BU HAFTA
KIRMIZI GİYEN ADAMLAR… MAASAİLER…
Bu akşamki yayınla Kenya seyahatimiz sona eriyor…Nairobi’yi, Nakuru’yu, Maasai Mara’yı ve Maasaileri tanıttım size 5 bölümdür. Bu bölümü (6 Ocak 2010 Çarşamba, 22:15) özellikle izlemenizi tavsiye ediyorum…
İki anlamda; biri kendi çıkarınız için ( programın sonunda soru ve karşılığında ödül var!
) diğeri de kanımca son derece şaşırtıcı ve keyifli bir program olduğu için. Bir önceki hafta size Maasaileri anlatmıştım, yaşam tarzlarını, inanışlarını, sosyal görüşlerini, geleneklerini v.s. Bu kez onlara çantamadan çıkan basit bazı objeleri gösteriyorum ve neredeyse hepsini ilk kez görüyorlar…
Aynada ilk kez kendini görüyor yaşlı bir Maasai kadını, kibrit yakıp veriyorum yok istemeyiz bunu “ateş yakmak bizim işimiz” deyip almıyorlar… Süslenmeye çok meraklı osalar da ne bir ruja ne de ojeye tamah ediyorlar… Evimin anahtarlarına katıla katıla gülüyorlar bu ne saçma birşey diye. Çantamda yararlı buldukları tek şey “yara bantları” oluyor ve onlara dağıtıyorum sanki çok değerli bir hediyeymişçesine…
Ardından da safari bölümümüzden geri kalan son bir kısmı izliyoruz..Yine aslanlarla haşır neşirim
İyi seyirler ve çekilişte bol şanslar diliyorum!

MAASAİLER…
Sevgili GGR Dostları,
Bu geceki bölümde (30 Aralık 2009,22:15) Kenya ve Tanzanya topraklarında yaşayan Maasai kabilesinin bir köyüne gidiyoruz. Kenya Maasai Mara’dayız… Modern dünyanın nimetlerinden tamamen uzakta bir yaşam süren Afrika’nın bu ilginç kabilesini tanımak beni çok heyecanlandırdı… Size de elimden geldiğince öğrediklerimi aynı heyecanla aktarmaya çalıştım.
Maasai erkekleri av dansı ve yükseğe sıçrama yarışı yaptılar bize, kadınlarsa şarkılı bir karşılama töreni düzenledi… Köyü gezdik, tezekten yapılmış evlerine girdik. Son derece ilginç bir bölüm var anlayacağınız bu gece…
İyi seyirler!

MAASAİ MARA
Anladığım kadarıyla geçen haftaki safari bölümünü pek bir sevmişsiniz… (Nasıl anladığım mühim değil, anlarım ben!
Açıkçası benim için de keyifli bölümlerden biriydi… E hazır tadı damağınızda kalmışken bu hafta da devam edelim diyorum!
Bu kez dünyanın önde gelen safari alanlarından biri olan Kenya’nın Maasai Mara Ulusal Parkı‘na gidiyoruz… Geçen sefer Nakuru’da aslan, fil, su aygırı gibi iricene hayvanları görememiştik çok, Maasai Mara’da onlarla da müşerref olduk…
Bir de belgesellerde izlerken hep gördüğüm bir yer vardı…Hayvanlar su bulmak için Tanzanya Serengeti’den kalkıp kopup Maasai Mara’ya gelirken bir nehir geçiyordu…Orada da timsah ve diğer etçillerle, otçul hayvanlar arasında büyük bir can pazarı yaşanıyordu hep… Bufalo sudan geçmeye çalışıyor, timsah pusu kurmuş yemek yakalamaya çalışıyor filan, hatırladınız mı manzarayı? İşte tam o geçiş noktasına gittik, Mara Nehri’ne… Görüşmek üzere!
23 Aralık Çarşamba 22:15’de Tv8’de.…

SAFARİYE ÇIKTIM!!! (Bir arkadaşa bakıp döneceğim!)
Seeelaaaamlar Herkeseeee!
Bu haftaki bölümde (16 Aralık Çarşamba 22:25) Kenya’nın Nakuru Gölü Ulusal Parkı‘nda safariye çıkıyoruz sizinle!
Doğa belgeseli izlemeyi sever misiniz bilmiyorum ama ben baaayılırım!
