GİTTİM,GÖRDÜM,GELDİM…
Ah ah biliyorum şimdi bir sürü sitem, bir sürü şikayet, bir sürü söylenmeyle okumaya başlıyorsunuz bu yazıyı ‘aman nihayet birşeyler yazmış hanımefendiciğimiz zahmet edip’ diye!
Durun! Herşeyi açıklayabilirim! Hayır, sandığınız gibi değil!!!
Mayıs ayının başından beri evimin yüzünü daha yeni görüyorum arkadaşlar! Ne kadar güzel ve mutluluk verici bir duygu olduğunu anlatamam “evde olmanın”! Boşuna “home sweet home” (evim tatlı evim) tabiri yok ecnebilerde, biliyor adamlar… İnsanın evi gibisi yok gerçekten… Kendi yastığında uyumanın, istediğin kıyafetlerini giymenin, sevdiğin eşyalarınla çevrili olmanın; yüzünü, gülüşünü unutan dostlarınla buluşup kahve içmenin hatta halının üzerine yatıp kollarını yana açıp kapatarak boş boş tavana bakmanın basit çekiciliğini bile anlatsam anlar mısınız, yoksa benimle dalga mı geçeriniz bilemiyorum…
İki uzun (ve uzak) gezi arka arkaya geldi ve inanılmaz yoruldum… Ama çok çok güzel çekimler yaptık sizin için. Önce Mayıs başında kameraman arkadaşım Akın’la Tayland’a gittik. Tayland’ın kuzeyinde bulunan ve ülkenin kültür başkenti olarak tanımlanabilecek Chiang Mai’yi gezdik. Çok güzel bir yer. Tayland Ankara Büyükelçiliği’nin davetiyle gittiğimiz gezide bize Tayland kültürünü, yemeklerini, geleneklerini öğrettiler. Neler var mesela çekimlerimizde, çok görkemli Budist tapınakları var, suyun üzerine kurulan evlerin ve pazarların bulunduğu otantik bölgeler var, benim timsahlarla, yavru Bengal kaplanlarıyla haşır neşir pozlarım (!) var
Not: Bu pozlar için program zamanını sabırsızlıkla bekleyiniz!
Sonra Bangkok’a geçtik… Muhakkak takip etmişsinizdir, birkaç aydır Bangkok’da şiddetli çatışmalar var. Ancak etrafı çevrilmiş ve şehrin geneline sıçraması engellenmiş bir bölgede cereyan eden bu olaylar çok şükür turistlere ve bizlere pek etki etmeden çekimlerimizi tamamlayıp geri dönebildik. Sadece belli bölgelere girememiş olduk. İnşallah kısa sürede bir çözüm sağlanır ve o güler yüzlü, huzurlu, nazik insanlar yeniden sükunete kavuşurlar; Bangkok’un turistik değerine de daha fazla zarar gelmez.
Bangkok’dan 9 saat uçup geldim mi İstanbul’a sabahın 6’sında? Geldim… Peki sonra ne oldu? Hemen o gün uyumadan bavulumdaki kıyafetleri, kasetleri, çekim için gerekli dökümanları değiştirerek hazırlandım. Öğle saatlerinde bir röportajım vardı ona katıldım, yarı uyur, yarı uyanık, sayıklayarak röportajı verdim! Sevgili Doruk Akyıldız güzel toparlamış 80 dakika boyunca konuştuklarımı…
(Not: İlgilenenler için Level Dergisi, Haziran sayısı)
Yeni yolculuğumda bana eşlik edecek sevgili kameraman arkadaşım Eser’le buluşarak aynı gün saat 18:00 gibi Güney Kore’ye doğru havalanmak üzere havaalanındaydım!
Şimdi bana hak veriyorsunuz değil mi? Yani en azından affediyorsunuz değil mi siteye küçük bir haber bile bırakamamış olmamı?
