı böyle mi sunulur dese de:) yapıyorsunuz. Lafı uzattıkça da uzattım
Neyse daha yormayayım sizi.
Galaksinin şen ruhuna ve ekibine ALLAH kolaylık versin.
İyi geceler boş geçmeyeyim bu gece de eeeeee ne de olsa bi sen varsın bu alemde!!!!
Programınız çok güzel başarınız daim olsun.
Merhaba Gülhan Şen hanım. Programını severek ve beğenerek izliyordum.. Bir programınızda Dubrovnik bölümünüzü izledim ve orayı çok beğendim, araştırdığımda Hırvatistan’ın da Türkiye’den vize istemediğini öğrendim ve gitmek için yol arıyorum.. Dubrovnik için en kolay ulaşım nasıl oluyor öncelikle bunu öğrenmek istemiştim.. Benim araştırmalarımda Zagrep’e uçakla, oradan da yaklaşık 700 km.lik bir karayolu söz konusu… Ancak haritadan baktığımda sanki Sarajevo Dubrovnik’e daha yakın, o yoldan ulaşmamız mümkün mü bunu cevaplandırabilirseniz çok sevinirim. Başarılarınızın devamını diliyorum çok teşekkür ederim…
Zeitgeist’dan beri severek takip ettiğimiz dünyalar şirini bi hanımefendisiniz… Müzigi çok sevdiğinizi tahmin etmekle birlikte eskiden beri yaptığınız karaokelere bayılmaktayım.. Sitede bununla ilgili bi bölüm açmayı düşünür müsünüz?? Bence güzel olur
… Bir de bu seçtiğiniz şarkıların isimlerini yazarsanız seviniriz. Böylelikle de sorup sorup sizi sinirlendirmeyiz bizler de
))… Başarılarınız devamını diliyorummmm.….
Seni çok seviyorum ve izlemekten keyif alıyorum ama nolursun programın gününü başka bi zamana alsanız daha çok reyting yapacağınıza eminim annemler evde Aşk-ı Memnu gibi abzürik bi dizi izledikleri için senin programı kaçırıyorum, yalvarıyorum ne olur başka bi gün olsun programın. Başarılarının devamını diliyorum…
Merhaba Gülhan Şen ideal hayatımı yaşıyorsunuz ve size çok ama çok özeniyorum ben diplomalı bi işsizim size yalvarsam bana iş verir misiniz, çantanızı bile taşırım yeter ki gittiğiniz yerleri ben de görim:)
Kamera arkası olur hiç farketmez seninle geleyim be nolurrrr bu benim en büyük hayalim, dünyayı gezmek, başka da bi imkanım yok tek umudum sensin kırma beni Gülhan be hadi
Ayrıca süper giyiniyorsun uyumsuzluğunun uyumuna hayranım
Merhaba Gülhan, seni nedense çoook seviyoruz. Film de güzeldi. Kitabın ne zaman çıkacak. (Ortada kitap yok) artık kitap da yazarsın, sevgilerimle. İlhan
İlk defa geçen Tv8 izlerken fark ettim sizi ve programınızı.. Düşündüm de bugüne dek sizi izlememekle hata etmişim.. Bundan sonra daha çok dinleyeceğim sizi emin olun.. Yurt dışına giderken Fransızca tercümanınız olmak isterdim
Çok harikasınız.. Finlandiya serisini izledim ve çok hoşuma gitti programınız ve siz.. Sizinle msn’de konuşabilir miyim ?
Merhaba Gülhan; =)
Ben de programını çok seviyorum, hatta beni öylesine etkiledi ki, ileride senin gibi bir iş yapmayı düşünüyorum.
Aslında programla ilgili merak ettiğim ve konuşmak istediğim çok şey var. Umarım bir gün bu fırsatı yakalarım
Sevgilerle.
SELAM NASILSIN BAKALIM BUGÜN, YA NE OLUR CEVAP AT MESAJIMA ARKİLERE DE HAVA ATAYIM NE OLUR :d :d :d :d
HAYKAM GÜLHAN ABLA, YENİ PROGRAMLARI BEKLİYORUZ :d
Merhabalar, Galaksi Rehberi’ni izlemekten büyük keyif duyuyor ve hiç bitmemesini istiyorum. Nice bölümlere…
İyi bayramlar, mutlu huzurlu inşallah olur, en içten dileklerimle, yeni yerler keşfiyle tabii ki de :d
Bazen kendime şu soruyu sorardım “acaba ben neden evlenemiyorum?”