O yüzden Afrika’ya gidip bu kez bizzat bizim bu tarz bir program hazırlamamız beni çok heyecanlandırmıştı, umarım sizin de hoşunuza gider!
Bu arada programın başında girecek olan Rtük uyarı metnini merak edenler çıkacaktır (ben bilmem mi seyircimi bilmem mi!
) Şimdiden yazayım da sonra boşuna kendinizi yormayın…
Efendim bir bölümümüzde sponsor firmanın adını söylemiş olmam dolayısıyla “destek veren firmanın hizmetlerini tanıtmama” kuralını ihlal etmişiz bilmeden, o yüzden de uyarı almışız… Gerçi kanaldaki en az 5 programa daha gelmiş uyarı benzer sebeplerle… Sanıyorum bir gün boyunca Tv8 izlenmiş oralarda
Bana komik gelen kısımsa şu oldu, uyarının bir kısmında diyor ki aynı durum birden fazla kez tekrarlanırsa kuralı ihlal eden programın yerine belgesel yayınlanır
)) Hımmm !
İroniye bak!
Bu akşamki bölümü keyifle izlerseniz haftaya yayınlanacak olan bölümü de kaçırmayın… (Bir alan bir bedava!) Dünyanın en popüler safari mekanlarından biri olan Maasai Mara’yı gezeceğiz haftaya!
Sağlıcakla kalın!

Jambooooo!
Kenyalıların “Merhaba! Selam!” nidası bu! Yıllarca anlamadan dinlediğimiz “Ya ya ye Coco Jambo ya ya ye” nin nereden geldiğini buldum, evreka!
))
Gittim geldim işte çok şükür sağ salim! Gerçekten çok ama çok güzel bir geziydi! Gelir gelmez de size gördüklerimi taze taze göstermek için montaja giriştiğimden siteye yazma fırsatını ancak buldum. Özürlerimi iletirim!
Ha bu arada ben yokken de programın günü ve saati değişmiş, çok da iyi olmuş! Bundan böyle Çarşamba 22.15’de program, yazın bir kenara!
Her ne kadar yandaki ankette “Fark etmez her saatte izleriz seni!” seçeneğinden sonraki çoğunluk “erkene alınması iyi oldu” dese de bence bir gezi programının prime time’da Türkiye’nin en çok izlenen dizilerinin karşısında olması pek doğru değildi…
Bihter Behlül’le yastıklı yastıksız seralarda meralarda bir takım işler karıştırıyordu bendeniz zavallı yok Helsinki’ydi yok Oslo’ydu birşeyler anlatmaya çalışıyordum havaya!
)) Sonuç olarak orta bir yol bulduk, program eski gününde ama daha erken bir saatte, hem de dizilerden sonra! Nasıl? Daha uygun değil mi? Bu konudaki fikrimi ve talebimi mantıklı bulan Tv8 yönetimine buradan teşekkürü borç bilirim!
İlk olarak bu akşam (9 Aralık Çarşamba 22:15) Kenya’nın başkentini tanıtıyorum size…Nairobi’yi! Aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama Nairobi hem Afrika’nın yoksulluğunu hem de Avrupa’nın bütün lüks imkanlarını barındıran bir şehir… Bu akşamki bölümde göreceksiniz, bir yanda lüks oteller, arabalar diğer yanda yemek ve su bulmakta güçlük çeken insanların yaşadığı gecekondu bölgesi…
“Benim Afrikam” filmini izlemiş olanların hoşuna gidecek olan Karen Blixen Müzesi ve kendi elinizle zürafaları besleme imkanı bulabilecğiniz Zürafa Merkezi de tanıtacağım yerler arasında…
Bu programı “Kenya’ya Giriş”, “Hey Dostum Kenya’yı Biraz Tanıyalım mı?” bölümü olarak düşünün
Ardındansa safari izlenimlerimi aktaracağım size! Masai Mara’da yaptığımız çekimler muhteşem oldu!
Sonra daaaaa Masailer…Afrika’nın modern dünyanın nimetlerinden uzaktaki kabilesine misafir olacağız!… Buradaki çekimlerde ben çok etkilendim, ekranda da göreceksiniz… Bazı Masai kadınları ilk kez bir ruju, ilk kez bir anahtarı gördüler… Kendilerini ilk kez aynada görenler de vardı… Çok çok çarpıcı anlar yaşadık, size de elimizden geldiğince aktarmaya çalıştık…
İşte bu kadaaaar! Geri kalanları yeri geldikçe yazarım yine! Bana gerek sevginizle, dualarınızla gerek mailleirnizle oralarda eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim! Keyifli seyirler diliyorum!