Ve Güney Kore’den de bahsedeyim biraz. Başkent Seul’e gittik. Öncelikle huzurunuzda Kore Havayolları ve Seul Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum bizi davet ettikleri için…Harika bir basın gezisi hazırlamışlar ama ondan öte dostluklarıyla bize çok daha fazlasını verdiler…
Seul uzakdoğunun mistisizmiyle, batının modern dünyasını güzel harmanlamış bir şehir. İnsanlar çok tatlı, herkes nazik, güleç yüzlü. Türkleri de inanılmaz seviyorlar Kore Savaşı’ndaki müttefikliğimiz dolayısıyla… Bizi tanıyan tanımayan herkes Türk olduğumuzu öğrendiğinde el üstünde tuttu. Savaş Müzesi’ni, sarayları, tapınakları gezdik, geleneksel Kore evlerini görebileceğimiz özel bir bölgeye gittik, curcunalı gece pazarlarını dolaştık, kendimizi alışverişe kaptırdık, Kore yemekleri yedik, Kore’ye özgü gelenekler öğrendik (çay seremonisi mesela)…
Kısacası burası da epey renkli geçti çekimlerimiz açısından! Bir de “Gençlik Kapısı” denilen bir kapının altından geçtim bir sarayın gizli bahçesinde… Kore bölümünü izlerken belli bir andan sonra beni daha genç, daha dinç görürseniz sebebi odur yani! “Gülhan Kore’ye gitmiş, orada artık estetik mi, bakım mı, reiki mi neyin yaptırdıysa gençleşmiş güzelleşmiş” gibi dedikodular istemiyorum gıyabımda!
Gelelim yayın zamanına… Haziran’da değil, kanalımız Haziran ayında taşınıyor, tüm programlar tatile giriyor mecburen, tekrarlar yayınlanacak… Belki Temmuz’da belki yeni sezonda karşınıza çıkacak tüm bu anlattıklarım. Ben haberdar olunca sizi de hemen haberdar edeceğimden şüpheniz olmasın! Bu arada bir önceki cümledeki detay da dikkatinizden kaçmamıştır tabii “belki yeni sezonda”…
Uzun zamandır maillerde, sitedeki yorumlarda “GGR bitiyor mu, sakın bitmesin, kanalı basarız, kedini kaçırırız, saçını çekeriz” gibi söylemlerinizi tebessümle okuyorum. Cevap vermedim çünkü netleşmesini bekledim… Şu an görünen o ki sitede yaptığım anketin açık ara sonucu olarak da, sizin genel talebiniz olarak da, kanalın kararının da bu yönde ağırlık kazanmasından da diyebilirim ki Gülhan’ın Galaksi Rehberi ile önümüzdeki sezon da sizinle olacağım!!! (Buraya evlerdeki sevinç ve çığlık nidalarını koymak isteyenlere parantez açıyorum! Teşşşşekkürlerrrr Türkiyeeeee!
)
Sözlerime son verirkene okumazsan küserim mektubunu keserim diyorum! Ha bir de Haziran’da çıkacak Tempo Travel’ın yaz sayısı için Kırım Yalta’yı yazdım… Programı kaçırmış olanlar veya yazılı bir metin olarak Yalta izlenimlerimi saklamak isteyenler buyursunlar alsınlar efendim!
Her zaman dediğim gibi KEYİFLİ KALIN!
TATİL ÖNCESİ İZLEYİN…
İlkbahar tüm güzelliğiyle aramıza katıldı, yaz da kapımıza dayandı artık… Yavaş yavaş gözünüzde bu yılki tatilinizin canlanmaya başladığına; işler,okul bir an önce bitse de kendimi sıcak kumlardan serin sulara atsam diye hayallere büründüğünüze eminim… (Kişi herkesi kendi gibi sanır ya, oradan eminim
)
Ben de yoğun istek üzerine (evet yoğun, bir günde dört kişi bizzat geldi bana sordu! Dört!
Maillerle soranları saymıyorum bile! Günlük ortalamadan yola çıkarsak bu ay en az 120 kişiye tavsiyede bulunacağım düşünülürse epey yoğun diyebiliriz değil mi?)
