BU HAFTA
MALDİVLER RÜYASINA DEVAM…
Geçen hafta soğuk kış günlerimizi ısıtan görüntüleriyle Maldivler programımız çok beğenilmişti… Bu hafta turkuaz rengi sular, bembeyaz kumlar bizi tatil hayallerine daldırmaya devam ediyor…
Adamızdaki şaşalı otel odalarını da görmek istiyorsanız bu bölümü kaçırmayın! Öte yandan komşu ada Gadu’ya da gidiyoruz ve Maldivlilerin günlük yaşamına göz atıyoruz, emin olun şaşıracaksınız…
24 Aralık Cumartesi ve 25 Aralık Pazar 11:00’de Tv8’de!
100. BÖLÜM!!!
Sevgili Dostlarım!!!
Bugün sizinle beraber Gülhan’ın Galaksi Rehberi’nin 100. Bölümünü kutluyoruz ve Portekiz’in başkenti Lizbon’dayız!!!
Bu özel bölüme özel sürprizimi görmek için lütfen aşağıdaki fotoğrafıma tıklayın! Sevgiler!
BENİN’DE SON DURAĞIMIZ…
Merhabalar Dostlarım!
Benin’in 2.Bölümü yayınlandı bu hafta ve maillerinizden anladığım kadarıyla programın özellikle sonları sizi de epey duygulandırmış… Evet gerçekten benim için de oldukça yürek burkucuydu Benin’in tarihindeki kölelik ticaretine dair acı gerçekler…
Gezimiz sandığımdan biraz daha verimli çıktı bu arada ve iki bölümde toparlamayı düşündüğüm Benin’i üç bölümde tanıtmak icap etti. Aksi halde herşeyi üstünkörü anlatıp geçmek durumundaydım… Ve bunu da hiçbirimiz istemeyiz öyle değil miiiiiiiiiii!?
Haliyle son bölümümüze nelerin kaldığını hatırlatmam gerekir:
Benin’de resmi din olan Vudu’nun bir törenine katılacağız! Vudu’nun Hollywood filmlerinde gördüğümüz iğne batırılan bebeklerden, büyülerden öte bir inanç sistemi olduğunu öğreneceğiz…
Sonra benim henüz yayınlanmadan bile oldukça konuşulan pitonlu görüntülerimi izleyeceğiz… Pitonlarla sıcak dostluk ilişkilerimi yukarıdaki fotoğraftan da açık seçik görebilirsiniz!
Son olarak da bir gölün üzerine kurulmuş olan enteresan Ganvie Köyü’ne gideceğiz…
19 Kasım Cumartesi 11:00’de Tv8’de…
Dostlarım, geçen Cumartesi beşinci sezonumuzun ilk bölümü olan Şikago yayınlandı ve yazdığınız yorumlardan anladığım kadarıyla çok keyif almışsınız, ne mutlu bana!
Bu hafta Şikago’nun devamı gelecek ekrana… (22 Ekim Cumartesi sabahı 11:00!) Nereleri gezeceğiz peki? Valla önce Şikago Nehri’nde bir gezintiye çıkacağız, ardından uzuuun ve şaşalı bir limuzin kiralayıp şehrin ilgi çeken dev heykeli Marilyn Monroe’yu görmeye gideceğiz…
“Şahane Mil” adındaki popüler alışveriş caddesine şöyle bir göz atıp, Hanckok Binası’ndaki dünyanın en güzel manzaralı tuvaletine gideceğiz! (Evet bana da ilk söylediklerinde yadırgamıştım ama gerçekten güzelmiş manzara!
) Eskiden Ginger denilen yeni adıyla Segway olan muhteşem kişisel ulaşım aracını test edeceğiz.. Ülkenin en ünlü doğa tarihi müzelerinden biri olan The Field’deki dünyaca meşhur dinozor T-Rex Sue’nun dev iskeletini inceleyip, Planetarium’da biraz uzayın gizemlerini keşfe çıkacağız… En sonundaysa soluğu bir Jazz Bar’da alacağız! Yani anlayacağınız epey tempolu bir bölüm bekliyor bizi!
MALTA’DAN SEVGİLERLE…
Üst üste fazlaca sağa sola koşuşturduğum bir dönem geçti ve bilgisayar başına geçip sizleri haberdar edemedim gelişmelerden…
Nerede kalmıştık? Hımmm en son özetler yazmıştım size evet… Safranbolu’ya gittim geldim, benim için çok keyifliydi, hem şehre bayıldım hem de orada tanıştığım sıcak insanların misafirperverliğine… Fotoğraf neden koymadın siteye diyenler için aşağıdaki fotoğrafı ekliyorum…
Ardından Malta’ya gittim… Sabahın erken saatlerinde montla hafiften titreyerek çıktığım İstanbul’dan 2 saat sonra Malta’ya vardım ve abartmıyorum herhalde 2 saat içinde filan kavurucu güneşin altında amele yanığı oldum!
Biraz dengem şaşsa ve uygun kıyafetler seçip seçmediğimi sorgulasam da (bilhassa çizmelerime baka durdum tabii orada!) Malta’yı gerçekten çok beğendim!
Bir kere bir ada olmasının getirdiği tüm yaz güzelliğini taşıyor deniziyle, güneşiyle… Onun dışındaysa ilginç ve bizimle de oldukça ilintili tarihiyle kültürel açıdan oldukça doyurucu bir seyahat sunuyor ziyaretçilerine… Yemekler Akdeniz yemekleri, eğlence deseniz eğlence de var, güvenli ve dolaşması rahat bir yer… İngilizce ikinci resmi dilleri olduğu için her yerde herkesle iletişim sağlamak da kolay, e daha ne olsun, gelen turistlerin cebine üç beş Euro harçlık da mı koysunlar yani!!
Önümüzdeki iki hafta arka arkaya 25 Mayıs Çarşamba — 1 Haziran Çarşamba Malta bölümleri yayınlanacak… Saatimiz 24:00 biliyorsunuz… Daha önce de yazdım ama tekrar edeyim: Bu konudaki şikayetlerinizi lütfen bana değil kanalın izleyici temsilcisine atın… (izleyicitemsilcisi@tv8.com.tr) Ama Çarşamba akşamı daha erken de olamıyor arkadaşlar çünkü karşısında diziler olduğu için bu kez de dizi izleyenler mail atıyor kaçırıyoruz diye…Aslında en doğru gün sitedeki anketin sonucunda olduğu gibi Cumartesi akşamı tabii…
Sonraaa…Haziran başında Suudi Arabistan’a gideceğim! Sürpriiizzz! Hiç aklınıza gelir miydi? Benim için de sürpriz oldu, Suudi Arabistan Kültür Ataşeliği’nden bir davet aldık ve açıkçası bana ilginç olur gibi geldi çünkü bu alışılmışın dışında bir gezi olacak, kutsal kentler Mekke ve Medine’ye değil turistik anlamda ziyaret edilebilecek Riyad ve Cidde’ye gideceğiz! Merak ettiklerinizi, öğrenmek istedikleriniz veya gittiyseniz önerilerinizi, tavsiyelerinizi bekliyorum!
Bu arada “Çam Sakızı” başlığındaki çekilişi unutmadım arkadaşlar, sadece herkesin görüp katılabilmesi için zaman tanıyorum… Belki Malta programlarının ardından şanslı kişiyi seçeriz çünküüüüü bakarsınız Malta’dan aldığım hediyelerin çekilişi başlar ![]()
Mutlu Kalın!
San Francisco Sokakları…
Sevgili Dostlarım Yeniden Selamlar!
Geçen hafta San Francisco’nun ilk bölümünü izledik, bu hafta da şehri gezmeye devam ediyoruz!
Nostaljik kablolu tramvayları, ana meydan Union’u, kıvrımlı mı kıvrımlı ilginç Lombard Sokağı’nı ve Sevgililer Günü’nde geleneksel olarak gerçekleştirilen yastık savaşını keyifle izlediğinizi umuyorum…