Sevgili Arkadaşlarım,
Siz bu mektubu okurken ben çoook uzaklarda Afrika’nın bi’yerlerinde olacağım… Bi yerde derken tam olarak Kenya’da aslında! Yaaa sormayın
Şirketten bir iş için şehir dışı veya yurt dışına giderken form dolduruyoruz, fromda da “Görev Yeri” yazan bir ibare var, onu doldururken yabancılaştım birden;
Görev Yeri: Kenya Nairobi yazdım sonra da uzun uzun ve aval aval baktım!
Yani bir insanın görev yeri neden Kenya Nairobi olur ki!?? Hele ki benim gibi birinin! Lay lay lom, heyo heyo herşey güzel olsun, hayat neşe dolsun filan, sonra hadi bakalım hop Kenya!
) Ne garip bir işim var hakikaten…
Ondan önce de sırasıyla şunları yaptırdım, onlar da yeteri kadar tuhaftı:
* 10 gün önce “Sarı Humma” aşısı oldum! Neee o da ne dediğinizi duyar gibiyim…Afrika’nın pek çok ülkesinde yaygın olan ve sivrisinek sokmasıyla bulaşan ölümcül bir hastalık bu sarı humma! Adına bak hizaya gel zaten! “Hummmaaaaa!” Aman Allahııım kaç kaç!!! Ama ne yaparsın görev icabı işte…Aşının koruması 10 gün sonra başladığı için de seyahat tarihinden 10 gün önce yaptırmak gerekiyordu… Zaten keyfine kalmış değil bu aşıyı yaptırmak ya da yaptırmamak, “mecburen” yaptırıyorsun çünkü Dünya Sağlık Örgütü bazı ülkelere girmeden bu aşının yaptırılmasını zorunlu tutuyor ve aşıdan sonra size sarı renkli uluslararasu geçerliliği olan bir sertifika veriyorlar! Yaaa… Kedim Tırmık’ın aşı karnesine benzeyen bir karnem var artık!
Dönünce fotoğrafını koyarım siteye…
* Ondan sonra tercihen de olsa Afrika’nın bir çok yerine giderken yaptırılması genellikle önerilen Hepatit A ve B aşılarından yaptırdım… Acımadı kiii, acımadı kiii
Kısacası şu sıralar içimde neler dönüyor neler!
* Aslında sıtma hapı da tavsiye edenler var ama onun da yan etkileri fazlaymış, çok zorunlu olmadıkça kullanmayın dedi doktor, depresyon ve halüsinasyon yapabilir dedi! Höh! Beni düşünsenize safaride zebra mebra anlatıyorum size ama görüntülerin alakası yok anlattıklarımla!
) Onu kullanmayı düşünmüyorum pek…
* Son olarak da sinekkovarlardan aldım…En doğrusu bu herhalde, korunmak!
Ekranın arkasında bir sürü ciddi mesele var gördüğünüz gibi, herşey göründüğü gibi sevimli değilmiş değil mi!
Neyse burada yavaş yavaş mektubuma son verirkene ben yokken olacakları da yazayım…
* 26’sında Kırım’ın devamı olan Bahçesaray’ı tanıttığım bölüm yayınlanacak… Bayrama denk geleceği için içeriği bakımında seveceğinizi tahmin ettiğim bir bölüm. Tatar Türkleriyle çok hoş sohbetler etmiştik, izlemeyenler kaçırmasın, izleyenler de dilerse nostalji yapsın…
* Geceleri otelden nete girme şansım olabilir, olmaya da bilir o yüzden niye mailime cevap gelmiyor, siteye yazdıklarımızı Gülhan okumuyor mu diye çemkirmeyin!
* Helsinki programımızın sonunda sorduğum soruya doğru cevap verenler arasından 1’inci, 10’uncu, 50’nci, 100′üncü ve 500′üncü kişiler kitap kazandı, zaten kendilerine de hemencecik bu sevinçli haber verildi…Katılan herkese teşekkür ediyorum ve kısmetse daha sonraki çekilişlerde kazanamayanların da kazanmasını diliyorum
Kazananlara kitapları en kısa sürede ulaştırılacak…
Hediye Kitap Kazananlar: Gözde Akbaba (İstanbul), Özlem Yılhan (Ankara), Ediz Cenez (İstanbul), Şehnaz Ercan (İzmir) ve Bengü Bellek (Eskişehir) Tebrikleeeeeer!