Şimdi sorumun cevabını biliyorum!
Size başarılar dilemiyorum neden mi?
Çünkü bu söze ihtiyacınız yok, siz doğuştan başarılısınız.
Ya bir şey soracağım siz gerçekten insan mısınız?
Bence siz beni hayata bağlayan meleğimsiniz…
Galiba ben biraz saçmaladım lütfen beni affedin, size olan hayranlığım beni bu duruma düşürdü..
Kib
Gülhan Hanım sizin programınıza bayılıyorum, yani beğenimi kelimelere dökmekte dahi çok zorlanıyorum..İnsanı bir anda alıp başka yerlere götüren, heyecan veren, yapmış olduğunuz güzel yorumlarla neşelendiren, süper bir üslubunuz var…
Gülhan Hanım ben geçen yaz Hırvatistan-Plitvice National Park’ı gezmeye gittim. Tek kelimeyle süper bir yer.. Doğayı kucaklıyorsunuz… Eminim bir gün orada da bir program yaparsınız.. 9 günlük Plitvice tatilimde tutmuş olduğum bir günlüğüm var, isterseniz size iletebilirim..
Çooook güzelsiniz…
Hayalimdeki kadın tipi (esprili, güzel, sempatik) hayalimdeki iş (dünyayı gezmek) ama işin kötüsü ikisi de her zaman hayal olarak kalacak.
Başarılar,yüksel Gülhan senin için yükselmenin sınırı yok!!!
Sizin çok büyük hayranlarınızdan biriyim. Belgeseller genlikle sıkıcıdır ama siz bu sıkıcılık kısmını büyük bir ustalıkla çözüyorsunuz.
Sizden ricam internet sitenizin daha güncel olması.
Çok tatlı ve güzel bi kız, ayrıca programı da mükemmel!
Değişik bi tat var programında, severek izliyorum desem gerçekten yeridir.
Bazen geç saaatlerde oluyor uyku muyku dinlemiyorum izliyorum.
Başarılarının ve programlarının devamını diliyorum Gülhan
Kendine iyi bak.
Yalan olmasın programının son 15 dakikasına denk geldim ama gerçekten güzel, neşeli bi program olmuş. Şu ana kadar okuduğun bütün yorumlara katılıYorum. Ben de çabalayıp birşeyler yazsam diğerlerinden farklı bişi çıkmaz zaten. Buradan bizim de senin tarafından takip edildiğimizi bilmek istiyorum… Çok şey mi istiyorummm?
Neyse vakit ayır azıcık bize ok? Hadi bakalım yolun açık olsun Gülhan Şen!
Ben sıkı bir gezi programı takipçisiyimdir ve gezmeye de bayılırım.Gerçekten çok iyi bir program yapıyorsun. Program başladığı anda benim için hayat duruyor sadece Galaksi Rehberi oluyor.(reklamlarda hayata dönüyorum o da olmasa halim fena :p)
Nedense Zamanın Ruhu programından beri seni takip ediyorum. Kan çekiyor herhalde 
Hem ciddi, hem de eğlenceli bir program yapıyorsun bunun için seni yürekten kutluyorum ve diğer gezi programlarından da gözle görülür bir şekilde ayrılıp fark ediliyorsun. Seni hep bu tarz programlarda görmek istiyoruz!!…
Ördeğini getirememişsin ama getirebildiğin renklerinden bizimle paylaştıkların çok güzel

İyi ki varsın Gülhan
Sağlık, mutluluk ve başarılarını dilerim.
Çok tatlısın, programın güzel ara sıra denk gelince izliyorum. Niye bu kadar tatlısın ki?
Merhaba. Programınızı yeni izlemeye başladım.Gerçekten çok güzel ama bir eksiği var. O da çok kısa olması! Mesela bu hafta yayınlanan Kenya bölümünü ikiye ayırmışsınız. Zaten programa ayrılan süre 40dk. 10dk’sı reklama gidiyor, sadece 30 dk.cık izleyebiliyoruz
Program süresini biraz daha arttırsanız çok iyi olur bence. Başarılar dilerim…
Merhaba Gülhan. Biz kuzenimle senin programına bayılıyoruz. Tüm aile birlikte seni izliyorDUK. Artık izleyemiyoruz çünkü çok geç saate alınmış. Bizim derslerimiz oluyor ve izleyemiyoruz. Lütfen bir şey yap!! Erken saate alınsın programın tekrar. Cevabını bekliyoruz bu konuyla ilgili
Sevgili Gülhan !