Bu kez de size meşhur kızıl Golden Gate Köprüsü’nü anlatacağım (ki kızıl da değilmiş aslında rengi programda öğreneceksiniz tüm gerçekleri!
), şehrin göze çarpan sembollerinden Transamerica Piramidi’ni tanıtacağım…
Sonra Çin Mahallesi’ne geçeceğiz, rengarenk dükkanları dolaşıp bizdeki gibi Çin mallarının hiç de “1 TL”ye satılmadığını görüp sukutuhayale uğrayacağız(m)
Sahilde, hem San Francisco’luların hem de turistlerin gözde bölgelerinden biri olan Fisherman’s Wharf’a da uğrayıp geri kalanları da son bölüme bırakacağız…
30 Mart Çarşamba akşamını Perşembe’ye bağlayan gece 24:00’de (geç saatim yüzünden yaptığım tanıma bak!) Tv8’de…
If you’re going to San Francisco…
“If you’re going to San Francisco, be sure to wear some flowers in your hair…” diyor şarkı…Yani San Francsico’ya gidiyorsan saçına bir tutam çiçek iliştirmeyi ihmal etme…
Ben de bavulumu hazırladım, bilgilerimi çalıştım, gezi rotamı belirledim, e kafama da taktım çiçekli tokamı tamamen hazırım artık San Francisco’ya gitmeye!!! Allah sağ gidip salim gelmeyi nasip ederse (malum uzun yoldur, her seferinde tırsarım azıcık ben) Mart ayı için şahane San Francisco bölümleri hazırlamak istiyorum size!
Ben yokken iki hafta tekrar bölüm girecek (Bkz: GGR’cilerin yıllar içinde öğrendiği temel prensipler no-8: “Gülhan burada yoksa ekranda yeni bölüm de yoktur!”) Split-Kotor bölümüyle Dubrovnik’i kaçırmış olanlar 16 ve 23 Şubat Çarşamba günlerini takip etsinler…
Dönünce sizleri haberdar edeceğim, bu süre içinde dualarınız, sevginiz, enerjiniz bizimle olsun lütfen! Keyifli Kalın!
12 Şubat 2011
ASYA’NIN RUHU:SEUL
Nihayet aylardır merakla beklediğiniz Güney Kore, Seul bölümü bu akşam karşınızda arkadaşlar! Gerçekten çok eğlenceli bir bölüm oldu, bilhassa benim Kore usulü çay yapma ve sunma denemelerim var ki evlere şenlik!
Programımızın ilk bölümünde Seul’ün ana meydanı Gwanghwamun’u tanıtıyorum öncelikle size…Bu meydanda dev heykelleri bulunan Kore tarihindeki iki önemli figürü de tanıyoruz. Sonra eski geleneksel Kore evlerinin yer aldığı Bukchon Hanok bölgesine geçiyoruz…Buradaki evlere bayıldım ben… (“Boş Ev”-Bin Jip’i izlediniz mi bilmiyorum ama burası bana o filmdeki bazı sahneleri anımsattı…)
Son olarak da Seul’de önemli bir Budist tapınağı olan Jogyesa’yı ziyaret ediyoruz ve bize burada “dado” adı verilen Kore tarzında çay hazırlama ve sunma seremonisini öğretiyorlar… Ama inanın bizdeki kadar kolay değil bir çay hazırlamak ve sunmak (ki ben daha bizdekini bile doğru dürüst yapamazken!) Zarif zarif, ağır ağır, belli bir sıralama ve düzen içinde hazırlanması gerekiyor çayın… Eğitmen hanımefendi göreceksiniz ki elini fincanlara uzatırken bile büyük bir dikkat ve zariflik içinde…Çünkü amaç onu hazırlarken aynı zamanda ruhunu da dinginleştirmek ve meditasyon yapmakmış meğer… Ama ben bunu öğrenene kadar eeeepey çile çekiyorum ve meditasyon yapacağım derken oldukça huzursuz oluyorum çay seremonisinde!
)) Biz sonradan çekimleri izlerken bile benim halime güldük durduk
)) Umarım siz de keyifle izlersiniz…
Gülhan’ın Galaksi Rehberi, Güney Kore: Seul bölümüyle, 26 Ocak Çarşamba, 21:45’de Tv8’de!
REN NEHRİ’NDE SON DURAK…
Evet nihayet Ren Nehri yolculuğumuzda çektiğimiz son bölüm de ekrana geliyor yarın… Gün değişikli olunca mecburen araya tekrar bölümler girdik ve son bölüm de kendinden öncekilerle biraz arayı açtı ama olsun; ben başına hatırlatma koydum zaten daha önce neler yaptık neler ettik diye…
Bu haftaki bölümde Köln’e doğru yola çıkıyoruz ve nehir kenarında şahane şatoları, evleri izleye izleye yolculuk ediyoruz. Nehre dair bilgileri ve efsaneleri anlatıyorum size… Sonra da akşam üzerine doğru Köln’e ulaşıyoruz. Tam bir şehir turu yapabildiğimizi söyleyemem tabii ama az çok önemli olan her noktaya değinmeye çalıştım…
Bu bölümdeki ilginç detaylardan biri de Köln denince aklımıza gelmesi gereken ilk şeylerden biri olan “kolonya”nın ilk üretildiği yer olan Farina Müze-Ev’ini ziyaretimiz…
19 Ocak Çarşamba, 21:45’de Tv8’de!
REN NEHRİ’NDE YOLCULUĞA DEVAM…
Geçen hafta ilk bölümü yayınlanan Ren Nehri seyahatinin devamını izliyoruz bu hafta… Nerede kalmıştık? Strazburg’da… Önce onu tamamlıyoruz, ardından gemimizi biraz daha detaylı tanıyoruz… Ve seyahatimize devam ederek Almanya’nın şirin kasabası Rüdesheim’a ardından da Köln’e ulaşıyoruz…
Bu seyahatimizde çekim süresi sıkıntısı nedeniyle kısa kısa tanıtabileceğim bu güzel yerleri, daha detaylı GGR bölümleriyle yeniden ekranlarınıza getirmeyi de canı gönülden diliyorum ayrıca.. Keyifli seyirler!
28 Aralık Salı, 21:15’de Tv8’de!
REN NEHRİ‘NDE SEYAHAT…
Ben geldimmm ve yeni bölümleri de hemen ayağımın tozuyla yayına vermek üzere hazırlıyorum arkadaşlar! Ren Nehri üzerinde nefis bir seyahate katıldık, İsviçre’nin Basel şehrinden gemiye bindik Almanya-Fransa arasındaki irili ufaklı kasabalara, şehirlere uğradık…Daha önce Tuna Nehri üzerinde yaptığım nehir gemisi ile seyahat bölümlerimizi çok beğenmiştiniz, umarım bunlar da hoşunuza gider! İlk önce Almanya’nın Breisach kasabasını, ardından da Fransa’nın Strazburg şehrini geziyoruz… Ve elbette ki gemimizi tanıyor, nehir gemilerinin özelliklerini öğreniyoruz… Salı akşamı görüşmek üzere!
Ren Nehri Seyahati, 21 Aralık Salı, 21:15’de Tv8’de…
DUBROVNİK’DEYİZ…
Arkadaşlar Zamanın Ruhu:Zeitgeist döneminde gidip tanıttığım Dubrovnik bölümünü izlememiş olanlar Salı gününü kaçırmasınlar. Dubrovnik; uygun fiyatlarla, yakın bir yere, vize derdiyle uğraşmadan gitmek isteyenler için güzel bir seçenek bence…O yüzden yeniden Dubrovnik’deyiz, Hırvatistan’ın en popüler seyahat noktasında! Bu kez Gülhan’ın Galaksi Rehberi için tarihi surları dolaşıyoruz, Eski Şehir bölümünü tanıyoruz ve buraya özgü lezzetleri tadıyoruz…
Gülhan’ın Galaksi Rehberi, 30 Kasım Salı 21:15’de Tv8’de…
ADRİYATİK’İN PARLAYAN YILDIZLARI