* Son olarak da benim ve kameraman arkadaşım için dua edin, sağ salim sıknıtısız gidip gelelim inşallah!
Diyeceklerim bu kadar… Bu arada şimdiden bayramınızı da kutluyorum çünkü bayramda da burada olmayacağım, önümüzeki ayın ilk haftası geliyorum (aslında bayramda elimi öpmeye gelenlerden kaçtığıma dair bir söylenti de var, bilemiyorum)…
Keyifli Kalın!
Gülhan
Not: Fotoğrafların bu güzel halleri için Dizifilm’den Sebil ve Büşra’ya çok teşekkürler…
HELSİNKİ‘NİN DEVAMINI KAÇIRMAYIN!
Bu Perşembe Helsinki’yi gezmeye devam ediyoruz… Geçen hafta zamanımız yetmemişti pek çok yeri anlatamamıştım… Bu kez Lüteryan kilisesi Temppeliaukion Kirkko’yu tanıtıyorum ilk önce size, sonra Finlilerin ünlü bestecisi Jean Sibelius’un anıtına uğruyoruz. Finlandiya’nın dört bir yanından getirilen geleneksel yapı tarzlarının ve yaşam biçimlerinin sergilendiği Seurasaari Açıkhava Müzesi’ni de dolaşıyor ve dükkanı kapatıyoruz
Ha bir de kitap tanıtıyorum size bu hafta “Avrupa’da Görülecek 101 Yer”… Programın müdavimeri bilirler ki bu kitap ya da herhangi bir şeyin tanıtıldığı bölümlerimiz verimli geçer
Size soracağım soru için hazırlı olun ve kitabı kazanan 5 kişiden biri siz olun diyorum başka da demiyorum! Daha ne diyeceksem zaten
Görüşmek üzere…
GGR 12 Kasım Perşembe 20:15’de Tv8’de…
Arkadaşlar bugün Gülhan’ın Galaksi Rehberi’nde Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye gidiyoruz! Helsinki çok büyük bir şehir değil, gezilecek görülecek yerleri de pek fazla değil ama yine de farklı bir kültürü tanımak için yeterli veriler sağladı bize… İlk önce şehrin en ünlü meydanını anlatacağım size, Senato Meydanı‘nı… Sonra da Helsinkililerin günlük yiyecek, sebze meyve alışverişini yaptığı Kauppatori pazarına gideceğiz, fiyatlar hakkında bilgi edineceğiz… Hatta ta oralarda karşımıza çıkan Türk bir pazarcı ile sohbetimiz bile var
Helsinki’nin diğer “gezelim görelim” mekanlarıysa haftaya! İyi seyirler…
5 Kasım Perşembe 20:15, Tv8’de…
Evet bu hafta New York’un devamını izliyoruz.… Bu kez Times Square’in o şaşalı ve rengarenk atmosferini gözlerinizin önüne seriyorum ilk olarak… Buraya “dünyanın kesişme noktası” diyenler var, görün siz karar verin…
Dünyaca ünlü gösterilerin merkezi Broadway’deki şovlar hakkında bilgi veriyorum biraz ve son olarak da New York’un sembolleri arasında yer alan Empire State Binası‘yla Central Park’ı görüyoruz…
22 Ekim Perşembe 20:15’de Tv8’de…
NEW YORK NEW YOOOORK!!!
Arkadaşlar bu hafta dünyanın en cazibeli şehirlerinden New York’u geziyoruz beraber!…
İki bölüm halinde yayınlanacak olan New York’un ilk bölümünde Özgürlük Heykeli’ne gidiyoruz, yakinen inceliyoruz Amerika’nın sembolünü…
Manhattan Adası hakkında enteresan bilgiler öğreniyoruz, sonra 11 Eylül’ün yaşandığı ve günümüzde “Sıfır Noktası” olarak tabir edilen alandaki son inşa çalışmalarına göz atıyoruz…
Son olarak da filmlerden aşina olduğumuz meşhur Brooklyn Köprüsü‘ne çıkıp bu bölümü sonlandırıyoruz…
Ha bir de New York’un bazı felaket filmlerinde başına gelenleri gözler önüne sermiştim, onu yazayım tam olsun
15 Ekim Perşembe, 20:15’de Tv8’de…
İyi seyirler!



