Ne diyordum… Ben de yoğun istek üzerine tatil öncesi kararsız olanlara bir liste hazırladım: “En Güzel 10 İlkbahar-Yaz Şehri” 10’dan geri sayımla ilkbaharın yazın geçirilebileceği şehirleri sayıyorum…Tabii bizim gezdiklerimizin, tanıttıklarımızın arasından seçtiklerim bunlar… Siz de listemize bir göz atın, not edin, araştırın, kesenizi tartın biçin karar verin istediğiniz tatile…
7 Mayıs Cuma 22:30’da Tv8’de…
BÜKREŞ‘E DEVAM…
Bu hafta Romanya’nın başkenti Bükreş’in devamı geliyor ekrana dostlarım…
Bu kez Romanya’da komünizmin çöküşüne neden olan olayların yaşandığı meydan Piata Revolutiei’yi (Devrim Meydanı) tanıtıyorum size. Çavuşesku’nun konuşma yaptığı son balkonu görüyoruz, 1989 devriminde hayatını kaybedenlerin isimlerinin yer aldığı anı duvarını ziyaret ediyoruz… Açıkçası yaşı en az benim kadar (!)
ya da benden fazla olanlar için yakın tarihin unutulmaz sahnelerinin yaşandığı bir alan burası…
Daha sonra Bükreş’in eski şehir bölümü Lipscani’ye gidiyoruz, ana caddesi Calea Victorie’de geziniyoruz, Romanya’nın değişik bölgelerinden getirilen yapı tarzlarının sergilendiği açıkhava müzesi Village Museum’a (Köy Müzesi) göz atıyoruz ve de Bükreşlilerin oksijen depolarından biri olan Herastrau Parkı‘na da uğrayarak Bükreş‘e veda ediyoruz…
Peki tüm bunları ne zaman, nerede yapıyoruz?
30 Nisan Cuma 22:30’da Tv8’de…
DOĞU AVRUPA’NIN PARİS’İ BÜKREŞ’İ TANIYALIM…
Gülhan’ın Galaksi Rehberi’nin kadim izleyicileri… Bu hafta size Romanya’dan selamlar getirdim. E sırf selamla da kalmadım tabii, beklediğiniz üzere program da hazırlayıp geldim
Gelirken de biraz zorluk çektim…
Malumunuz olduğu üzere İzlanda’da patlayan yanardağ, bize de sabah 9’dan gecenin 2’sine kadar süren bir otobüs yolculuğu olarak patladı
Neyse ki yakın bir yerde yakalandık, otobüsle motobüsle gelebildik sonuçta sağ salim… Allah havaalanlarında mahsur kalan, yollarda perişan olan diğer yanardağzedelere kolaylık versin!
Size Romanya’nın başkentini takdim ediyorum bu Cuma! Bükreş, Doğu Avrupa’nın Paris’i olarak nitelenen, yemyeşil ve şık caddeleri ile dikkat çeken bir şehir… Benim kafamda her nedense daha gri ve kasvetli bir şehir vardı ama Bükreş‘in doğayla iç içe yapısına bayıldım.
İlk bölümde Unirii Caddesi’ni tanıtıyorum; böyle fıskiyeleri ile içinizi açan çok hoş bir cadde. Caddenin bir ucundaysa Parlamento Sarayı var. Eski Çavuşesku Sarayı… Bu yapı dünyanın Pentagon’dan sonra ikinci büyük devlet dairesi olarak geçiyor Guinness Rekorlar Kitabı‘nda.
Paris’dekinin bir benzeri olarak yapılan zafer anıtı Arcul de Triumf ve adını Türkçe’deki “çeşmeci” kelimesinden alan Cişmigiu Parkı‘nı da gezdikten sonra bu haftalık bu kadar diyoruz ve devamı için haftayı bekliyoruz..
23 Nisan Cuma 22:30’da Tv8’de…
Bu arada sevgili Mehmet Direk’in fotoğrafımdan yaptığı güzel bir çalışmayı daha paylaşmak isterim sizinle…Kendisi bir Superman fanı, bana da sağolsun varolsun bir supergirl logosu uyarlamış!