Bu sezonun ilk bölümünde size Yunanistan’ın Korfu Adası’nı ve oraya giderken geçtiğimiz Korint Kanalı’nı tanıtmıştım. Bu hafta, gemiyle gerçekleştirdiğim o gezinin rotasındaki iki yeri daha tanıyoruz. İlki Hırvatistan’ın Split şehri… Haliyle bir liman şehri (E gemiyle gittik dedim değil mi yukarıda!
ve denize nazır her yerin barındırdığı güzelliği taşıyor. Öte yandan bu şehir vaktinde bir sarayın içinde gelişmeye başlamış dolayısıyla şehir merkezi günümüzde bir sarayın içinde yer alıyor, o nedenle ilginç bir yapısı var.
Ardından Karadağ Kotor’a geçiyoruz. Doğa ve tarihin iç içe olduğu muhteşem güzellikte bir yer. Tarihi dokusu bozulmamış sokak aralarında dolaşıp, jet sosyetenin limanda demirli göz alıcı yatlarına göz atıyoruz. (Cümledeki mantık uyumuna lütfen dikkat: göz alıcı-göz atıyoruz!
)
Gemimizin sadece 5 – 6 saat kadar kısa kaldığı bu iki güzel noktayı zamanım elverdiğince anlatmaya çalıştım size o yüzden eksik gedik mutlaka olacaktır; onları da gidip kendiniz gezince tamamlarsınız artık
23 Kasım Salı, 21:15’de Tv8’de…
Tekrarı aynı gece 01:45’de…
CHİANG MAİ GEZİMİZE DEVAM
Bu hafta Chiang Mai’ye kaldığımız yerden devam ediyoruz! Fillerle gezintiye çıkıyoruz öncelikle, ardından şehrin meşhur pazarı Ratchadamnoen’e gidiyoruz; Tayland’ın en yüksek noktası Inthanon Dağı‘na çıkıp, dağ köyleri arasında yaşayan kabilelerin günlük hayatına göz atıyoruz… Kısacası yine son derece otantik ve ilginç bir bölüm sizi bekliyor!
16 Kasım Salı 21:15’de Tv8’de…
Tekrarı aynı gece 01:00’de
CHİANG MAİ’YE EGZOTİK SEYAHAT
Sevgili dostlar ilk bölümün ardından bu kez Uzakdoğuya uzanıyoruz! Sizi Tayland’ın kuzeyine, bir anlamda ülkenin kültürel başkenti olan bir şehrine götürüyorum bu hafta, Chiang Mai’ye…
İki bölüm olarak yayınlanacak olan Chiang Mai’nin ilk bölümünde neler izleyeceğiz peki? Efendim öncelikle Taylandlı Budistler için çok kutsal olan Wat Prathat Tapınağı’nı göreceğiz, sonra tarihi bölge Wiang Kum Kam’a göz atacağız ve futbol oynayan, mızıka çalan, masaj yapan hatta resim çizen fillerin şovlar sergilediği bir fil kampını ziyaret edeceğiz…
TATİL ÖNCESİ İZLEYİN…
İlkbahar tüm güzelliğiyle aramıza katıldı, yaz da kapımıza dayandı artık… Yavaş yavaş gözünüzde bu yılki tatilinizin canlanmaya başladığına; işler,okul bir an önce bitse de kendimi sıcak kumlardan serin sulara atsam diye hayallere büründüğünüze eminim… (Kişi herkesi kendi gibi sanır ya, oradan eminim
)
Ben de yoğun istek üzerine (evet yoğun, bir günde dört kişi bizzat geldi bana sordu! Dört!
Maillerle soranları saymıyorum bile! Günlük ortalamadan yola çıkarsak bu ay en az 120 kişiye tavsiyede bulunacağım düşünülürse epey yoğun diyebiliriz değil mi?)
Ne diyordum… Ben de yoğun istek üzerine tatil öncesi kararsız olanlara bir liste hazırladım: “En Güzel 10 İlkbahar-Yaz Şehri” 10’dan geri sayımla ilkbaharın yazın geçirilebileceği şehirleri sayıyorum…Tabii bizim gezdiklerimizin, tanıttıklarımızın arasından seçtiklerim bunlar… Siz de listemize bir göz atın, not edin, araştırın, kesenizi tartın biçin karar verin istediğiniz tatile…
7 Mayıs Cuma 22:30’da Tv8’de…