Bu akşamki programda Gülhan’ın çığlık atmaktan vakit bulduğu anlarda…
–Bu ne ya??!! Üzerimize tır düşüyor. Allah oradan da sel bastı (çığlıklar çığlıklar)
–Bunlar otobur, bi şey yapmaz!
–Etçillerin yanına geldik galiba…
Bu sözleri ve kendine özgü tonlamalarıyla yine beni benden almıştır kendisi.Bu keyifli program için teşekkürler
)
Gülhan bölüm süperdi bayıldım bayıldım!
Ben Wisteria Lane’nin stüdyo olduğunu hiç düşünmüyordum ama çok şaşırdım.
Gerçekten bu bölümde çok bilgi aldık, bu arada senin gülmen harikaydı sular sıçrayınca filan
Selin’e katılıyorum cidden komikti, ya sen cidden harikasın!
Bu arada böyle sen yürürken kamera her seni çektiğinde gülümsemen harika, böyle farklı birşey
Duyuru!..
Şimdi Gülhan’ın sitesine yazılanları (özellikle Çağrı kardeşimizin mailini) okuyunca bu yazıyı hemen yazma gereği hissettim.
Yaptığı fiillerin hoşumuza gitmesi,olaylara bakış açısı,sözlerini dinlerken baktığımız gözlerinde gönül insanı olduğunu görmek… Aynı dili konuşmak,aynı duyguyu hissetmek ve aynı frekansta olmak… Sonuç olarak birine yakın olmak için onda kendimizden bir şeyler bulmalıyız. Bizim onda bulduğumuz ortak paydanın “samimiyet” olduğunu düşünüyorum. Bir bakıma Gülhan sizsiniz, siz de Gülhan…
Haliyle de yazılarımızda gösterdiğimiz sevgimize ek olarak onu görme ve bir-iki kelime konuşma arzusu oluyor. Kanala gidip de onu bulma şansı var;ama bu sorgulanabilir bir eylem. Orada olur mu, ya da olsa da uygun olabilir mi? Katılırsınız ki iki taraf için de iyi olan, Gülhan’ın uygun zamanda ve mekanda bu buluşmayı sağlaması. Hasılı.. Mütemadiyen bu talep sitede dile getirildi ve Gülhan da uzun süredir planladığı bu görüşme-buluşma ortamını işlerinin hafiflediği Mayıs sonu veya Haziran başı gibi yapmayı düşünüyor.
Şu an için bu ortamın olacağına kesin diyebilirim; ama türü söyleşi mi olur veya eğlence mi olur bilemiyorum. Belki de türünü ve biçimini bu süreç içerisinde gönderdiğimiz maillerdeki istekler şekillendirir. Gülhan, konu kendisi olduğunda bişeyler söylemeye utanan bir insan ama bu konuya yüzeysel de olsa değinir ileride.
Hepimizin Şen’leneceği o günü yaşama temennisiyle, Hüsam.
Ooo yeahh Jaaauuoowws
Ah bu reytingi yüksek diziler,
Ben şahsen kendim olarak program gününün Pazartesi veya Salı olmasını arzu ederim. Zira bu günlerde hiç reytingi yüksek dizi olmadığından, biz çocuklar annelerimizi daha rahat kulaklarından tutup senin programını izletebiliriz. Aksi taktirde ne kadar seni çok sevseler de, izlemeleri için ısrar etsek de, kaçıp gidip başka odalarda reytingi yüksek dizileri izliyorlar..
Tv8 artık beni ciddi anlamda hayalkırıklığına uğratmaya başladı.Değişen yayın günü ve saatlerini takip etmekten yoruldum.Gülhan için katlanıyoruz bakalım,programı bir şekilde izleyebilelim de o bize yeter
Selam Gülhan,
Hayatımda ilk defa birine yıldırım aşkıyla çarpıldım. Sizi, programınızı tamamen tesadüf sonucu gördüm ve size aşık oldum.