AND THE AWARD GOES TOOOO…
Güzel bir haber aldım! Söylemek ve söylememek, saklamak ve açıklamak arasında da kararsız kaldım bir süre… Ama bunu sizinle paylaşmayacağım da kiminle paylaşacağım sonuçta!
Öhöm öhöm! Açıklıyorum! Ödül almışız! İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin geleneksel olarak düzenlediği Yılın Başarılı İletişimcileri Ödüllerinde, “2009’un En Başarılı Gezi & Belgesel Programı” seçilmiş Gülhan’ın Galaksi Rehberi! Heyyyoooo, yuppiii, yabadabaduuu!
Yıllar önce aynı sıralarda okurken bize de anketler dağıtılırdı, herkes o yıl öne çıkan isimlere, programlara ve tabii ki kişisel beğenilerine göre seçimini yapar, sonra da merakla ödül törenine katılıp sevdiğimiz televizyon simalarını görmeye giderdik…
Şimdi üniversiteli arkadaşlar aynı güzelliği bana yaşatmışlar…Daha doğrusu yaşatacaklar… Ödül töreni 22 Mart’da… Ne kadar mutlu olduğumu, ne kadar onurlandığımı anlatamam…
Şimdi diyeceksiniz ki e madem öyle, böyle güzel bir haberi neden söylemek istemedin, neden saklamak istedin o zaman a Gülhan!?
Şimdi bana sık sık diyorlar ki “Oooh ne güzel iş seninki! Dünyayı gezdiğin yetmiyormuş gibi, bir de üstüne para veriyorlar bunun için!”
E şimdi bir de “O da bir şey mi? Onun üstüne bir de ödül verdiler!” dersem olur mu!? Olmaz! Tatsızlık çıkar!
Gerçi bunu diyen insanlara hep şunu demek istemişimdir, “Ya bana “geziyorum” diye mi para veriyorlar ki? Gezdiğim yerleri “anlatıyorum” diye para veriyorlar”… Sonra gezdiğim yerlerin araştırmalarını yaptığım, metinlerini yazdığım, montajlarını yaptığım için… Hatta sponsor ve saire bularak gezdiğim yerleri “gezmeyi” sağlayabildiğim için… E sen de yap bunları, sana de versinler!
Yoksa kanal manyak mı “Al Gülhan sana para, git gez toz, takıl kafana göre” desin!??
Neyse… Sizler bilgisizce yargılamayan; beni tanıyan, ne kadar emek sarf ettiğimi bilen ve beni seven insanlarsınız… “Sen gezerken ben de adeta seninle gezmiş gibi oluyorum” diyorsunuz, benim iyiliğimi, sağlığımı, başarımı istiyorsunuz… O yüzden bu güzel gelişmeyi sizinle paylaşmak da benim için bir mutluluk! Sonuçta sizler bu programı bu kadar sevmeseniz iki yıldır devam edemezdi…
Ödül hepimizin! İşini severek, sayarak yapan benim; bana güzel sözlerinizle enerji ve moral veren sizin; beni sadece iş arkadaşı gibi değil dost gibi seven ve öyle candan çalışan sevgili kameraman arkadaşlarımın; bana en baştan itibaren gerek meslek seçimimde gerek hayatla ilgili tüm kararlarımda güvenen ve destek veren ailemin ve tabii ki özgün, kaliteli işlerin arkasında durabilen kanalımın… Herkese çok teşekkür ederim! İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine de çok teşekkür ederim! Sizler de çok yakında çok başarılı işlere imzalar atacaksınız, ödüller alacaksınız, yeter ki kendinize inanın, güvenin…
KISA KISA YANITLAR!!!
Siteye gelen bazı genel sorulara kısaca yanıtlarımdır…
*Ne oluyoruz öyle anket filan yoksa GGR bitecek mi?