BÜKREŞ‘E DEVAM…
Bu hafta Romanya’nın başkenti Bükreş’in devamı geliyor ekrana dostlarım…
Bu kez Romanya’da komünizmin çöküşüne neden olan olayların yaşandığı meydan Piata Revolutiei’yi (Devrim Meydanı) tanıtıyorum size. Çavuşesku’nun konuşma yaptığı son balkonu görüyoruz, 1989 devriminde hayatını kaybedenlerin isimlerinin yer aldığı anı duvarını ziyaret ediyoruz… Açıkçası yaşı en az benim kadar (!)
ya da benden fazla olanlar için yakın tarihin unutulmaz sahnelerinin yaşandığı bir alan burası…
Daha sonra Bükreş’in eski şehir bölümü Lipscani’ye gidiyoruz, ana caddesi Calea Victorie’de geziniyoruz, Romanya’nın değişik bölgelerinden getirilen yapı tarzlarının sergilendiği açıkhava müzesi Village Museum’a (Köy Müzesi) göz atıyoruz ve de Bükreşlilerin oksijen depolarından biri olan Herastrau Parkı‘na da uğrayarak Bükreş‘e veda ediyoruz…
Peki tüm bunları ne zaman, nerede yapıyoruz?
30 Nisan Cuma 22:30’da Tv8’de…

DOĞU AVRUPA’NIN PARİS’İ BÜKREŞ’İ TANIYALIM…
Gülhan’ın Galaksi Rehberi’nin kadim izleyicileri… Bu hafta size Romanya’dan selamlar getirdim. E sırf selamla da kalmadım tabii, beklediğiniz üzere program da hazırlayıp geldim
Gelirken de biraz zorluk çektim…
Malumunuz olduğu üzere İzlanda’da patlayan yanardağ, bize de sabah 9’dan gecenin 2’sine kadar süren bir otobüs yolculuğu olarak patladı
Neyse ki yakın bir yerde yakalandık, otobüsle motobüsle gelebildik sonuçta sağ salim… Allah havaalanlarında mahsur kalan, yollarda perişan olan diğer yanardağzedelere kolaylık versin!
Size Romanya’nın başkentini takdim ediyorum bu Cuma! Bükreş, Doğu Avrupa’nın Paris’i olarak nitelenen, yemyeşil ve şık caddeleri ile dikkat çeken bir şehir… Benim kafamda her nedense daha gri ve kasvetli bir şehir vardı ama Bükreş‘in doğayla iç içe yapısına bayıldım.
İlk bölümde Unirii Caddesi’ni tanıtıyorum; böyle fıskiyeleri ile içinizi açan çok hoş bir cadde. Caddenin bir ucundaysa Parlamento Sarayı var. Eski Çavuşesku Sarayı… Bu yapı dünyanın Pentagon’dan sonra ikinci büyük devlet dairesi olarak geçiyor Guinness Rekorlar Kitabı‘nda.
Paris’dekinin bir benzeri olarak yapılan zafer anıtı Arcul de Triumf ve adını Türkçe’deki “çeşmeci” kelimesinden alan Cişmigiu Parkı‘nı da gezdikten sonra bu haftalık bu kadar diyoruz ve devamı için haftayı bekliyoruz..
23 Nisan Cuma 22:30’da Tv8’de…

Çikolata Kokulu Şehir… BRUGGE…
Brugge’deki gezimize kaldığımız yerden devam ediyoruz bu hafta… Geçen hafta en son tekne turuna çıkmıştık, bu hafta tekne turunun tadına doya doya varıyoruz… Sonra sizi şehrin en meşhur çikolata dükkanlarından birine götürüyorum ve dükkanın sahibiyle tanıştırıyorum. Kendisi dünyaca ünlü bir çikolatacı;Dominique Persoone… Çikolataya değişik lezzetler katmasının yanı sıra bir de ilginç buluşları var çikolataya dair…
Ardından da nergis çiçekleriyle dolu küçük bir bahçe olan ama küçük olmasına karşın Brugge’de büyük bir üne sahip olan Beguinage’ı tanıtıyorum size… Geçen haftaki bölümü izleyenler görmüştür, aslında hiçbir şey anlatmadan sadece görüntüleri gösterilse bile izlemesi insana keyif veren bir yer Brugge, o yüzden bu güzellikten mahrum kalmayın derim başka da demem
9 Nisan Cuma 22:20’de TV8’de…