)
Reklamlarda sen oynasan, hatta işi ucuza kapatmak adına kanalda çalışacak elemanlar da fan’larından seçilse..
)
Ben programının TV 8’deki bölümüne gerekli yorumu yazdım ama sana burdan da sesleniyorum, BELKİ OKURSUN DİYE…
Sana özel bi kanal istiyoruz..
Sürekli senin yayında olduğun bi kanal..
Ekranda çok görünmek yüzümü eskitir diyosan,
bence bi aynaya bak o yüz eskir mi
Yok bu iş beni yorar diyorsan banttan yayınlar da olabilir
Tabii ki karşılıksız
Belki projemi önemsemeyeceksin ama sana olan hayranlığımdan,
aklıma ilk gelen bu oldu,belki biraz bencilce ama napayım ..
Saygılarımla!
Merhabalar Gülhan !
Gülhan dememin bi sakıncası var mı acaba? Bence yoktur be … Ekranda çok samimisin
Zamanın Ruhu programından beri takibindeyim! Çok tatlı ve matraksın … Ekranda devrim yaptın bence, o sıkıcı sunuculardan çok uzaksın ! Seni idolü olarak görecek çok kişi olmalı bence… Seninle tanışmayı çok çok ama çooook istiyorum !
Umarım Yolunuz Açık Olur, Başarına Yeni Başarılar Katman Dileğiyle …
Sıradışı ve güzel bir program yapıyorsunuz. Başarılarınızın devamını dilerim.
Gülhancığım merhaba fotoğraflarına bakıyorum da.. Ve aynı zamanda programına da tabii.. Tam bi crazysin.. Özellikle programda kullandığın o şarkı seçimlerin cidden süper.. Ha bu arada fotoğraflarına gelince biraz da sanatsal pozlar takılsan fena olmaz… Caravaggio’nun resimlerinde ışığı nasıl kullandığını bilirsin.. Bu sadece bir öneri yani… Valla dikkat et gittiğin yerlere, aslanlara kaplanlara yem olacaksın bu gidişle.. Ne işin var Kenya’larda.. Git Maldivler’e.. İsviçre Alplerine filan Heidi gibi takıl.. Masum masum kuzular, St. Bernard cinsi köpekler, kuşlar, böcekler… Ha bu arada Helsinki’de o taktığın Viking şapkası beni kopardı.. Acaip komikti ha ha ha..
Pek çok alternatifi olmasına rağmen bu programı diğer programlardan ayırt eden şey nedir? Gitmek isteyip de gidemediğin, içinde ukde kalan yer neresi? Ana sayfada yurtdışına gidiyorum bir arkadaşa bakıp dönücem demişsin! Bulabildin mi o arkadaşı? Bu üçünü istiyorummm..
Not: Sana Mory Kante’den “Yeke yeke” parçasıyla veda ediyorum..
Adiós Gülhan..
Göndersene bana o Viking şapkalını halini
Varsa elinde fotoğrafı…
Selam iyi geceler diyeyim, yine döktürmüşsün bu bölümde de
Merhaba GÜlHAN.Uzun zaman olmuş siteni ziyaret etmeyeli.(Yine pek bir değişiklik yok sitede ama :S Şaka şaka tabii ki. Biliyorum ki yoğun iş tempon ve birtakım sıkıntılar sebebiyle sitede üyelerin istedikleri (forum vs.) bölümler yok. Biraz sitemkar olayım istedim o kadar sadece.
Geçen haftaki safari bölümüne yetişemedim yine, tekrarını da seyredemedim.Bunu söylemekten utanıyorum ama verdiğin emeği seyredemedim. Utanmamın sebebi şu ki; bir seyircin, hayranın (fakat öyle hayran oldukları kişileri görünce ona koşup üstünü başını parçalayanlardan değil
), yaptığın işlerden ve seni izlemekten keyif alan biri olarak, verdiğin emeğin ürünü olan programı haftalardır kaçırıyorum. Başka yerlerden (dizi, program siteleri gibi) de seni seyretmek emek hırsızlığı gibi geliyor. Bu hafta da meşhur safari bölgesi Maasai Mara’daymışsın.Şu diğer olağan belgesellerin sürekli çekim alanı olan yer sanırsam. MARA nehri (meşhur belgeselde yaşlı bufaloyu timsah avlama sahnesi.) Bak bir çılgınlık yapıp da Mara nehri kenarına gitmemişsindir umarım. Mazallah timsahlar seni görünce. :S
Yüreğimizi ağzımıza getirtmezsin değil mi? Bir sen kalmışsın şu seyrettiğimiz alemde.