Anket sadece izleyicilerimin nabzını ölçmek içindi… Amma da kuşkucu ve telaşlı çıktınız siz de
Aslına bakılırsa ben hep yeni birşeyler yapma peşindeyimdir bu doğru, yani bana kalsa yeni sezonda yeni bir program yapmamın zamanı geldi fakat öyle görülüyor ki (açık ara farkla) gezi programına devam etmem konusunda bir talep var. Kanalın da görüşü bu yönde şu an, dolayısıyla büyük büyük ihtimalle seneye de üç vakte kadar yol göründü bana!
*Programın süresi daha uzun olamaz mı!?
Olur olmasına, niye olmasın ama şu anki koşullarımda olamaz. (Kendi içinde “olur” ve “olmaz“lardan dolayı çok çelişki içeren bir cümle gibi görünüyor olsa da mana olarak çelişki yok)
Çünkü program ya 30 dakika olmalı ya da 45 dakika… Şöyle ki kanallarda reklam arası mevzusu var arkadaşlar, RTÜK kuralları gereği ilk reklam arasını 20 dk’dan sonra verebiliyoruz ve bu 20 dakikadan sonra da en 5 dakika devam etmeli program. Bir reklam arası daha verilecekse de bu ikinci 20 dakikada olmalı… Yani eğer programın süresini uzatacak olursak kanalın iki reklam arası alabilmesi için en az 40 dakika olmalı süresi ve 5 dakika daha devam etmeli yani 45 dakika… Aşağısı kurtarmıyor çünkü
E bizim çalışma düzenimizi az çok biliyorsunuz; bir tek kameraman arkadaş bir de ben varım programda. Bazen gezdiğimiz bir şehri de topu topu bir veya iki günde çekme imkanımız oluyor. Sonra hemen dön, metin yaz, montajını yap… Yayına yetiştir… Bu koşullarda, bu ekiple her hafta 45 dakikalık program yapmak imkansız!
Ama önümüzdeki sezon belki ekibi genişletir ve süresini de uzatabiliriz, kısmet, artık önümüzdeki maçlara bakacağız!
*Bu yazdıklarımızı Gülhan okuyor mu? (Zeki Müren de bizi görecek mi sendromu
) Yazdıklarımıza cevap verecek mi?
Bütün yorumları tek tek okuyup ben onaylıyorum arkadaşlar…Dolayısıyla yazdığınız herşey bana ulaşıyor merak etmeyin! Herkese ayrı ayrı cevap vermeyi ben de çok istiyorum ama daha önce bunun zaman açısından mümkün olamayacağını görmüş olduk…
O yüzden kişisel cevaplar değil de genel bir açıklama teşkil edebilecek şeyler yazmam mümkün olacak sanırım… Baştan anlaşalım da sonra darılmaca kırılmaca olmasın…
Sonuçta ben yazdığınız bütün güzel sözlerle çok mutlu oluyorum ve bana verdiğiniz enerjiyle yoğun bir tempoda çalışırken güç buluyorum inanın… Hepinize tek tek teşekkür ederim o anlamda!
*Programın sonunda çalan şarkı ne?
Seçtiğim bu şarkılar da hep başıma iş açıyor yahu!
Programdan sonra en az 20 – 30 mailde kullandığım şarkılar soruluyor bunu biliyor muydunuz?
Ha sorunun cevabına gelince… Sonny J-Handsfree
*Bu site bu kadar mı kalacak, o kadar da beklemiştik ama! (Şikayet etmezsem çatlarım butonu koyacağım siteye
)
Yok tabii ki değil! Ne o öyle çoçuk kandırır gibi site mi olur saf olmayın!
Eskiden sitede yer alan bütün bilgileri ve kategorleri yavaş yavaş yeniden koyacağım merak etmeyin… Daha fazlası da olacak bittabi… Yaz tatilini bekleyin, o zaman siteyle daha fazla ilgilenmek için zamanım olacak.
Sevgileeeeeerrrr!





