Taze taze döndüm, ayağımın tozuyla da hemen sizinle paylaşıyorum… Belçika’nın masal şehri Brugge’ü izliyoruz bu hafta… Bu hafta derken 2 Nisan Cuma 22:30’da. (Evet gün ve saat yine değişmiş, bu konuyu sonra konuşuruz
)
Brugge muhteşem bir şehir, izlerken bile büyüsüne kapılacaksınız… Çikolataları, dantelleri ve kanallarıyla meşhur bir yer ve ortaçağdan kalma evleriyle de Unesco Kültür Mirası listesinde yer alıyor.
Üç bölüm olarak yayınlayacağız Brugge’ü ve ilk bölümde de ana meydan Grote Markt’e, şehrin 14.yy’dan kalma belediye binasının yer aldığı Burg Meydanı’na, çikolata dükkanlarına göz atacağız ve tekne turuna çıkacağız…
İyi seyirler!
Tekrar ediyorum bu hafta Cuma 22:30’da buluşuyoruz! Kaçıranlarsa tekrarı için Pazar sabahı 10:00’da uyanacak artık

MUHTEŞEM KOPENHAG…
Arkadaşlar bu hafta Danimarka’nın başkenti Kopenhag’dayız… Kopenhag her yıl “Dünyanın Yaşanılacak En İyi Yerleri” listelerinde hep üst sıralarda yer alır… Bu anlamda gitmeden merakımı cezbetmişti neden acaba diye… Görünce hak verdim! Yeşili yeşil, mavisi mavi, havası pırıl pırıl, insanları sevgi ve saygı dolu, yaşam kalitesi yüksek bir şehir. Küçücük bir yer, bütün Kopenhag’ı bir günde dolaşmak mümkün… Ben de sizlere en önemli yerlerini tanıttım; şehrin sembolü olan Küçük Denizkızı Heykeli’ni, tekne turuna çıkabileceğiniz liman bölgesi Nyhavn’ı, eğlence parkı Tivoli Bahçeleri’ni ve ünlü alışveriş caddesi Stroget’i…
20 Mart Cumartesi 23:15’de Tv8’de…

SAİNT PETERSBURG
Bu hafta yeni bir bölümle karşınızdayım dostlar! Başkent Moskova’dan sonra Rusya’nın en büyük ikinci şehri olan görkemli Saint Petersburg’dayız!
Baltık denizi kıyısında Neva Nehri’nin üzerindeki 42 adada kurulu olan bu şehir, kanalları ve köprüleriyle Venedik ve Amsterdam’ı andırıyor ama 200 yıl boyunca Çarlık Rusyası’na başkentlik etmiş Saint Petersburg’da tarihi doku da gezdiğiniz her yerde kendini hissettiriyor…
Nereleri geziyoruz peki? Şehrin 1703 yılında kurulduğu yer olan Peter ve Paul Kalesi’ni, Vasilyevsky Adası’ndaki Borsa Meydanı’nı, Saint Petersburg’un en işlek caddesi olan Nevsky Prospekt’i ve de Kışlık Saray’a attığı topla Ekim Devrimi’ni başlatan efsanevi Aurora Kruvazörü’nü tanıyoruz ilk bölümde (malum genellikle süre nedeniyle iki bölümde işliyorum ya büyük şehirleri)…
Ve tabii ki üç milyon sanat eseri koleksiyonuyla dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Hermitage Müzesi’ni de atlayacak değiliz! Bu müzeyle ilgili öğrendiğim en ilginç bilgi şuydu (programda da paylaştım bunu zaten): Eğer ki bir ziyaretçi Hermitage’daki eserlerin her birine sadece bir dakikasını ayırırsa, müzenin tamamı yaklaşık 11 yılda geziliyormuş! İnanılmaz değil mi!
O zaman tabii ki yeni günü ve saatinde, yani 6 Mart Cumartesi 23:15’de Tv8’de buluşuyoruz yine!
CUMARTESİ 23:15

Merhabaaaalar!
Daha önce programın günü ve saatinin yeniden değişeceğini belirtmiştim, net ve kesin bilgi gelince size de bildireceğim demiştim.
Şimdi bana bildirilen gün ve saat şudur: Cumartesi 23:15! Uzun bir süre de böyle olacağı, değişmeyeceği söyleniyor (değişirse zaten bu kez direkt isim adres verip aradan çekilerek siz sevgili gün değişiminden muzdarip kızgın ve öfkeli dostlarımı yöneticilerimin üzerine salmayı düşünüyorum!
Nasıl?
)
Sözüm o ki bu hafta 20 Şubat 2010 Cumartesi 23:15’deyiz… Haftaya da öyle… Amma ve lakin yeni bölüm bekleyenler hüsrana uğrayabilir zira iki haftalık değişimden haberi olamayan biiir sürüüü izleyicimiz Las Vegasları kaçırmış ve “bize ne, bize ne, bizim suçumuz değil ki kaçırmak, yeniden verin o bölümleri” diyorlar maillerle! Gel çık bakalım işin içinden şimdi! Böyle durumlarda kabak hep benim başıma patlıyor tabii! (Bu da ne garip deyimdir değil mi?
Kabak niye patlıyorsa birinin başına??? Aslında kabak kendi kendine patlama işlemini gerçekleştiremeyeceği için biri vuruyor demek ki ona, bu durumda da doğrusunun “patlatılıyor” olması gerekmez mi? Yani “Kabak hep benim başım(d)a patlatılıyor” gibi…) Neyse bu ayrı mevzu, sözü başka yeri çekip dikkat dağıtmaya çalışıyorum galiba!
))
Sonuçta Las Vegas bölümlerini kaçırdık diye yakınan izleyiciler haklılar… Bu nedenle de Las Vegas bölümleri tekrarlanacak yeni gün ve saatimde… İzlemiş olanlar da iki hafta izinli artık! ![]()
Hepinize mutlu ve keyifli günler!

LADIES AND GENTLEMEN WELCOME TO UNIVERSAL STUDIOS!
Bu hafta Hollywood civarlarında gezmeye devam ediyorum sevgili dostlar… Ta oralara kadar gitmişken bir de Universal Studios’un kapısını çaldım size çok eğlenceli bir bölüm hazırladım! Universal Stüdyoları‘nda hem tematik park alanındaki eğlencelere katılıyoruz hem de gerçek film setlerini görme imkanımız oluyor… Jaws, Jurassic Park, Psycho, The Fast and the Furious ve War of the Worlds… Sinemada nefeslerimizi tutarak izlediğimiz pek çok anın tam olarak nerede çekildiğini ve nasıl başarılı birer prodüksiyon harikası olduklarını hep beraber göreceğiz…Şimdiden iyi eğlenceler dilerim!
(27 Ocak Çarşamba 22:15’de Tv8’de)

HOLLYWOOD BÜYÜSÜ!
Seeeelam Hepinize Sevgili Dostlar,
Bu hafta yine çok özel bir bölüm geliyor ekrana… Melekler Şehri Los Angeles’da, Hollywood’dayız! Beyaz perdenin büyüsünü, ışıltısını tüm dünyaya saçan hayallerin merkezinde…
Sizlere 2002’den beri Oscar Törenleri’ni izlerken gördüğümüz Kodak Theatre’ı, önünde ünlülerin el ve ayak izlerinin bulunduğu Chinese Theatre’ı ve yine ünlülerin isimlerinin yazılı olduğu pembe yıldızlara evsahipliği yapan Walk Of Fame’i yani Şöhretler Yolu’nu tanıtacağım…
Bir de o meşhur Hollywood yazısının hikayesini anlatacağım… Fazla söze gerek yok, kaçırılmaması gereken bir bölüm var bu akşam kısacası
)) (20 Ocak Çarşamba, 22:15’de Tv8’de)
İyi seyirler!