Seninle bir bütünüm, sensiz hayat durgun,
Sensiz şarkılar boş yaşamak anlamsız,
Mutluluk seninle güzel, yalnız seninle doyumsuz,
Sen varsan eğer hayat yaşamaya değer.
Las Vegas dizisini Josh Duhamel ve Molly Sims için izlerdim vakt-i zamanında. Kumarhane,eğlence hayatı, ışıl ışıl hareketli bir şehir. Bugün bir baktım Gülhan Las Vegas’da, çılgınların arasında, kulağında pembe tüy küpeleriyle çılgınlarla uğraşıp program sunmaya çalışıyor
Süresi daha uzun olsaydı keşke. El mahkum haftayı bekliyoruz
Gülhan Hanım 1 şey soracağım program tam olarak saat kaçta başlar?
Gülhan bence gün ve saat olarak Cuma ya da Çarşamba 23:15 olsun. Bence program için en güzel saat bu, bu saatlerde tv başlarında olan daha çok kişiler var, diziler bu saatte bitiyor ve hemen programı izlerler.
Las Vegas’ın da Amsterdam gibi marjinal bir şehir olduğunu yine Gülhan’dan öğrenmiş bulunuyorum. Allahtan Las Vegas’da coffee shoplar yokmuş. Bir de onlar olsaydı, Vegas halkı cehennemden yerlerini çoktaaan parsellemiş olurlardı sanırım
E durum böyle olunca ‘biz de mi cehenneme, biz de mi cehenneme?’ sorusunun cevabı bariz ortada olduğundan, böyle bir soru gündeme gelmez, biz de bu espriye katıla katıla gülemezdik
Ya Gülhan abla süper birisin, seni gerçekten severek izliyorum… Las Vegas çok güzelmiş, senin sunman bambaşka bi tat kattı…
Gülhan yayın akışında Cumartesi 21:15 diye gözüküyor bence böyle daha iyi olmuş gün olarak
doğru değil mi yani yanlış yazmazlar bence böyle olsun gün çok süper olmuş.
Gülhan Hanımcığım,
Eğer kabul ederseniz benim size şöyle naçizane bir eleştirim olacak:
Neredeyse bir sezon geçti, benim aklımda bir aslanlar, kaplanlar, Maasai Maralar, bir de Las Vegaslı Holywoodlu ışıklı Amerrika kaldı. Acaba bu süre zarfında biraz daha çok yer gezmiş olmanız gerekmez miydi?
Kaçırmadan izlerken, yurt dışına gitmemle birlikte artık takip edemiyorum
çok üzgünüm, sadece tatillerde. Ama yine de eğleniyorum ve vazgeçmeyeceğim
Nihahaha.
İlk başta 21:15 diye yazıyordu ama şimdi daha iyi 23.15 harika olmuş bence, keşke biraz da programın süresi uzun olsa. Gülhan siteye umarım bakmışsındır videolarını da eklemeyi düşünüyorum ve koca kafalı resim çalışmaları yapacağım
Ben çok beğendim Gülhancığım yine kendi yorumlarını da işin içine katınca daha da güzel oldu
İnsanın o yerleri gezesi geliyor. Öğrencilikten kurtulursam gideceğim:)
Gülhan dünkü bölüm süperdi.
Hele o senin karateci halin süperdi, yapanların ellerine sağlık çok güzel bölümdü
Çok çok çok güldüm
Selam ben bu önceki bölümleri nereden bulabilirim? Bileniniz var mı?
Sevgili Gülhan; İzmirli hayranlarınla da buluş lütfennn!!Herşey İstanbul’la sınırlı kalmasın!
Merhaba Gülhan. İsmin de kendin de çok güzelsin. İşini de çok güzel yapıyorsun. Programlarını elimden geldiği kadar seyretmeye çalışıyorum. Yani denk gelirsem kesin seyrediyorum. Aslında program bahane. Ben seni seyretmek istiyorum. O kadar güzelsin ki.O kadar güleryüzlü ve sıcaksın ki seni seyretmemek elde değil. Allah yolunu açık etsin. İnşallah daha iyi işler yaparsın. Seni hep görmek isterim televizyonda. İçinin güzelliği yüzüne vurmuş. Hoşcakal.
Selam Gülhan. New York bölümü çoooooooook güzeldi herzamanki gibi
Bu hafta güzeldi, daha çok bilgi aldık.
Ama yine de güzeldi de süresi çok kısa olmaya başladı gibi!