Yeni anket bölümünde bir kaç şık arasında hangisine oy versem diye düşündüm durdum. Bir sporcu olarak spor haberlerini senin o keyifli anlatımınla dinlemek hoşuma giderdi açıkçası.
Aman aman sakın şu yemek, eğlence programlarından yapmanı istemem. Sonra senin için reyting kaygısı güdüyor da, ön plana çıkmak istiyor gibi dedikodular duymak istemem, seni takdir eden ve seven birisi olarak.
Hangi yapımda, programda olursa olsun o içten, samimi, gerçek kişiliğinizi yansıtabilirsiniz ekrana.Şayet şu var ki; bazı programlar (haber vb.) bunların bir kalıbı oluyor.(Ya da bugüne dek hep böyle bildiğimizi sanıyoruz.İşin mutfağında sizler varsınız elbette ki.)
Sizin özgür sunuş tarzınız kalıpları yıkacaksa amenna.Bence siz en özgür olduğunuz ve kendi arka planını hazırladığınız programları yapmalısınız.Zaten şu ana kadar yaptığınız programları özgür (doğal,samimi,kuralsız…) bakış açınız sebebiyle sevdik.Bundan sonra da yolunuza böyle devam edersiniz İNŞALLAH.
ALLAH Gülhan Şen’e ve ekibine kolaylıklar ihsan eylesin.
Aralarında yılbaşı gecesinin de bulunduğu, bir zaman dilimi içerisinde nöbetçi olacağım için hala vakit bulabiliyorken yeni yıl mesajımı şimdi yayınlamak istiyorum yüksek müsadelerinizle.. Bir hukukçu olarak algıda seçicilik yapma hakkımı kullanarak; 2009 yılı, benim için güzel yurdumda “damacanaya tecavüz”- ki biz bu eylemi insanlığa karşı işlenen suçlar sınıfında kategorize ediyoruz, olayının yaşandığı kara bir sene olarak tarihe geçti..
Bir daha ne ülkemizde ne de dünyada böylesi bir vahşetin yaşanmaması için her türlü sosyal sorumluluk projesinde (ne biliim mecliste bir komisyon olur, bir “live aid” konseri olur, her türlü organizasyon yani) gönüllü olarak yer alacağımı şimdiden taahüt edebilirim..
Hepimiz bu konuda gerekli hassasiyeti sergilemeliyiz, zira hiç birimiz mutfağımızı taciz edilmiş bir damacana ile paylaşmak istemeyiz ama değil mi..
2010 yılında, amcasının sahip olduğu nefes alıp veren her dişiye (karısı ve kızı bazında) göz diken, çok yakında niyeti hepten bozarak bizzat amcasına göz dikeceğinden ciddi anlamda endişe ettiğim, genç ve güzel bir eş sahibi tüm orta yaşlı erkeklerde “hain yiğen” paranoyası oluşumuna sebebiyet veren, üzerine kafa koyularak uyumak için imal edilmiş ve özünde gayet masumene bir eşya olan “yastığı” amacı dışında kullanan, uygulamada “ırz düşmanı” olarak tanımladığımız kişilik özelliklerine uygunluk gösteren Behlül’ün sergilediği alenen hayasızca hareketleri izlemek yerine, Platon’un tavsiyesine uyarak, asla kendini sevdirmeye kalkışmayan, kendini sevilmeye bırakan, üzerine biraz kendisinden serperek, sunduğu her programı lezzetli kılan, faaliyet gösterdiği camiada sayıları bi hayli fazla olan ve yüzleri olmayıp maskelerinden ibaret olan insanların “aynılaştırmayı” başaramadığı bu nevi şahsına münhasır kızın galaktik maceralarını izlemeyi tercih eden bilinçli seyirci sayısında artış olur umarım…
İnsanoğlunun uydurduğu fakat durdurmayı başaramadığı “zaman” denen büyük yalanda kocaman bir “gerçek” olmayı başarabilmiş insanlardan olan Gülhan’ın yeni yılını kutluyorum..(Başaramasaydın da kutlardım
)
Kırmızı- Siyah bir yıl geçirmen dileği ile…
Ooofff, süpersin be ablacığım (= hep böyle ol (= takipteyiz