KIRMIZI GİYEN ADAMLAR… MAASAİLER…
Bu akşamki yayınla Kenya seyahatimiz sona eriyor…Nairobi’yi, Nakuru’yu, Maasai Mara’yı ve Maasaileri tanıttım size 5 bölümdür. Bu bölümü (6 Ocak 2010 Çarşamba, 22:15) özellikle izlemenizi tavsiye ediyorum…
İki anlamda; biri kendi çıkarınız için ( programın sonunda soru ve karşılığında ödül var!
) diğeri de kanımca son derece şaşırtıcı ve keyifli bir program olduğu için. Bir önceki hafta size Maasaileri anlatmıştım, yaşam tarzlarını, inanışlarını, sosyal görüşlerini, geleneklerini v.s. Bu kez onlara çantamadan çıkan basit bazı objeleri gösteriyorum ve neredeyse hepsini ilk kez görüyorlar…
Aynada ilk kez kendini görüyor yaşlı bir Maasai kadını, kibrit yakıp veriyorum yok istemeyiz bunu “ateş yakmak bizim işimiz” deyip almıyorlar… Süslenmeye çok meraklı osalar da ne bir ruja ne de ojeye tamah ediyorlar… Evimin anahtarlarına katıla katıla gülüyorlar bu ne saçma birşey diye. Çantamda yararlı buldukları tek şey “yara bantları” oluyor ve onlara dağıtıyorum sanki çok değerli bir hediyeymişçesine…
Ardından da safari bölümümüzden geri kalan son bir kısmı izliyoruz..Yine aslanlarla haşır neşirim
İyi seyirler ve çekilişte bol şanslar diliyorum!

MAASAİLER…
Sevgili GGR Dostları,
Bu geceki bölümde (30 Aralık 2009,22:15) Kenya ve Tanzanya topraklarında yaşayan Maasai kabilesinin bir köyüne gidiyoruz. Kenya Maasai Mara’dayız… Modern dünyanın nimetlerinden tamamen uzakta bir yaşam süren Afrika’nın bu ilginç kabilesini tanımak beni çok heyecanlandırdı… Size de elimden geldiğince öğrediklerimi aynı heyecanla aktarmaya çalıştım.
Maasai erkekleri av dansı ve yükseğe sıçrama yarışı yaptılar bize, kadınlarsa şarkılı bir karşılama töreni düzenledi… Köyü gezdik, tezekten yapılmış evlerine girdik. Son derece ilginç bir bölüm var anlayacağınız bu gece…
İyi seyirler!

MAASAİ MARA
Anladığım kadarıyla geçen haftaki safari bölümünü pek bir sevmişsiniz… (Nasıl anladığım mühim değil, anlarım ben!
Açıkçası benim için de keyifli bölümlerden biriydi… E hazır tadı damağınızda kalmışken bu hafta da devam edelim diyorum!
Bu kez dünyanın önde gelen safari alanlarından biri olan Kenya’nın Maasai Mara Ulusal Parkı‘na gidiyoruz… Geçen sefer Nakuru’da aslan, fil, su aygırı gibi iricene hayvanları görememiştik çok, Maasai Mara’da onlarla da müşerref olduk…
Bir de belgesellerde izlerken hep gördüğüm bir yer vardı…Hayvanlar su bulmak için Tanzanya Serengeti’den kalkıp kopup Maasai Mara’ya gelirken bir nehir geçiyordu…Orada da timsah ve diğer etçillerle, otçul hayvanlar arasında büyük bir can pazarı yaşanıyordu hep… Bufalo sudan geçmeye çalışıyor, timsah pusu kurmuş yemek yakalamaya çalışıyor filan, hatırladınız mı manzarayı? İşte tam o geçiş noktasına gittik, Mara Nehri’ne… Görüşmek üzere!
23 Aralık Çarşamba 22:15’de Tv8’de.…

SAFARİYE ÇIKTIM!!! (Bir arkadaşa bakıp döneceğim!)
Seeelaaaamlar Herkeseeee!
Bu haftaki bölümde (16 Aralık Çarşamba 22:25) Kenya’nın Nakuru Gölü Ulusal Parkı‘nda safariye çıkıyoruz sizinle!
Doğa belgeseli izlemeyi sever misiniz bilmiyorum ama ben baaayılırım!
O yüzden Afrika’ya gidip bu kez bizzat bizim bu tarz bir program hazırlamamız beni çok heyecanlandırmıştı, umarım sizin de hoşunuza gider!
Bu arada programın başında girecek olan Rtük uyarı metnini merak edenler çıkacaktır (ben bilmem mi seyircimi bilmem mi!
) Şimdiden yazayım da sonra boşuna kendinizi yormayın…
Efendim bir bölümümüzde sponsor firmanın adını söylemiş olmam dolayısıyla “destek veren firmanın hizmetlerini tanıtmama” kuralını ihlal etmişiz bilmeden, o yüzden de uyarı almışız… Gerçi kanaldaki en az 5 programa daha gelmiş uyarı benzer sebeplerle… Sanıyorum bir gün boyunca Tv8 izlenmiş oralarda
Bana komik gelen kısımsa şu oldu, uyarının bir kısmında diyor ki aynı durum birden fazla kez tekrarlanırsa kuralı ihlal eden programın yerine belgesel yayınlanır
)) Hımmm !
İroniye bak!
Bu akşamki bölümü keyifle izlerseniz haftaya yayınlanacak olan bölümü de kaçırmayın… (Bir alan bir bedava!) Dünyanın en popüler safari mekanlarından biri olan Maasai Mara’yı gezeceğiz haftaya!
Sağlıcakla kalın!

Jambooooo!
Kenyalıların “Merhaba! Selam!” nidası bu! Yıllarca anlamadan dinlediğimiz “Ya ya ye Coco Jambo ya ya ye” nin nereden geldiğini buldum, evreka!
))
Gittim geldim işte çok şükür sağ salim! Gerçekten çok ama çok güzel bir geziydi! Gelir gelmez de size gördüklerimi taze taze göstermek için montaja giriştiğimden siteye yazma fırsatını ancak buldum. Özürlerimi iletirim!
Ha bu arada ben yokken de programın günü ve saati değişmiş, çok da iyi olmuş! Bundan böyle Çarşamba 22.15’de program, yazın bir kenara!
Her ne kadar yandaki ankette “Fark etmez her saatte izleriz seni!” seçeneğinden sonraki çoğunluk “erkene alınması iyi oldu” dese de bence bir gezi programının prime time’da Türkiye’nin en çok izlenen dizilerinin karşısında olması pek doğru değildi…
Bihter Behlül’le yastıklı yastıksız seralarda meralarda bir takım işler karıştırıyordu bendeniz zavallı yok Helsinki’ydi yok Oslo’ydu birşeyler anlatmaya çalışıyordum havaya!
)) Sonuç olarak orta bir yol bulduk, program eski gününde ama daha erken bir saatte, hem de dizilerden sonra! Nasıl? Daha uygun değil mi? Bu konudaki fikrimi ve talebimi mantıklı bulan Tv8 yönetimine buradan teşekkürü borç bilirim!
İlk olarak bu akşam (9 Aralık Çarşamba 22:15) Kenya’nın başkentini tanıtıyorum size…Nairobi’yi! Aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama Nairobi hem Afrika’nın yoksulluğunu hem de Avrupa’nın bütün lüks imkanlarını barındıran bir şehir… Bu akşamki bölümde göreceksiniz, bir yanda lüks oteller, arabalar diğer yanda yemek ve su bulmakta güçlük çeken insanların yaşadığı gecekondu bölgesi…
“Benim Afrikam” filmini izlemiş olanların hoşuna gidecek olan Karen Blixen Müzesi ve kendi elinizle zürafaları besleme imkanı bulabilecğiniz Zürafa Merkezi de tanıtacağım yerler arasında…
Bu programı “Kenya’ya Giriş”, “Hey Dostum Kenya’yı Biraz Tanıyalım mı?” bölümü olarak düşünün
Ardındansa safari izlenimlerimi aktaracağım size! Masai Mara’da yaptığımız çekimler muhteşem oldu!
Sonra daaaaa Masailer…Afrika’nın modern dünyanın nimetlerinden uzaktaki kabilesine misafir olacağız!… Buradaki çekimlerde ben çok etkilendim, ekranda da göreceksiniz… Bazı Masai kadınları ilk kez bir ruju, ilk kez bir anahtarı gördüler… Kendilerini ilk kez aynada görenler de vardı… Çok çok çarpıcı anlar yaşadık, size de elimizden geldiğince aktarmaya çalıştık…
İşte bu kadaaaar! Geri kalanları yeri geldikçe yazarım yine! Bana gerek sevginizle, dualarınızla gerek mailleirnizle oralarda eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim! Keyifli seyirler diliyorum!

Sevgili Arkadaşlarım,
Siz bu mektubu okurken ben çoook uzaklarda Afrika’nın bi’yerlerinde olacağım… Bi yerde derken tam olarak Kenya’da aslında! Yaaa sormayın
Şirketten bir iş için şehir dışı veya yurt dışına giderken form dolduruyoruz, fromda da “Görev Yeri” yazan bir ibare var, onu doldururken yabancılaştım birden;
Görev Yeri: Kenya Nairobi yazdım sonra da uzun uzun ve aval aval baktım!
Yani bir insanın görev yeri neden Kenya Nairobi olur ki!?? Hele ki benim gibi birinin! Lay lay lom, heyo heyo herşey güzel olsun, hayat neşe dolsun filan, sonra hadi bakalım hop Kenya!
) Ne garip bir işim var hakikaten…
Ondan önce de sırasıyla şunları yaptırdım, onlar da yeteri kadar tuhaftı:
* 10 gün önce “Sarı Humma” aşısı oldum! Neee o da ne dediğinizi duyar gibiyim…Afrika’nın pek çok ülkesinde yaygın olan ve sivrisinek sokmasıyla bulaşan ölümcül bir hastalık bu sarı humma! Adına bak hizaya gel zaten! “Hummmaaaaa!” Aman Allahııım kaç kaç!!! Ama ne yaparsın görev icabı işte…Aşının koruması 10 gün sonra başladığı için de seyahat tarihinden 10 gün önce yaptırmak gerekiyordu… Zaten keyfine kalmış değil bu aşıyı yaptırmak ya da yaptırmamak, “mecburen” yaptırıyorsun çünkü Dünya Sağlık Örgütü bazı ülkelere girmeden bu aşının yaptırılmasını zorunlu tutuyor ve aşıdan sonra size sarı renkli uluslararasu geçerliliği olan bir sertifika veriyorlar! Yaaa… Kedim Tırmık’ın aşı karnesine benzeyen bir karnem var artık!
Dönünce fotoğrafını koyarım siteye…
* Ondan sonra tercihen de olsa Afrika’nın bir çok yerine giderken yaptırılması genellikle önerilen Hepatit A ve B aşılarından yaptırdım… Acımadı kiii, acımadı kiii
Kısacası şu sıralar içimde neler dönüyor neler!
* Aslında sıtma hapı da tavsiye edenler var ama onun da yan etkileri fazlaymış, çok zorunlu olmadıkça kullanmayın dedi doktor, depresyon ve halüsinasyon yapabilir dedi! Höh! Beni düşünsenize safaride zebra mebra anlatıyorum size ama görüntülerin alakası yok anlattıklarımla!
) Onu kullanmayı düşünmüyorum pek…
* Son olarak da sinekkovarlardan aldım…En doğrusu bu herhalde, korunmak!
Ekranın arkasında bir sürü ciddi mesele var gördüğünüz gibi, herşey göründüğü gibi sevimli değilmiş değil mi!
Neyse burada yavaş yavaş mektubuma son verirkene ben yokken olacakları da yazayım…
* 26’sında Kırım’ın devamı olan Bahçesaray’ı tanıttığım bölüm yayınlanacak… Bayrama denk geleceği için içeriği bakımında seveceğinizi tahmin ettiğim bir bölüm. Tatar Türkleriyle çok hoş sohbetler etmiştik, izlemeyenler kaçırmasın, izleyenler de dilerse nostalji yapsın…
* Geceleri otelden nete girme şansım olabilir, olmaya da bilir o yüzden niye mailime cevap gelmiyor, siteye yazdıklarımızı Gülhan okumuyor mu diye çemkirmeyin!
* Helsinki programımızın sonunda sorduğum soruya doğru cevap verenler arasından 1’inci, 10’uncu, 50’nci, 100’üncü ve 500’üncü kişiler kitap kazandı, zaten kendilerine de hemencecik bu sevinçli haber verildi…Katılan herkese teşekkür ediyorum ve kısmetse daha sonraki çekilişlerde kazanamayanların da kazanmasını diliyorum
Kazananlara kitapları en kısa sürede ulaştırılacak…
Hediye Kitap Kazananlar: Gözde Akbaba (İstanbul), Özlem Yılhan (Ankara), Ediz Cenez (İstanbul), Şehnaz Ercan (İzmir) ve Bengü Bellek (Eskişehir) Tebrikleeeeeer!
* Son olarak da benim ve kameraman arkadaşım için dua edin, sağ salim sıknıtısız gidip gelelim inşallah!
Diyeceklerim bu kadar… Bu arada şimdiden bayramınızı da kutluyorum çünkü bayramda da burada olmayacağım, önümüzeki ayın ilk haftası geliyorum (aslında bayramda elimi öpmeye gelenlerden kaçtığıma dair bir söylenti de var, bilemiyorum)…
Keyifli Kalın!
Gülhan
Not: Fotoğrafların bu güzel halleri için Dizifilm’den Sebil ve Büşra’ya çok teşekkürler…
HELSİNKİ‘NİN DEVAMINI KAÇIRMAYIN!
Bu Perşembe Helsinki’yi gezmeye devam ediyoruz… Geçen hafta zamanımız yetmemişti pek çok yeri anlatamamıştım… Bu kez Lüteryan kilisesi Temppeliaukion Kirkko’yu tanıtıyorum ilk önce size, sonra Finlilerin ünlü bestecisi Jean Sibelius’un anıtına uğruyoruz. Finlandiya’nın dört bir yanından getirilen geleneksel yapı tarzlarının ve yaşam biçimlerinin sergilendiği Seurasaari Açıkhava Müzesi’ni de dolaşıyor ve dükkanı kapatıyoruz
Ha bir de kitap tanıtıyorum size bu hafta “Avrupa’da Görülecek 101 Yer”… Programın müdavimeri bilirler ki bu kitap ya da herhangi bir şeyin tanıtıldığı bölümlerimiz verimli geçer
Size soracağım soru için hazırlı olun ve kitabı kazanan 5 kişiden biri siz olun diyorum başka da demiyorum! Daha ne diyeceksem zaten
Görüşmek üzere…
GGR 12 Kasım Perşembe 20:15’de Tv8’de…
Arkadaşlar bugün Gülhan’ın Galaksi Rehberi’nde Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye gidiyoruz! Helsinki çok büyük bir şehir değil, gezilecek görülecek yerleri de pek fazla değil ama yine de farklı bir kültürü tanımak için yeterli veriler sağladı bize… İlk önce şehrin en ünlü meydanını anlatacağım size, Senato Meydanı‘nı… Sonra da Helsinkililerin günlük yiyecek, sebze meyve alışverişini yaptığı Kauppatori pazarına gideceğiz, fiyatlar hakkında bilgi edineceğiz… Hatta ta oralarda karşımıza çıkan Türk bir pazarcı ile sohbetimiz bile var
Helsinki’nin diğer “gezelim görelim” mekanlarıysa haftaya! İyi seyirler…
5 Kasım Perşembe 20:15, Tv8’de…
Evet bu hafta New York’un devamını izliyoruz.… Bu kez Times Square’in o şaşalı ve rengarenk atmosferini gözlerinizin önüne seriyorum ilk olarak… Buraya “dünyanın kesişme noktası” diyenler var, görün siz karar verin…
Dünyaca ünlü gösterilerin merkezi Broadway’deki şovlar hakkında bilgi veriyorum biraz ve son olarak da New York’un sembolleri arasında yer alan Empire State Binası‘yla Central Park’ı görüyoruz…
22 Ekim Perşembe 20:15’de Tv8’de…
NEW YORK NEW YOOOORK!!!
Arkadaşlar bu hafta dünyanın en cazibeli şehirlerinden New York’u geziyoruz beraber!…
İki bölüm halinde yayınlanacak olan New York’un ilk bölümünde Özgürlük Heykeli’ne gidiyoruz, yakinen inceliyoruz Amerika’nın sembolünü…
Manhattan Adası hakkında enteresan bilgiler öğreniyoruz, sonra 11 Eylül’ün yaşandığı ve günümüzde “Sıfır Noktası” olarak tabir edilen alandaki son inşa çalışmalarına göz atıyoruz…
Son olarak da filmlerden aşina olduğumuz meşhur Brooklyn Köprüsü’ne çıkıp bu bölümü sonlandırıyoruz…
Ha bir de New York’un bazı felaket filmlerinde başına gelenleri gözler önüne sermiştim, onu yazayım tam olsun
15 Ekim Perşembe, 20:15’de Tv8’de…
İyi seyirler!































































Gülhan senin kocaman bir kalbin var ya ne güzel bir insansın sen. Benim gözümde sen, artık aşmış böyle nasıl derler evliya gibi birisin
Şaka bi yana hakikaten hayatımda bu kadar büyük yüreği olan, bu kadar olgun ama hala çocuk, bu kadar içten birini tanımadım, tanıyamam da muhtemelen. Sen bi’tanesin, eşsizsin resmen. Benim de herşeyimsin…
Benin ikinci bölümden sonra böyle bir duygu patlaması oldu kusura bakma ama söylediğim her şeyin kalbimin en samimi yerinden geldiğini bilmeni isterim.
GÜLHAN Hanım programlarınızı çok büyük bir ilgi ile izliyorum, sunumdaki içten, faklı tarzınız, güzel cici giyiminiz, güzel makyajınız, özellikle göz farlarınızda kullandığınız renklerle adeta bir SIKI takipçinizim…
Size bütün bunların yanı sıra bir eleştirim var ve size benim tasvip etmediğim bir şeyi yazmak istedim, program kapanışındaki abartılı makyaj ve dans size, program formatına hiç de uymayan bir kompozisyon; dans etmeyi çok seven, içten dansınıza diyecek birşeyim yok ama program formatına ve size uygun değil.
Program kapanışında ille de birşeyler göstermek isterseniz sizin doğal halleriniz veya kamera arkası çekim hataları veya gittiğiniz yerlerden kısa kısa görüntüler verilebilir.
Selamlar Kolay Gelsin!
Türker KISA
Sevgili Gülhan sizi seviyoruz ve programını devamlı takip ediyoruz, fakat bir hata oluştu sanırım. Portekiz Sinta yayınınızda bir palto var üstünüzde, bu kıyafeti size giydirdiler mi yoksa siz beğenerek mi aldınız çünkü bu son yüzyılda siyonizim denen şeytani tarikat olan şeytan Ra’nın gözüdür o ve kameraman da sizi arkadan çekip devamlı olarak gözü gözümüze sokuyor. Bu konuda duyarlı olun lütfen, bu kişilerin propagandasını yapmayın, malesef medya denen grup ve çalışanlar bu tezgahtan geçiyor, artık dikkat diyorum!!!!
Sevgili Gülhancığım programın az önce bitti. Sen var ya çok kötüsün
) Hayallerimdeki ülkeye gitmişsin. İzlerken parmaklarımı ıssırdım. Bir de tüplü dalış yapmışsın yaaa. Daha önce söyledim mi bilmiyorum ama ben bir dalış eğitmeniyim… Dalış yaptığını görmek muhteşemdi ancak sualtında pek görmedim seni … Niye!!
)) Seniiiiiiiiiiiiii seviyoooooooooorummmmmm kiraz yanaklı kızzzz. Hep çocuk kal olur mu bir tanem. Ekranların kardeleni…
Maldivler görüntülerinde dedim ki kendime ; ben bu kıza boşuna aşık olmamışım. O kadar güzeldin ki, peri gibisin…İnşallah koşullar istediğim hale gelirse tam karşına dikileceğim elimde bir kardelenle
Maldivler’de bir ‘The Others’ı görüntüleyemediniz ya olmadı Gülhan olmadı
:D
Mikrofon süsüne ne oldu? Artık göremiyoruz…
Maldivlerdeki kelebekli görüntün, espriliydi. Sonuna kadar destekliyoruz!
Kelebek figürünü izlerken gördüğümde hiç şaşırmamıştım. Sizden beklenecek bir yaklaşım olmuş. İnternet sitelerinin olayı haber yapması işgüzarlıktan başka bir şey olmasa gerek.
Sevgili Gülhan seni son bir kaç haftadır takip ediyorum ailemle birlikte ve bu zamana kadar nasıl olup da izleyemediğime inanamıyorum. ÇOK BAŞARILISIN. Kızlarım da sana bayılıyor. Başarılarının devamını diliyorum. Seni izleyince mutlu oluyoruz. Hayallerimizi sende gerçekleştiriyoruz. Çok Öptüm.
Bütün bölümler çok güzel ve eğlenceli, seni izleyebilmek için hafta sonlarını iple çekiyorum, seni çok seviyorum çok çoookkk öpüyorum:)
Televizyonların
en güzel
en güzel gülen
en güzel gözlü
en güzel giyinen
en hanım
en şeker
en tatlı
en tatlı dilli
en akıllı
en fıstık sunucusu.…Kim ne derse desin..Sen televizyonların prensesisin..Seni çok beğenen bir abin.…
Ya ben ilk başta elinde kelebek figürü tutuyorsun sandım. Böyle pankart gibi birşey düşündüm
))
Sonradan anladım ne olduğunu ve işte o zaman şaşırmadım.
Çok tatlısın, seni gerçekten seviyoruz…Hep böyle kal.
Kesinlikle kelebekle ayrı bi havalı oldun Gülhaaannn ^_^
Merhaba Gülhancığım, yeni yılınız kutlu ve mutlu olsun. Yeni umutlarla dolu bu yeni yılda, herkese sağlık, mutluluk, başarı ve şans diliyorum. Sevmenin sevilmenin eksik olmadığı, yeni arkadaşlıklar, yeni dostlukların olduğu güzel bir yıl diler, sevgilerimi göndeririiiiiiiim.
Sevgili Gülhan merhaba. Öncelikle yeni yılını tüm kalbimle kutluyorum.. 2012’de sağlıklı, mutlu, başarılı ve gerçekleşmesini istediğin herşeyin olmasını diliyorum… Yüzünün hep gülmesini istiyorum.. Herzaman dilediğim birşeyi tekrarlamak istiyorum: lütfen hep çocuk kal… İçindeki çocuğu hep yaşat ki bu seni herzaman güçlü tutar.…
Ayrıca Tempo Travel dergisinde yazın çıkmış okudum.. Eline sağlık canım.…MUTLU YILLAR GÜLHANIM. NİCE SENELERE.…
Gülhan hanım sitenize yeni üye oldum ama uzun zamandır sizi takip ediyorum ve programınızı beğenerek izliyorum. Size özgü anlatış tarzınız ve sempatik davranışlarınız bizi size bağlıyor. İnternette dolaşan bu mavi kelebek olayını da kafanıza sakın takmayın çünkü onlar anonsunuzu iyi anlayamamışlar. Siz en iyisini ettiniz bence… Duruşunuzdan sakın ödün vermeyin bence… Neyse çok gevezelik ettim herhalde, sizi çok seviyoruz unutmayın.…
Sen çok güzel bir kızsın Gülhan, vücudunu izlemeyi seviyorum. Ama şu kelebek olmasaydı daha iyi olurdu. Umarım ileride kelebeksiz versiyonunu yayınlarsın..
Bu tarz programları çok seven ve gitme şansı olmayan biri olarak söylemek isterim ki:
Lütfen toplam program süresi boyunca kamera önünde kendinden çok şehri göstersin kameramanın,
Gülhanı mı izliyoruz, şehri mi anlayamıyorum.
Tatlı kızsın tamam da, bu kadar kendine aşık olma bence, kısaca şehri daha çok görmek istiyoruuuz…
Finallere çalışıyorum ara verdim. Dedim ben öğreniyorum şimdi Gülhan gidiyor geziyor öğreniyor sonra bize anlatıyor biz de öğreniyoruz, gitmiş gezmiş oluyoruz. Şimdi ben öğrendiklerimi niye paylaşmayayım di mi ama
Bu yüzdendir ki soruyorum veee kıllık olsun diye cevapları vermiyorum
(şaka tabii ki) ipucu veriyorum ama
1) Lepleme nedir? (Lep demeden leplebiyi anlama sanatı filan değil söyleyeyim.)
)
)
2) Broşlama nedir? Kullanılan takımı şekil çizerek açıklayınız. (Elbiseye takılan broş değil tabii ki
3) Kademeli bir milin taşlanmasını şekil çizerek açıklayınız?
(S.Arabistan’da bir mil bulunur, hacca gitmek üzere hazırlıklar yapılır, muhtelif yerlerden bilumum taşlar toplanır, hep beraber isteğe göre belirli aralıklarda pis mil taşlanır, bu olaya denir şeklini de çizin ama değil mi… Tövbe tövbe durduk yere günaha girmeyelim
Şimdi ne alaka bunları buraya yazmam denebilir, ya ne bileyim yazdık işte? İleride mühendislik okuyacak arkadaşlara lazım olur. Ama cevabını vermedim değil mi? İnanın bu sorulara bunlardan güzel cevap verilemez. Enfes,harika!!!
Çok çalıştım galiba! İyiyim geçer geçer sınavdan sonra birşey kalmıyor.
Eee ben de uzattım ama, Rehberim termodinamik, akışkanlar mekaniği, makina elemanları vb. gibi derslerin içeriğine girip sizi de kendim gibi ansızın agresifleşen biri yapmak istemiyorum. Bunun için sevdiklerinizi, çevrenizdekileri bu telaffuz ettiğim derslerden ve içeriklerinden uzak tutun! Uzak tutun aman ha! Hatta beni de uzaklaştırın. Uzaklaştırma cezası verin bana, disipline gönderin beni disiplinsiz geri getirin sonra bir daha gönderin. Neyse! Yeter bu kadar işkence
Bu arada Medya Kralı‘ndaki tişörtünüz de pek bir güzeldi. Kelebekten sonra da şu siyah beyaz çektiğin bi bölüm vardı onu da koyun da bir sürpriz daha olsun
Gülhan abla, seni çok severek izliyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Arada bir eski programları koyuyorsunuz, onları da hatırlamak çok güzel. Benim senden şöyle bir ricam olacaktı ablacığım: Bir keresinde Buenos Aires’e gitmiştin, çok eğlenceli iki bölümdü. Eğer bir hafta da o programların tekrarını koyabilirseniz çok sevinirim. Seni çok seviyorum Gülhan abla, kendine iyi bak.
Bu hafta Maldivler çok güzeldi. Şaka şaka Ren Nehri çok güzeldi, kolonyanın bulunuşunu öğrenmek de hoş oldu. Ben sitende niye müzik yok diyecektim, habire gevezelik yaptım. Gerçekten sitene şöyle muzip (nasıl oluyorsa) bir şarkı koysana, her siteye giren dinlesin, ruhunu daha iyi anlarız. Bu arada Seda AKGÜL’e çok selam, eminim iyi görüşüyorsunuzdur. İyi programlar, Ankara’dan selamlar.
Programınızı ilk defa bu hafta tekrarında izledim. Onay duymayan kişiliğinizi ancak biraz da, ”kızmak var, belli etmek yok” tarafınızı eğlenceli buldum. Okan BAYÜLGEN’in programında program içerisindeki doğal espri anlayışını, aslında bazen terse yatırıyor:) ve program boyunca çalan, (özellikle 1232 km Ren Nehri) fon müzikleri harikaydı. Tanışmış olmaktan son derece mutluyum. Emeğe saygı diyorum. Saygılarımla.
Gülhanım iyi geceler. Kim ne derse desin sen bu televizyondaki en güzel şeysin. Televizyonla aram sadece seni izleyince düzeliyor
Seni tanıdıktan sonra ara sıra da olsa tv’ye zaman ayırmaya başladım… Bir ricam var Gülhanım. Lütfen internet sitenin anasayfasına bir tane nazar boncuğu resmi koy çünkü sana nazar değecek diye ödüm kopuyor.… Lütfen benim için bunu yap olur mu
DDDD
Hadi ben kaçar Gülhannnn ”Hep çocuk kal ki içindeki heyecan hiç bitmesin!”…
Merhaba Gülhancığım;bugün Letonya’nın başkenti Riga’yı seyrettim ve hayran kaldım. Ne kadar güzel bir şehir. Gerçekten de masal diyarından çıkmış gibi evleri; sanatsal ve farklı binalarıyla kendini hayran bıraktı. Senin de eğlenceli ve güzel sunuşunla daha bir güzel bölüm olmuş tabii. SEVGİLER
Mavi Kelebek Etkisi o kadar güçlü ki Riga’da devam ediyor! Birebir aynısı gibiydi! Bir an şaka zannettim. Harikasın… İzlemeye devam…
Gülhan merhaba… Riga muhteşemdi. Emeğine sağlık. Her ne kadar üşüsen de Riga’yı kuşbakışı izlemenin zevkini bize yaşattığın için teşekkürler. Şehrin yanı sıra aldığın gri kaşkola bayıldım. Sabahtan beri ondan bulabilmek için çalışıyorum, çabalıyorum ama nafile. Sevgiler…
Ben de artık takipteyimmm >)
Ben de geldim Gülhannnn beni de görrrr
))
Merhaba Gülhan abla sizi izleyemedim bu günlerde çok üzgünüm. Üniversite bitti mezun oldum şimdi askere gidiyorum,
seni çoook özleyeceğim. Bana şans ve hayırlı tezkereler dileyin.
Seni seviyorum.…
Gülhanım özlemişim sana birşeyler yazmayı. Kusura bakma internet ile pek aram yok
( Bu haftasonundaki programını büyük bir sabırsızlıkla bekledim ve sana teşekkür etmek istiyorum ”Tallinn”in Estonya’nın başkenti olduğunu bana öğrettiğin için. Bu yüzdendir ki bilmemek değil, öğrenmemek ayıp
) Bir şey dikkatimi çekti Gülhancığım ; mikrofonun bomboştu ( mikrofona birşeyler takmamışsın) tabii ki takmak zorunda değilsin de sadece dikkatimi çekti işte
)) Seni çok seviyorum ama harbiden sevgi bu
) ” HEP ÇOCUK KAL BİRTANEM” seni tanımayan birinin sana bu şekilde hitap etmesinden hoşlanmadığını biliyorum ama ne yapayım seninle benim aramda bu satırlar var…Kendine çok dikkat et Gülhannnn…Galaksinin Prensesi
Tallinn’e daha önce gitmiş miydin?
Seni çok seviyorummmm. Moralim her bozuk olduğunda programını izleyesim geliyor. Kafadan terapi yani
Lütfen güzel programının süresi uzatılsın, doyamıyoruz ki!
Ah Gülhan, niye giyiyorsun ki pareo filan. Bi bırak izleyelim seni bikiniyle doya doya, olmaz mı yani?
Gülhan Hanım, programınızı senelerdir zevkle izliyorum. Ruh benzerliği bulunan birçok insanın yapmak istediği bir işi yaptığınız çok net. Bilim insanı olmasaydım seçeceğim ikinci iş kesinlikle bana ait bir Galaksi Rehberi oluşturmak için dünyayı gezmek olurdu. Yaptığınız işten dolayı sizi gönülden takdir ediyor, sempati, insanlık ve sıcakkanlılığınızla insanlara örnek olduğunuz için de size teşekkür ediyorum. Bir gezinize ben de katılmayı çok isterim. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.. (Sizi kendime yakın hissetme sebebim sanırım 80 – 90 yıllarında çocukluğumu geçirmiş olmakla ilgili.)
Buradan Tv8 yöneticilerine seslenmek istiyorum, yaklaşık bir aydır programı izleyemiyorum çünkü Pazar günü saat 11:00′ de yayınlanan program tekrarı kaldırıldı, Cumartesi günü çalışan bir sürü Gülhan Şen takipçisi benim gibi yakınıyordur eminim, lütfen program tekrarının uygun bir zaman dilimine verilmesini talep ediyorum, Gülhan Şen’i izleyememek büyük kayıp benim için. Gülhan Hanım nooolur sesimi yetkililere duyurun lütfen…